Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 
İstanbul On Kapak


TÜM SEÇKİN

KİTAPÇILARDA

1940'lardan Bugüne Efsaneler, Anılar, İzlenimler


 

İSTANBUL


 

Remzi
Kitabevi

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 26 Temmuz 2021

Türkiye'nin IŞİD ve Taliban'la benzerlikleri yoktur.

Sevgili okurlarım, bugünkü GÜNCEL'i Cumhuriyet'in iki yazarının dünkü yazılarına ayırıyorum.

Önce Işıl Özgentürk'ün yazısı:

Son Kız *

25 Temmuz 2021 Pazar

En sevdiğim deniz Assos'a giderken yanıma kitap almayı unutmuşum, birlikte tatil yaptığımız kız kardeşim benim onun okuduğu kitaba göz koyduğumu hissedince tatil yörelerinde pıtrak gibi çoğalan korsan bir kitapçıdan kitap alıp kendi kitabını sağlama almayı düşünmüş. Elinde bir kitapla çıkageldiğinde çok sevindim. Kitabın adı: SON KIZ.

Olacak iş değil, kardeşim denizden esen rüzgârın serinlettiği kıyıda en okunmayacak kitabı bulup getirmiş. Nedenini açıklayacağım. Kitap, Kuzey Irak'ta küçük bir kasaba olan Koço'da doğan ve yirmisine kadar orada yaşayan bir Ezidi kızı tarafından yazılmış. Yazar Nadia Murad, Koço'da çoğu akraba olan köyde büyüyor, okula gidiyor, ailesine ait tarlalarda çalışıyor, koyunları otlatıyor ve geceleri tüm ailenin birlikte yattığı evlerinin damında Ay'a bakıp ileride bir kuaför salonu açmayı hayal ediyor.

Nadia henüz yirmi yaşındayken 15 Ağustos 2017'de tüm hayallerini terk etmek zorunda kalıyor. IŞİD militanları o gün Koço'ya giriyor ve orada yaşayan halkı öldürmeye başlıyorlar. Erkekler ve seks kölesi olamayacak kadar yaşlı kadınlar hemen öldürülüyor. Nadia'nin annesi ve altı ağabeyi de öldürülenler arasında. Ölü bedenler toplu mezarlara atılıyor. Nadia ise Musul'a götürülen yüzlerce Ezidi kızı ile birlikte köle pazarlarında satılıyor. Nadia pek çok IŞİD militanının seks kölesi oluyor, diğer kız kardeşleri gibi defalarca tecavüze uğruyor, kaçmaya çalışıyor ama yakalanıyor ve sokak ortasında kırbaçlanıyor. Birlikte kuaför salonu hayalleri kurduğu kız kardeşinin intiharına tanık oluyor. Sonra bir gün kıl payı Musul sokaklarında kaçmayı başarıyor ve Sünni bir Arap ailesinin en büyük oğlu tüm tehlikeye rağmen onu saklıyor. Ve yıllar sonra Nadia, yeryüzündeki bu katliamı anlatma fırsatını buluyor ve 2017 yılında Nobel Barış Ödülü alıyor.

Şimdi bu kitabın serin bir deniz kıyısında neden en okunmayacak kitap olduğunu anlatabildim mi? Kitabı okurken öyle bir utanç duygusu beni sardı ki, bir süre deniz bile karardı. Nasıl kararmasın; haberlerde, sosyal medyada akın akın Van sınırından giren Afganları izliyorum. Tuhaf bir durum var. IŞİD militanlarının güney sınırımızdan ellerini kollarını sallayarak girdiğini, hastanelerimizde tedavi edildiklerini ve halen ülkemizde yaşadıklarını unutmuş değilim. Şimdi de Afgan mücahitler, kimse kimseyi kandırmasın, bu gelenler Taliban zulmünden kaçan Afganlılar değil. Hepsi genç, hepsi sapasağlam ve içlerinde hiç kadın ve çocuk yok. Ayrıca İran bunları TIR'larla getirip bizim sınırda bırakıyor. Bunlar Taliban'dan kaçan Afgan halkıysa İran neden kabul etmiyor, bize yolluyor? Bazılarınız beni mülteci düşmanı ilan edebilir. Afganistan önce Rusya'nın daha sonra Amerika'nın işgal ettiği, özellikle Taliban'ın bu ülkenin toplum yapısını bozmak için bizzat Amerika gizli servisi tarafından oluşturulduğu bilinen bir şey. Sonra bu örgüt onların da başına bela oluyor ama asıl Afgan halkının başına bela oluyorlar. Şimdi biz Taliban örgütüyle nasıl anlaşmalar yaptık ki, Afgan mücahitler ülkemize gelmeye başladı, ne oluyor? Birileri bana anlatsın.

Taliban'ı zulmünü anlatan bir filmle yazımı bitirmek istiyorum. Filmin adı OSAMA: Daha önceleri de anlatmıştım, tekrar anımsamakta fayda var. Film bir avuç, ölümü göze alan Afgan film ekibi tarafından, İranlı sinemacıların yardımıyla çekiliyor. Osama küçücük bir kız çocuğu, babası iç savaşta ölmüş, Taliban kadınların çalışmasını yasakladığı için anneannesi, annesi ve o, açlık sınırında. Çaresizlik içindeki anneannenin aklına bir halk masalı geliyor. Masalda gökkuşağının altından geçenler cinsiyet değiştiriyorlar. Anneanne masalı anlatıp ardından bir rüya gördüğünü söylüyor, rüyasında Osama bir gökkuşağının altından geçiyor. O artık bir erkek. Osama'nın saçları kesiliyor, bir erkek mintanı ve şalvar giyiyor ve annesi onu Taliban'a karşı olan bir manavın yanına çalışsın diye veriyor. Osama eve ilk kez bir karpuz götürdüğünde ev ahalisi bayram ediyor. Tam işler öyle giderken bir emir çıkıyor, tüm erkek çocuklar dini eğitim görmeleri için ailelerinden alınıp bir okula kapatılıyorlar. Osama da orada. Bir din öğretmeni Osama'dan şüpheleniyor ve çocuklar bir gün bahçede hava alırken, bağırarak, eliyle Osama'yı işaret ediyor: "İçimizde bir şeytan var! O bir kız!" Çocuklar yakalamak için Osama'ya doğru koşuyorlar, Osama kendini bahçedeki kör kuyuya atıyor, çıkarıyorlar ama yaşadığı heyecandan regl oluyor ve seks pazarında satılmaya gönderiliyor. Film, üç karılı bir yaşlı adamın Osama'yı satın almasıyla bitiyor. Ama son bir sahne var. Yaşlı adam fıçı gibi bir şeyin içine batıp çıkarak gusül abdesti alıyor.

Canınızı sıktım mı, benim de canım sıkılıyor.

* SON KIZ, Nadia Murad, Epsilon Yayınları.

* * *

Şimdi de Zülâl Kalkandelen'in yazısı:

Cumhurbaşkanı'nın Taliban açıklaması anayasaya aykırı

25 Temmuz 2021 Pazar

Yaklaşık iki hafta önce Afgan bir kadın, bir erkekle telefonda konuştuğu için halkın içinde 40 kez kırbaçlandı.

Taliban'ın Afganistan'ın bazı bölgelerinde güç kazanmaya başlamasıyla birlikte, aynı 2001 öncesinde olduğu gibi, kadınların yanlarında bir erkek olmadan ve burka giymeden evden ayrılmalarının yasaklandığını duyuran bildiriler dağıtıldı.

Taliban'ın kontrol ettiği yerlerde kadınların eğitimine, hareket özgürlüklerine ve kıyafetlerine yeniden kısıtlamalar getirilmeye başlandı.

Tam da bu sırada AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, dehşet verici bir açıklama yaptı:

"Nasıl ki ABD ile bazı görüşmeleri Taliban yaptıysa, Taliban'ın bu görüşmeleri Türkiye ile daha rahat yapması lazım. Çünkü Türkiye'nin inancıyla alakalı ters bir yanı yok, onlarla bu konuları daha iyi görüşebileceğimize ihtimal veriyorum."

İki cümlenin içine bunca yanlışı nasıl sığdırdı, insan hayret ediyor!

Taliban, herkesin bildiği gibi, Vahabi/Selefi çizgisinde, şeriatçı bir örgüt. Teokratik bir devlet kurma hayali için, öncelikle Müslümanlığı kendilerinden farklı yaşayan vatandaşlarını ve kendi dininden olan insanları katlediyor.

Vahşi, ilkel ve şiddet dolu uygulamalarıyla toplumu 21. yüzyılda zifiri karanlığa gömmeyi tasarlayan bir ideolojiyi Afgan halkına dayatan bir örgüt Taliban. Savundukları sistemde, toplumsal yaşamda kadının yeri yok. Birçok ilahiyatçının da vurguladığı gibi, yaydıkları inancın Anadolu Müslümanlığı ile de ilgisi yok.

'TÜRKİYE'NİN İNANCI' DİYE BİR İFADE KABUL EDİLEMEZ

Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'yi temsilen yaptığı açıklama anayasaya aykırıdır. Çünkü yürürlükte olan anayasada, Türkiye'nin "laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti" olduğu yazıyor.

Ülkede ne demokrasi kaldı ne hukuk ne de laiklik biliyorum ama bu ilkelerin çiğnendiğini her defasında yazmak ve kayda geçirmek de biz gazetecilerin görevi!

Öncelikle "Türkiye'nin inancı" diye bir ifade kabul edilemez. Ülkenin inancı olmaz, bireylerin inancı olur. Bu ülkede Müslümanlık dışında farklı inançlara sahip ve inançsız vatandaşlar da var. Ülkedeki çoğunluğun inancını herkesin benimsediğini varsayan bir açıklama yapılamaz.

"Erdoğan, AKP Genel Başkanı sıfatıyla böyle bir açıklama yaptı herhalde" diyenler var. Oysa onu da yapamaz. Çünkü anayasanın 68. maddesinde "Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır" yazar ve devamında, siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin, "laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağı" şartı koşulur.

Sonuç olarak, anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddeleri değiştirilmediği sürece, devletin en yetkili makamında oturan kişinin ve bir siyasi parti başkanının "Türkiye'nin inancı" ifadesini kullanması laikliğe aykırıdır.

ŞERİATÇI TALİBAN İLE TABAN TABANA TERS!

Erdoğan'ın sözlerinin dış politikadaki gelişmelerden kaynaklandığı elbette açık. Biden ile görüştüğünde, NATO'nun bölgeden çekilmesinden sonra Kâbil'deki havaalanını işletmeyi ve korumayı teklif etti. Buna karşılık ABD'den mali, siyasi ve lojistik destek konusunda sözler alındı. Taliban ile uzlaşmadan havaalanına girilemeyeceğini bildiği için din üzerinden yakınlık kurmaya çalışıyor.

Neresinden bakarsanız bakın, yanlışlarla dolu bir politika bu. Ne yazık ki Türkiye'yi Afgan batağına çekerek oradaki çatışmaların ortasına atacak!

Din ve mezhep temelli, ümmetçi bir anlayışla yürütülen politikaların ülkeyi getirdiği nokta, sonunda Türkiye'yi Taliban ile inanç üzerinden buluşturmak oldu. Ama hiç kimse sanmasın ki Türkiye'de halk bunu bir oldubitti olarak kabul edecek...

Halkın ezici çoğunluğunun, kafa uçuran, kadınları kırbaçlayıp recm eden, insanların elini kesen, kız çocuklarının okumasını ve kadınların çalışmasını yasaklayan, burkayı zorunlu kılan, kadınları toplumsal hayattan dışlayan şeriatçı Taliban'la en ufak bir yakınlığı yoktur.

Şahsen böyle bir güruhla taban tabana ters olduğumu, bu yazıyla beyan ederim!

 


NUTUK - Emre Kongar Seçkisiyle

KİTAPÇILARDA

DİREN - Demokrasi İçin Manifesto Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi Tele1 Televizyonu Koln Kutuphane

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 26 Temmuz 2021

Valid HTML 4.01 Transitional