Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

"CAN VE PATLICAN..."IN MEDYA ÖYKÜSÜ

 

Sevgili okurlarım, Pazartesi günü Aydınlanma köşesinde "Can ve Patlıcan..." başlıklı bir yazı yazdım.

Olayı izlememiş olanlardan sorular geldi.

Bugünkü yazımda olayın medya serüvenini kronolojik olarak sizlere aktarmaya çalışacağım.

* * *

5 Ağustos günü Milliyet gazetesi, "Dosyadaki hayali konuşma" başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la o dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt arasında geçtiği öne sürülen bir konuşmanın metni yer alıyordu.

Ergenekon iddianamesindeki eklerin, 3 numaralı DVD'sindeki 313'üncü klasörün 33'üncü sayfasında yer alan konuşmada, Büyükanıt'ın, Erdoğan'a ağır sözler söylediği görülüyordu.

Soruşturmanın zanlılarından birinin evinde ele geçirilmiş olan ve haberde kurmaca olduğu bir kez daha vurgulanan bu metin, savcı tarafından ekler arasına konularak resmileştirilmiş ve alenileştirilmişti.

Aylardır, bütün gazetelerde çarşaf çarşaf tefrika edilen, pek çok insanın kişilik haklarını ihlal eden yayınlar açısından, aslında bu da olağan bir haberdi.

Hatta yapılan suçlamalar ve atılan iftiraların yanında çok masum da kalıyordu, çünkü uydurma olduğu özellikle birkaç kez vurgulanmıştı.

* * *

Bu haber üzerine Başbakanlık, gazeteye bir tekzip yolladı ve haberi "Kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetinin ürünü olan bu hezeyanlar..." olarak niteledi.

Bu tekzip 6 Ağustos tarihli Milliyet'te yer aldı.

7 Ağustos'ta Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, "Sayın Erdoğan adres yanlış" başlığıyla Başbakanlığın tekzibine karşı bir yanıt yayınladı.

İddianamenin eklerinde, Erdoğan'ın 2007 seçimleri öncesinde merkez sağdaki ittifakı dağıtması için DYP lideri Mehmet Ağar'a 60 milyon dolar rüşvet verdiğinin iddiası gibi pek çok sürprizle karşılaştıklarını belirtti.

Uzun açıklamalar içeren yazısını şöyle bitiriyordu:

"Günlerce onlarca kişinin kişilik hakları iddianamenin içinden ya da eklerinden yayılan kurmaca belgeler nedeniyle zarar görürken buna sessiz kalan Başbakan Erdoğan, işin kendisine dokunduğu noktada birden tepki gösterme ihtiyacı duyuyor ve bunu yayımlayan gazeteyi 'ciddiyetsizlik' ve 'sorumsuzlukla' suçluyor.

Bu suçlamayı kabul etmiyoruz Sayın Başbakan.

Bir sorun var gibi gözüküyor ama galiba bir başka adrese yönelmeniz gerekiyor."

* * *

Aynı gün Ahmet Hakan, Hürriyet'teki köşesinde, Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki'nin metni yollamadan önce Sedat Ergin'i aradığını, tekzip göndereceklerini söylediğini, bunun üzerine Ergin'in "Herhalde adresi şaşırdınız. Tekzibi bize değil Savcı Zekeriya Öz'e göndermeniz gerekiyor" dediğini, Beki'nin buna karşılık "Savcı Öz'ü tekzip etmemiz yakışık almaz" deyip, "İdare ediverin artık" tadında bir yanıt verdiğini yazdı.

Ertesi gün, o da Akif Beki'den bir tekzip yedi.

İlginç olan nokta, Beki'nin Sedat Ergin'le arasında geçen konuşmayı tekzip etmemesiydi.

Beki yolladığı metinde, Ahmet Hakan'a dört maddede medya ahlakını, gazetecilik ilkelerini anımsatıyor, "Hiçbir ölçü tanımayanların, ölçülü tekzip beklemeye hakkı yoktur." diyordu.

* * *

İşte sevgili okurlarım, benim Pazartesi günkü "Başbakan'ın canı can da bizimki patlıcan mı" konulu yazımda eleştirilen olayın medyadaki öyküsü bu.

Tarih kimi suçlayacak dersiniz?

Sedat Ergin'i mi?

Akif Beki'yi mi?

Recep Tayyip Erdoğan'ı mı?

Zekeriya Öz'ü mü?

Ahmet Hakan'ı mı?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional