Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AKP VE LAİKLİK

 

AKP iktidarının en önemli kuramsal ve uygulamalı çıkmazı laiklik konusundadır.

Bir yandan geçmişindeki dine dayalı politika, öte yandan bugünkü seçmen desteğinin içindeki siyasal İslamcı çekirdek, laik ve demokratik bir ülkenin yönetimindeki AKP iktidarını çelişkiler içine itmekte, laik sistemin felsefesi ve yönetim gerekleriyle parti politikasının açık ve kapalı (gizli dememek için) ilkelerinin çatışmasına yol açmaktadır.

Bu çelişki, AKP'nin lider kadrosunu da zorlamakta, örneğin partinin Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan laiklik konusunda konuştuğu zaman hem çok anlamlı olmayan hem de kendi içinde çelişkiler taşıyan sözler söylemektedir.

Bu sütunu izleyen okurlarım anımsayacaklar, böyle bir konuşmasının ardından burada iki hafta üst üste "Tayyip Erdoğan'a Sosyoloji Dersleri" başlığıyla Erdoğan'ın bu tutumunu çözümleyen ve eleştiren iki yazı yazmıştım.

Meraklısı bu yazıları kongar.org adresindeki İnternet sitemde, Aydınlanma başlığı altında bulabilir.

Bugün, Dr. Yalçın Akdoğan'ın, AKP'nin resmi görüşlerinin yansıması olarak yayınladığı Muhafazakar Demokrasi adlı kitapta da aynı çelişkilerin yaşandığına dikkati çekeceğim.

Kitabın 105'inci sayfasında Akdoğan, Laiklik başlığı altında, aslında doğru bir cümle ile işe başlıyor:

"Laiklik devletin tüm dinler ve düşünceler karşısında nötr kalmasını ve eşit mesafeyi koruması sağlayan, inanç farklılıklarının veya farklı mezhep ve anlayışların çatışmaya dönmeden sosyal barış içinde yaşatılabilmesi için takınılan kurumsal bir tutumdur".

Böylece, devletin, farklı din ve mezhepler karşısında bunların arasındaki çatışmayı önleyici görevine, yani aktif müdahale gerekliliğine işaret ediyor.

Ama hemen ardından, "Tekilci, totaliter, jakoben bir ideoloji veya yaşam biçimi olarak algılanan bir laiklik, toplumsal barış değil, çatışma sebebi olabilir" diyerek, kendi yaptığı girişle çelişen bir yargıya varıyor.

Bu cümledeki temel mantık hatası, bütün inançlar ve inanca ilişkin düşünceler karşısında eşit mesafeyi koruma işlevinin, "tekilci, totaliter ve jakoben" diye nitelendirilmesidir.

Laiklik, aynen demokrasi gibi, aktif biçimde kendini yani toplumu korumakla yükümlüdür.

Herhangi bir inancın başka inançlar üzerinde baskı oluşturmasına aktif biçimde engel olur.

Tabii pratikte, ancak çoğunluğun sahip olduğu inanç, azınlıkta kalmış olanların inançları üzerinde baskı oluşturabileceği için, uygulamada, laiklik, bir toplumda azınlıkta kalmış olanların inançlarını, ya da inançsızlıklarını, çoğunluğun baskısına karşı koruma görevi yapar.

Bu anlamda laiklik, inançlar arası eşitlik ilkesi açısından yani çoğulculuğu korumak açısından tek yönlüdür, yani bu ilkenin dışındaki dinci totaliter ilkelere hayat hakkı tanımaz.

Esas olarak bütün toplumu, toplumun içindeki bütün inançları ve yaşamın bütün alanlarını kapsar, çünkü korumakla yükümlü olduğu inanç özgürlüğü bütün topluma ve yaşamın tüm alanlarına yayılmıştır.

Tarihsel gelişim açısından da bütün toplumlarda dinin siyasal egemenliğine karşı çıkan bir yapıda oluştuğu için, ne yazık ki tepeden inme uygulanmıştır.

Bütün bu tarihsel, toplumsal ve siyasal gerçekler ortadayken, tüm bir siyasal tarih dinlerin egemenlik savaşları ile kana boyanmışken, laiklik ilkesini, "tekilci, totatilter ve Jakoben" olmakla suçlamak en hafif deyimiyle, gerçekleri saptırmak olmaktadır.

Kitabın laiklik bölümünde ayrıca iki temel yanlış daha var.

Bunlardan biri Türkiye'deki düzenin sanki gerçekten laikmiş gibi kabul edilme varsayımıdır.

Oysa bugün Türkiye'de gerçek bir laiklik değil, İslam dininin Sünni mezhebinin egemenliği söz konusudur.

İkincisi ise Hıristiyanlık'ta ruhban sınıfının olmasına karşın, Müslümanlıkta böyle bir sınıfın olmamasından dolayı, konunun İslam ülkelerinde farklı ele alınması gereği konusundaki yargıdır.

Bu yargı hem Şii mezhebindeki "mollalar hiyerarşisini" hem de Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne, Şeyhülislamlık'tan Diyanet İşlerine devredilen "fetva müessesini" yok saymaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional