Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak

PİYASAYA
ÇIKTI


YENİ BÖLÜMLERLE
GENİŞLETİLMİŞ BASIM

EMRE KONGAR


 

TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEK


 

Remzi
Kitabevi

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 17 Temmuz 2017

15 Temmuz'daki Soru İşaretleri

Cumartesi günü, 15 Temmuz Kalkışma Teşebbüsü'nün bastırılmasının birinci yıldönümü kutlandı.

AKP-Erdoğan iktidarı, başta Türk Silahlı Kuvvetler'in ana gövdesi olmak üzere, tüm toplumun karşı çıkarak bastırdığı bu Kalkışma Teşebbüsü gününü, sanki AKP tek başınaymış gibi andı ve çok yanlış yaptı:

Çünkü böylece artık iktidarda ne denli yalnız kaldığını bir kez daha vurguladı.

Oysa toplumun bütün Demokratik güçlerini yanına/arkasına alarak bir kutlama yapsaydı, hem kendi iktidarını, hem de ülkedeki Demokratik Rejimi daha güçlendirmiş olurdu.

Ama zaten 16 Nisan 2017 şaibeli Halkoylaması'ndan sonra, ülkede güçlendirilecek bir Demokrasi de kalmadı, çünkü iktidar artık Demokratik bir rejim hedefliyor gibi de görünmüyor.

* * *

15 Temmuz 2016 Kalkışması ile ilgili karanlık pek çok nokta var:

Kalkışmayı araştırmakla görevli olan Meclis Komisyonu, Fethullah Gülen Cemaati'ne yakınlığı bilinen bir milletvekilinin başkanlığında çalıştığı ve raporuna, Meclis Başkanlığı'na teslim edildikten sonra bile CHP aleyhine bölümler eklenmek istendiği için, toplumu tatmin etmekten çok uzak.

En çok tartışılan konulardan biri iktidarın bu Kalkışmayı önceden haber aldığı halde neden tümüyle engelleyemediği.

Bu konuda araştırmacı yazar Müyesser Yıldız kendi Facebook sayfasında 'Darbenin Saati 03:00 müydü' diye bir makale yazdı.

Bu makaleyi aşağıya alıntılıyorum.

* * *

MÜYESSER YILDIZ·16 TEMMUZ 2017 PAZAR

"Darbenin Saati 03.00 müydü?

AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar birkaç ay önce, 'Bugün doğru bildiklerimiz yanlış, yanlış bildiklerimiz doğru, kahraman bildiklerimiz vatan haini, hain bildiklerimiz kahraman olabilir. 15 Temmuz'a dair bütün paradigmanın yeni itiraf ve açıklamalarla alt üst olabileceğini düşünüyorum' demişti.

Geçen 1 yıllık süreçte 15 Temmuz ertesi kamuoyuna yansıyan/yansıtılan pek çok bilginin doğru olmadığı görüldü.

Mesela;

1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın o gece Erdoğan'a, 'İstanbul'a gelin, ben sizin güvenliğinizi sağlarım' dediği söylendi. Ancak Dündar, Erdoğan'la aralarında kesinlikle böyle bir konuşma geçmediğini açıkladı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın darbe sonrası MGK toplantısında 15 Temmuz gecesi birliklere iletilmek üzere verdiği 'uçuş yasağı' talimatlarının fakslanmak yerine yırtıldığını anlattığı öne sürüldü. Bunun da doğru olmadığı, Akar'ın saat 18.30'da verdiği emrin 19.06'da ilgili harekât merkezlerine ve bizzat İstanbul'da bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'a ulaştığı anlaşıldı.

AKP Milletvekili Şaban Dişli'nin kardeşi darbeci general Mehmet Dişli'yi 16 Temmuz sabahı gittikleri Çankaya Köşkü'nde Hulusi Akar'ın gözaltına aldırttığı anlatıldı. Lâkin Dişli'nin o gün Köşk'te saat 15.30'a kadar bakanlarla birlikte kriz masasında görev yapıp, darbecileri ikna etmeye çalıştığı, daha sonra gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Erdoğan darbe günü MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan kendisine herhangi bir bilgi gelmediğini söylerken, hem dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler, hem Fidan, Erdoğan'ın koruma müdürünün arandığını savundu.

MİT'e giden Binbaşı O.K.'nın, 'MİT Müsteşarının kaçırılacağı' ihbarında bulunduğu anlatılırken, Binbaşı O.K.'nın ifadesinde, 'darbe' uyarısı yaptığı da tespit edildi.

-MİT Müsteşarının Gidişine Niye İzin Verdiler?-

Bu örneklerden sonra darbeyle ilgili bir başka bilgiye geçelim.

Genel kanaat; Darbenin 03.00'te planlandığı, ancak MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Genelkurmay'a gelmesi üzerine deşifre olduklarını düşünen darbecilerin bunu öne aldıkları şeklinde.

Nitekim Genelkurmay Başkanı Akar TBMM Komisyonu'na gönderdiği cevapta, 'Bu ihbar en başından itibaren çok ciddi bir şekilde ele alınmış ve gerekli tedbirlerin tereddütsüz alınması ve icra edilmesi sağlanmıştır. Kanaatimce, alınan bu tedbirlerden dolayıdır ki, hainler paniğe kapılarak, daha sonra sanık ifadelerinden öğrendiğimize göre geç saatlerde yapmayı (saat 03.00) planladıkları işi öne almak suretiyle erkenden ifşa olmuşlar ve böylelikle darbe girişiminin akamete uğramasındaki önemli bir faktör gerçekleşmiştir' dedi.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan da yine TBMM Komisyonuna şu bilgiyi verdi:

'Örgüt mensuplarınca daha sonra verilen ifadelerde; 'MİT Müsteşarının Genelkurmay Karargâhına gelmesi ve akabinde Genelkurmay Başkanı tarafından tüm askeri uçuşlar ile Ankara Garnizonundaki askeri intikallerin ikinci bir emre kadar durdurulması üzerine darbe girişiminin başlama zamanının, 16 Temmuz 2016 saat 03.00'den, 15 Temmuz 2016 saat 20.30 civarına alındığı' belirtilmiştir.'

Burada durup, bazı soruları tekrarlayalım.

Binbaşı O.K. MİT Müsteşarının kaçırılacağını bildirdiği halde, Fidan rahatlıkla Genelkurmay'a gidiyor. Hulusi Akar ve Yaşar Güler'e güveninin tam olduğunu bildiğimizden 'normal' diyelim. Lâkin madem darbeciler bu ziyaret üzerine panikliyor ve ifşa olduklarını düşünüyor, Fidan'ın çıkıp gitmesine neden izin veriyorlar? Tamam Karargâhı basan Özel Kuvvetlerdeki darbeciler Fidan'ın ayrılmasından 5 dakika sonra geliyor, ama 'Yurtta Sulh Konseyi' içinde yer aldığı ortaya çıkan Akar'ın Özel Kalem Müdürü Ramazan Gözel ile baş darbecilerden olduğu anlaşılan Yaveri Levent Türkkan acaba çıkışta niye Fidan'ı engellemiyor?

MİT Müsteşarını kaçırma ve darbe planlarının yapıldığı Kara Havacılık Komutanlığı'ndan Karargâha gelen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ı içeri girdiği anda derdest ettiren Ramazan Gözel'in, Hakan Fidan'la ilgili plandan haberinin olmaması mümkün mü?

-Darbeciler Çolak'ı Akar'la Niye Görüştürdü?-

Bir başka soru; MİT Müsteşarının gelişi kadar Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak'ın Kara Havacılık Komutanlığı'na gidişinin de darbecileri panikletmesi gerekiyor, değil mi?

MİT Müsteşarı Fidan'ın Genelkurmay'a gelip, ihbarı bildirmesinin ardından Akar'ın Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak'ı yanına bir savcı ve Merkez Komutanını alıp, Kara Havacılık Komutanlığı'nda inceleme emri verdiği malûm.

Çolak buraya gittikten sonra birkaç kez Akar'la telefonla görüşüyor. Nereden biliyoruz? Akar'ın ifadesinde net bir bilgi olmasa da Çolak'ın ifadelerinden.

Çolak 18 Temmuz'daki ilk ifadesinde Akar'la görüşmeleri hakkında şunları anlattı:

'Saat: 18:50 sıralarında Kara Havacılık Komutanlığına ulaştım... Ben orada bulunan görevlilere çeşitli sorular sorarak bir şeyler almaya çalıştım, ancak herhangi bir bilgi alamadım, olağanüstü bir durum da tespit edemedim. Olay çok iyi kamufle edilmişti. Benim tesislerdeki bu faaliyetim 21:35'e kadar devam etti... Bu arada da Genelkurmay Başkanımıza da telefonla sürekli bilgi verdim. En son 21:35 sıralarında Genelkurmay Başkanımızı telefonla bilgi vermek amacıyla aradığımda Genelkurmay Başkanımızın Emir Subayı Piyade Yarbay Levent Türkkan bana telefonda çok rahat bir ses tonuyla 'komutanım Genelkurmay Başkanımız sizi ve özellikle Kurmay Başkanımız İhsan Uyar'ı Karargaha bekliyor' dedi. Levent Türkkan ben kendisinin daha önce yani tesislerde Genelkurmay Başkanımızla görüşmek için Genelkurmay Başkanımızı aradığımda Genelkurmay Başkanımıza telefonda bağlantı kurdu, ancak en son görüşmemizde Genelkurmay Başkanımızla beni görüştürmeden doğrudan yukarıda belirttiğim şekilde bizi karargâha davet etti.'

Çolak'ın 14 Ekim'deki ek ifadesinde bu konuda daha detay bilgiler var. İşte söyledikleri:

'Tümgeneral Hakan Atınç'ın odasındayken Genelkurmay Başkanı emir subayı benim Kara Havacılık Komutanlığında olduğumu öğrenerek (muhtemelen kara havacılık komutanlığındaki hainler tarafından bildirilmiş olabilir) Sayın Genelkurmay Başkanı ile telli hattan beni görüştürmüştür. Sayın komutana şu anda saatin 19:12 olduğunu ve Kara Havacılık Komutanlığında herhangi bir hareketlilik gözlemlenmediğini, B-200 uçağının çıkış için hazır beklediğini maskelemeyi başarı ile yaptığımı merkez komutanı, kurmay başkanı ve askeri savcının kışlaya girmek üzere olduğunu, biraz sonra detaylı inceleme için hangarlar bölgesine gideceğimi belirttim. Sayın Komutan, Kara Havacılık personelinin savcı ve merkez komutanının gelişini anlamaması için merkez komutanı ve askeri savcının kesin olarak kışla içine sokmamamı, dışarıda bekletmemi belirterek, 'hangarlar bölgesinde yine görüşelim' emrini vermiştir.... Hangarlar bölgesinde yaklaşık 45 dakika kadar inceleme yapmaya müteakip Sayın Genelkurmay Başkanımızla ikinci kez telefonla görüşüp durumun sakin olduğunu, meydanda hareketlilik olmadığını, hangar kapılarının kapalı olduğunu, durumu maskelemek için CH helikopter kabul töreni hazırlıklarını yaptığımı belirtiğimi söyledim. Sayın komutan alaydaki pilotlarla görüşmemi, gerekirse onlarla çay içmemi ve sohbet ederek ağızlarından laf almamı denememi rica ettiler... Herhangi bir tespitte bulunamadığım için 21:25 civarında kara havacılık komutanlığından araçla ayrıldım... İstanbul yolundan karargaha dönerken saat 21:28 civarında 3. defa Genelkurmay Başkanımızı arayıp bilgi vermek istedim. Genelkurmay Başkanımızın Emir subayına beni komutan ile görüştür dediğimde o da, 'telefonu başkana ver, başkana ver' diye bir ses duyduktan sonra telefon kapandı. Ben kendi emir subayıma hat düştü, tekrar deneyelim diye emir verdim. Bu esnada araç ile İstanbul yolundan sapıp Atatürk Orman Çiftliğine yakın Devlet Demir Yolları köprüsüne varmadan bir cepe aracı çektirerek ve emir subayı ile şoförü çıkartarak bir müddet bekledim. Bu esnada emir subayı Genelkurmay emir subayına ulaşmaya çalışıyordu. Ben yanımdaki Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar'a, 'benim için rahat değil, bir daha dönüp kara havacılık komutanlığına bakalım' dedim. Planım yaklaşık iki km. kadar sonra yoldan sapıp, alt yoldan geri dönerek Kara Havacılık Komutanlığına gitmek iken emir subayım, Genelkurmay Başkanı emir subayını bulduğunu belirterek, telefonu bana verdi. Kendisi ile görüşürken, 'Komutanım Genelkurmay Başkanı sizi ve özellikle Kurmay Başkanını karargaha acele bekliyor' dedi.'

Soru şu; O akşam hiç kimse Akar'a ulaşamıyor. Daha doğrusu özel kalemdeki darbeciler, 'müsait değil, size sonra dönelim' diyerek, kuvvet komutanları dahil kimseyi Akar'a bağlamıyor da darbe planlarının merkez üssüne giden, belki de hazırlıkları tespit edip, ortaya çıkaracak olan Çolak'ı neden görüştürüyorlar?

-İstanbul'daki Düğünün Basılması Ne Zaman Planlandı?-

Darbenin gerçek saatinin 03.00 olduğu bilgisine dönersek;

O gece Konya 3. Ana Jet Üssü'nden gelip, İstanbul'daki meşhur düğünü basan MAK Timinin Komutanı eski Binbaşı Gökhan Maldır'ın ifadesi bu konudaki ezberleri bozacak nitelikte.

Darbeden bir gün önce Filo Komutanı Alparslan Şahin'in kendisi ve pilot Binbaşı Mehmet Fatih Özkan'ı çağırıp, Hava Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in İstanbul'da beklediğini, onunla görüşmeleri gerektiğini söylediğini, bunun üzerine o akşam İstanbul'a giderek, Hava Harp Okulu'nda Sönmezateş'le görüştüklerini belirtip, şunları anlattı:

'Gökhan Sönmezateş, bana ve Mehmet Fatih Özkan'a yarın itibariyle sıkıyönetim ilân edilecek, bu kapsamda İstanbul'daki havacı Generallerin korunması ve emniyetli bir yere nakli görevinin bize verildiğini söyledi. Biz Sönmezateş'e şaşırarak, 'ne sıkıyönetimi' diye sorduk. O da gerekli komuta kademesi silsilesi içinde bu kararın alındığını, bizim sadece komutanların korunması işlemini yapacağımızı söyledi ve komutanlarımızı emniyetli bir bölge olan Akıncılar Hava Üssüne götüreceğimizi söyledi.'

Bu görüşmeden sonra ertesi sabah Konya'ya dönüp, hazırlıklara başladıklarını ve arabalara 4'erli 5'erli binerek, öğlen 13:00-14:00 gibi Konya'dan çıkıp, saat 20.00 gibi İstanbul Samandıra'daki askeri birliği vardıklarını kaydeden Maldır şöyle devam etti:

'Şu an hatırladım. Sönmezateş General ile görüşürken kendisi bize generallerin o gün Fenerbahçe Modalar Düğün Salonunda olacaklarını bildirmişti. Bizim de helikopterle oraya gidip onları alacağımızı söylemişti. Helikopter geldi. Helikopterlere bindikten sonra 10 dakika gibi bir uçuştan sonra belirtilen yere vardık.'

Maldır'ın iddiası doğruysa; Moda'daki düğün salonunun basılarak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal başta olmak üzere buradaki komutanların derdest edilmesi 1 gün öncesinden kararlaştırılmış demektir.

Bu durumda MİT Müsteşarının Genelkurmay'a gidişi üzerine darbe planının ifşa olduğu ve saatin öne çekildiği tespiti de tartışmalı hale gelmiyor mu?

Müyesser YILDIZ

16 Temmuz 2017

* * *

Evet değerli okurlarım, 15 Temmuz 2016 Kalkışma Teşebbüsü ile ilgili olarak, aydınlatılması gereken daha pek çok soru olduğu ortada.

Dilerim zaman içinde bunların bir bölümü aydınlığa kavuşturulur.

 


ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

KİTAPÇILARDA

Gezi Direnişi-Kapak Icimizdeki Zalim-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Temmuz 2017

Valid HTML 4.01 Transitional data-count-url="https://dev.twitter.com/web/tweet-button"