Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

AYŞE BÖHÜRLER

 

Ayşe Böhürler saçları örtülü bir yazar.

AKP iktidarına yakın Yeni Şafak gazetesinde köşesi var.

Ayrıca AKP'nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, yani en etkili yönetim organı üyesi.

Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına aday olmasından sonra 'Cumhurbaşkanlığının gerilim konusu yapılmamasını' önermiş, ama daha sonra bu adaylığı desteklemiş.

Bu süreç içinde başına gelenleri anlatıyor.

En çok üzüldüğü konunun kendisine 'sürtük' denilmesi olduğu anlaşılıyor.

Yazı çok ilginç; haksızlığa uğradığını düşünen Böhürler isyan ediyor.

Kadınlar için "türbana özgürlük" isteyen dinci kesimin ('dinci' deyimini Böhürler de kullanıyor) ne denli acımasız ve katı bir kültüre sahip olduğunu göstermesi bakımından çok öğretici; ama asıl özelliği "mahalle ahlakına" ve özellikle de baskıcı erkek egemen kültüre dikkat çekmesi.

Aşağıda yazının konu ile ilgili ilginç bölümlerini siz değerli okurlarımla paylaşıyorum. (Siyah vurguları ben yaptım.)

* * *
"...'Niye bizim gibi düşünmüyorsun' soruları, sürüye boyun eğmek zorundasın yaklaşımı imani bir sorgulamaya bile dönüşebilir çoğu zaman. 'Yoksa sen de mi onlar gibi oldun, davayı satıyorsun?' 'Hangi dava ne davası, fanatik mahalleli olmak zorunda mıyım, ne fırsatları değerlendirmek ne de yıldızların yükselişini yakalamak ne de siyasi arenada şahsi ikballer gibi bir derdim var' demeye kalmadan mahalleli kıyıcılığı 'kimlerle yanyana duruyorum, burada ne işim var' sorusunu sordurur insana...

'Size oy vermek için 2000 euro harcadık' diyen Almancılar...

'Size bunun için mi oy verdim hem de sizin ikiyüzlü olduğunuzu düşünürken' diyen MHP'liler...

'Müslümanların başa geçmesini istemiyor musun', 'Bizi içimizden mi vuruyorsun', 'Başörtüsünü çıkarın, niçin kullanıyorsun' ve en acımasızı da 'Sen Gül'ün niye cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun sürtük' diyen dinciler... Dinciler diyorum çünkü Müslüman ahlakını benimsemeden dindarlık iddiasında olanlarla da, bir kadına sadece siyasi alanda farklı fikirlerin tartışılabilir olmasını seslendirdi diye hakaret edebilenlerle de bir kardeşlik hukukumuzun olmadığını düşünüyorum...

...Tüm bunlar koroya dahil olmadım ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarını gerilim konusu yapmadan çözme alternatifleri bulunabilir mi dediğim için. Dediğim de tam da budur. Yoksa Sayın Gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkmak değil (velev ki çıkmış olsaydım kimbilir başıma neler gelirdi kimbilir mürtedlikle bile suçlanabilirdim). Üstelik bu konuda katıldığım siyasi toplantılarda da kesinlikle Sayın Gül'ün cumhurbaşkanı olması gerektiği konusunda görüş bildiren birisi olarak haksızlığa uğradığımı düşünüyorum.

...Haksız tepkiler insana mahalle ahlakını sorgulatıyor ne yazık ki...

...Anadolu muhafazakarlığı da elit Türklerin buyurgan öğretileri de kadınlara dar ediyor dünyayı... 'Yetti gari' dedirttiği gibi sorguladığımız alanları da arttırıyor... Vurun abalıya modelinde başörtülüler, akıl dışı hukuki yasakların yanında bir de sürekli olarak iki mahallenin görünmeyen yasakları ve engelleri ile karşılaşıyorlar. Herkesin gücü kadınlara yetiyor.

Artık direniş sathı görünmeyen engeller ve yasaklar ile özel alanı da kamusal alanı da kapsıyor.

Yoksa modern dünyada makam-mevkii, para, hırs derken erkeklerin dünyasında kendine yer bulamayan yiğitlik vasıfları kadınlarda mı tecelli ediyor?"

* * *

Böhürler, Türkiye'deki erkek egemen maço feodal kültürün baskıcı nitelikleri konusunda doğru gözlemler yapmış.

"Mahalle kültürü" dediği grup baskısını, kadının bu baskı altında nasıl ezildiğini de çok güzel anlatıyor.

Uzun süredir, din adına kullanılan türban ya da sıkmabaş denilen simgenin esas olarak Türkiye'deki erkek bencilliğine dayalı maço bir feodal kültürü yansıttığını, bu nedenle de kadınları ikinci sınıf vatandaş gören yanlış bir tutumun ifadesi olduğunu söylüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional