Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

TELEVİZYON ÖLÇÜMLERİ ARACILIĞIYLA TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

 

Günümüzde bir toplum esas olarak, resmi eğitim ve medya aracılığı ile biçimlendirilir.

Her rejim kendi vatandaşını resmi eğitim yoluyla yaratır.

Resmi eğitim, çocuklara dil, tarih, coğrafya, kültür ve bütün bunların toplamı olarak bir yaşam biçimi aktarır.

Tabii çağdaş ve demokratik toplumlar, vatandaşlarını "yurttaşlık bilincine dayalı demokratik bir yaşam biçimi" ekseninde eğitir.

Mustafa Kemal Atatürk bu süreci bildiği ve Cumhuriyet'in resmi eğitimine, okullarına güvendiği için, yeni kurulan Cumhuriyeti gençliğe emanet etmiştir.

* * *

Resmi eğitim, 1946'da Çok Partili Düzen'e geçilmesinden sonra geriye doğru değiştirilmeye başlanmıştır.

Köy Enstitüleri kapatılmış, İmam-Hatip okulları açılmış, eğitim dilinde yeniden eskiye dönülmüştür.

1960-1965 arası durdurulan bu süreç, 1965'ten sonra yeniden geriye dönüşe devam etmiştir.

Geri gidiş, 1975'te liberal sağ, dinci sağ ve milliyetçi sağ tarafından kurulan Milliyetçi Cephe hükümetinden sonra iyice ivme kazanmıştır.

1971 ve 1980'deki iki askeri darbe, eğitimdeki bu geri gidişi tam anlamıyla kanatlandırmış, "çağdaş ve demokrat gençler" yetiştirmek yerine, eski Genelkurmay Başkanlarından, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın 1970'li yıllarda açıkça ifade ettiği gibi, "milliyetçi-mukaddesatçı gençlerin" yetiştirilmesi devlet politikası olmuştur.

İşte bugün, Meclisi, Hükümeti, Cumhurbaşkanlığını ve bu yollarla özerk kurumları da denetime alan AKP iktidarı, bu eğitim süreci sonunda üretilen "vatandaşların" oylarıyla iktidara gelmiştir.

* * *

Şimdi artık sıra, resmi eğitimin yanında, medyanın da kendilerini seçecek türdeki vatandaş kitlesinin üretiminde kullanılmasına gelmiştir.

Medyanın etkileme gücü büyüktür.

Demokratik ülkelerde bu gücünü izlenme oranlarına bağlı olarak aldığı reklam gelirlerine dayanarak sürdürür.

Mallarını ve hizmetlerini satmak isteyenler, izlenme oranlarına göre televizyon kanallarına reklam verir.

İzlenme oranlarının doğru ölçülmesi, büyük paralar vererek reklam yapanlar için hayati bir önem taşır.

Çünkü harcadıkları paranın yerine gidip gitmediğini ancak gerçek ve doğru ölçümlerle denetleyebilirler.

Tabii reklam gelirleri ile yaşayan kanallar da, yaptıkları programların izlenip izlenmediğini en doğru biçimde ölçmek isterler, çünkü hayatları buna bağlıdır.

Türkiye'de izlenme oranlarını, Televizyon İzleme Araştırma Kurulu (TIAK) adlı bağımsız bir kuruluş ölçer.

TIAK tarafından 15 yıldır yaptırılmakta olan ölçümler, şu anda Avrupa, Amerika ve Asya kıtalarında 30 ülkede ölçüm yapan Nielsen AGB şirketini tarafından, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre tespit edilmiş, 50 milyonluk kentsel nüfusu temsil eden 2500 hanede uluslararası ilkelere göre uygulanmaktadır.

* * *

Şimdi AKP iktidarı, bu ölçüm sistemini değiştirmek ve yetkiyi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na, RTÜK'e vermek istemektedir.

Böylece televizyon programlarının izlenme oranları da artık iktidarın istediği biçimde belirlenecek, programlar hep bu yönde yapılacak, çünkü reklamverenler bu ölçümlere göre para harcayacaklardır.

* * *

Politikacıların, Türkiye'nin resmi eğitimini ne hale getirdiklerini gördük.

Şimdi sıra medyada.

Üstelik bu kez serbest rekabetin kuralları da alt üst edilerek yapılıyor bu iş!

İktidarın, serbest rekabeti zedeleyen yöntemlerle yeni medya patronları yaratma projesi yetmedi.

Şimdi tüm medyayı yönlendirmek istiyor.

Demokrasinin altını zaten dogmatik resmi eğitimle oyuyoruz.

Artık sıra medyanın da dogmatik vatandaş yetiştirilmesinde kullanılmasına gelmiş görünüyor.

Bir de utanmadan Türkiye'de "Demokratikleşme sürecini" tartışıyoruz!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional