Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

 

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
Emre Kongar - Hayat Yaşadağına Değsin - Kapak


TÜM SEÇKİN
KİTAPÇILARDA

Hayat Yaşadığına Değsin

Hayat, Aşk, Başarı
ve Mutluluk Üzerine
Kongarizmalar

Remzi
Kitabevi


Kitabın tam boy kapağını görmek için tıklayınız.

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı Kutulu

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı (Kutulu Takım)


Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 20 Temmuz 2026

Milli Eğitim Bakanı Yusuf'tan İnciler.

Bakan önce Kurtuluş Savaşı karşıtlığı ile işe başladı.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, Kurtuluş Savaşı'na ilişkin "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" sözleri ve Vahdettin'in İngiliz zırhlısıyla İstanbul'dan ayrıldığı bilgisinin tarih ders kitaplarından çıkarılması büyük tepkilere yol açtı.

Ayrıca, zaten yeni müfredatta son Osmanlı padişahı Mehmet Vahdettin'e ilişkin dikkat çeken bir değişiklik yapılmıştı.

Kitaplarda, saltanatın kaldırılması anlatılırken zaten "kaçtı" denilmiyor, "17 Kasım 1922'de son padişah Mehmet Vahdettin bir İngiliz gemisi ile İstanbul'dan ayrıldı" ifadesi kullanılıyordu.

Yeni kitapta ise Vahdettin'den "Sultan" diye bahsedilirken "İngiliz gemisi" ifadesi çıkarılmıştı.

Vahdettin'in ülkeden kaçışı ise,"Sultan Vahdettin 17 Kasım'da Malta Adası'na gitmek üzere ülkeyi terk etti" ifadeleriyle aktarıldı.

* * *

Cumhuriyet'in 6 Temmuz tarihli haberine göre, AKP milletvekilleriyle bir araya gelen Yusuf Tekin, yeni müfredat düzenlemelerine ilişkin sunum yapmıştı.

Toplantıda, "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin müfredattan çıkarılarak yerine "Milli Mücadele" kavramının kullanılacağını belirten Tekin, "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" ifadelerini kullandı.

Tekin ayrıca, müfredat sadeleştirmesi kapsamında öğrenciler üzerinde "bilişsel yük" oluşturduğu değerlendirilen içeriklerin çıkarıldığını ve bu doğrultuda ortalama yüzde 35 oranında içerik azaltıldığını söyledi.

Buna karşılık Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Tekin'i sert sözlerle eleştirdi.

Tekin için "Gayri Milli ve Eğitimsizlik Bakanı"ifadesini kullanan Özdağ, İstiklal Madalyası'nı hatırlatarak Kurtuluş Savaşı'nın Batı emperyalizmine karşı kazanıldığını vurguladı. Özdağ, Tekin'in Türklük bilincinden nefret ettiğini ifade ederken, "helal süt emmiş Türk tarih öğretmenlerinin"İstiklal Harbi'ni öğrencilere anlatmayı sürdüreceğini savundu.

Gazetemiz yazarı Sinan Meydan ise"Türkiye Cumhuriyeti bugün, dünyaya örnek olmuş Türk Kurtuluş Savaşı'ndan rahatsız olan bir Milli Eğitim Bakanına sahip. Gerisini artık siz düşünün" diyerek Tekin'e şu sözlerle tepki gösterdi:

"Milli Eğitim Bakanı farkında olmasa veya kabul etmese de Atatürk'ün önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı sadece Türk ulusunun bağımsızlığını sağlamakla kalmamış aynı zamanda ezilen sömürülen tüm mazlum uluslara örnek olmuştur. Dünyada bağımsızlık çağının kapısını açmıştır.

Gerçek şu ki, Türkiye Cumhuriyeti bugün, dünyaya örnek olmuş Türk Kurtuluş Savaşı'ndan rahatsız olan bir Milli Eğitim Bakanına sahip. Gerisini artık siz düşünün."

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi de Yusuf Tekin'e tepki gösterdi.

ADD Eskişehir Şubesi Başkanı Mehmet Avci, Tekin' in müfredatta "Kurtuluş Savaşı" ifadesi yerine "Milli Mücadele" kavramının kullanılmasına ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi.

Avci, yapılan değişikliğin tarihimize, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine ve şehitlerin hatırasına saygısızlık olduğunu belirterek, Bakan Tekin 'i istifaya davet etti.

* * *

Cumhuriyet'in 7 Temmuz tarihli Aytunç Ürkmez haberine göre, eski Ankara Baro Başkanı Av. Tuncay Alemdaroğlu ile Av. İsmail Sami Çakmak, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Türk ulusunun haklı özgürlük mücadelesi "Kurtuluş Savaşını" hedef alan ifadeleri ve Türk tarihi üzerinde dezenformasyon yapan eylemlerine yönelik suç duyurusunda bulundular.

İkili dilekçesinde; Bakan Tekin'in bu eylem ve söylemleriyle Anayasa'nın "Başlangıç" bölümü ile eğitim - öğretimin Atatürk ilke ve devrimleri ile çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağını hükmeden 42. maddesine aykırı olduğunu vurguladı.

Ayrıca ikili; bakanın söz konusu eylem ve söylemlerinin "Milli Eğitim Temel Kanunu"na ve "Talim ve Terbiye Kurulu Yönetmeliği"ne aykırı olduğunu da ekledi.

Dilekçede "Emperyalist işgal güçlerini bu topraklardan atmak için verilen savaşın adı Kurtuluş Savaşı, bu savaşın sonunda kurulan devletin adı da Türkiye Cumhuriyeti'dir" ifadelerini kayda geçiren ikili; "Bakan Tekin, bu bilgileri ders kitaplarından çıkarmaya kalkışmakla geleceğimiz olan çocuklara ve gençlere yalan bilgi vermiş olmanın ötesinde; Kurtuluş Savaşı'nı veren Türk varlığına, devleti ve ülkesi ile bölünmezliğine, Türk milletinin tarihine ve manevi değerlerine, Cumhuriyet'in kurum ve kazanımlarına açıkça saldırmakta, bunları silme amacındadır. Bu ise Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmayı amaçlayan kişisel bir eylemdir" dedi.

İkili; Bakanın eylem ve söylemlerinin "Türk Ceza Kanunu"ndaki (TCK) "Devletin bağımsızlığını zayıflatma veya birliğini bozma (madde 302)" ve "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ön gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs (madde 309)" suçları kapsamında "suçüstü hali" olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte madde 309 kapsamında söz konusu suçun oluşumu için "cebir ve şiddet"uygulanması gerektiğini anımsatan ikili;"Ancak eylemin kamu gücü kullanılarak yapılması halinde cebir ve şiddet unsurunun gerçekleşmiş olduğu yerleşik yargı kararları ile kabul edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Bu gerekçelerle ikili; Bakan Tekin hakkında söz konusu Anayasa ve TCK maddeleri uyarınca soruşturma başlatılmasını, ders kitaplarına yönelik değişikliğin önlenmesi, değişiklikler gerçekleştirildiyse iptalini istedi.

Dilekçe hakkında gazetemiz Cumhuriyet'e açıklamalarda bulunan Av. Çakmak ; "Bu dilekçesinin mevcut siyasal ortamda işleme konmayacağını, görevini yapması gereken Cumhuriyet Savcılarının da bu dilekçeyi görmezden geleceğini biliyoruz; ancak Bakan Tekin'in açıklamaları kabul edilecek, sadece açıklama ve tepkilerle geçiştirilecek eylem ve söylemler de değildir. Bu nedenle suç duyurusunda bulunduk, takibini Türk milletinin vicdanına bırakıyoruz" dedi.

* * *

Bu çıkışıyla tepki toplayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin kendi öğrencilik dönemi ile ilgili bazı aykırı iddialarda da bulundu.

"Rize'de öğrenciyken bir tane kırtasiye vardı.

Ders kitaplarımızı o kırtasiyeye sipariş veriyorduk, parasını veriyorduk, kitaplar 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmişti.

Şimdi okullar açıldığı gün çocuklarımızın masasında her yıl yenilenen ders kitapları var.

Ben öğrenciyken 70 küsur kişiydi bizim sınıfımız.

Ben öğrenciyken okulda sınıflarımızda soba bile yoktu, sobalı okullar lüks okul kabul ediliyordu.

Sabahleyin okula giderken annem fileyle, her arkadaşımız okula odun getiriyordu.

Bunlar arkadaşlar milattan önceden bahsetmiyorum, bundan 30 yıl öncesinden bahsediyorum.

Şimdi ne istiyoruz? Şimdi diyoruz ki okullarımızda çocuklarımız derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla muadil çağdaş ülkelerdeki gibi olsun istiyoruz.

Çocuklarımız teknolojik donanıma sahip olsun istiyoruz."dedi.

Buna karşılık, hem Rize'de okumuş olan hem de onunla aynı yaşlarda olan kişiler çok sert yalanlamalar yayımladılar.

ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt da şöyle bir yanıt verdi:

"Tabii ya, sizden önce biz mağaralarda yaşıyor, önümüzde arkamızda yaprakla dolaşıyor, okul nedir, soba nedir bilmiyor, bardak, buzdolabı, traktör tanımıyor, elifi görsek mertek sanıyorduk.

Zaten Kurtuluş Savaşını (pardon Milli Mücadele mi diyecektik?) bile Osmanlı batarken tatilde olan evliyaların mesaiye başlayıp yardımınıza koşmasıyla kazanmıştık.

Cahit Arf'i, İhsan Ketin'i, Hulusi Behçet'i, Gazi Yaşargil'i, Aziz Sancar'ı, Feza Gürsey'i, Dilhan Eryırt'u, Muazzez İlmiye Çığ'ı ve daha birçok bilim insanını, Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Cemal Reşit Rey, Ahmet Adnan Saygun, Abidin Dino, Nuri İyem gibi sanat dehalarını da hep siz yetiştirdiniz, hepsi sizin dünyaya parmak ısırtan muhteşem eğitim sisteminizin milletinizin yüzünü ağartan ürünleri, değil mi bay Yusuf?

#AtatürkteBirleşmeZamanı

#YenidenAtatürkCumhuriyeti

@add_genelmerkez"

* * *

Yusuf Tekin'nin geçmişi hakkında haber sitelerinde yer alan ve tekzip edilmemiş olan haberlere göre geçmişinde dikkat çeken bazı garip atamalar var; bunların özeti şöyle:

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2002'de doktorasını tamamlayarak Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ne öğretim üyesi olarak atandı.

2007'de aynı bölümde doçent oldu. 2009'da Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi'ne atandı.

Profesörlük için 5 yıl doçentlik şartı bulunmasına rağmen Tekin bu süreyi tamamlamadan profesörlük unvanını aldı.

Erdoğan'ın gözde bürokratıydı

Tekin, 2011'de de gençlik ve spor bakanı yardımcılığına atandı.

2013'te Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığına getirildi.

2018'de Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı sistemine geçmesiyle müsteşarlık makamı kaldırılınca Tekin, akademisyenliğe geri döndü ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'ne profesör olarak atandı.

Erdoğan 3 yıl şartını kaldırdı

Tekin'in akademisyenliğe döndüğü dönemde rektörlük için 'en az üç yıl profesörlük yapma' şartı vardı.

13 Eylül 2018'de, cumhurbaşkanı kararnamesiyle bu şart kaldırıldı.

O kararnamenin hemen ardından Tekin, 15 Eylül 2018'de Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi rektörü olarak atandı.

Tekin atandıktan sonra rektör olabilmek için 3 yıl profesör olma şartı yeniden getirildi.

Tekin, eğitim bakanlığına atanana kadar da aynı üniversitede rektör olarak görev yapıyordu.

* * *

İkinci Abdulhamit'in son maarif nazırı Mustafa Haşim Paşa'nın "Şu mektepler olmasa, maarif'i ne güzel idare ederdim" şeklinde söylediği iddia edilen sözü anımsatan, tarihi bile kendi ideolojisine göre çarpıtmaya çalışan bir yeni Milli Eğitim Bakanımız özenle yaratılmış ve göreve getirilmiş anlaşılan.

 


İstanbul On Kapak NUTUK - Emre Kongar Seçkisiyle

KİTAPÇILARDA

DİREN - Demokrasi İçin Manifesto Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1)Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi Tele1 Televizyonu Koln Kutuphane StoryTel

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Temmuz 2026

Valid HTML 4.01 Transitional