Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

ÖZKÖK'ÜN ELEŞTİRİSİ

 

Seçimlerde AKP'nin yüzde 46,7 oy alması pek çok kişiyi şaşırtmış ve umutsuzluğa sevk etmiş görünüyor.

Ertuğrul Özkök, Hürriyet'te 24 Temmuz'da, Başbakana davet olduğu anlaşılan "Bizim Mahalleye de Bekleriz" başlıklı yazısında bu durumu şöyle anlatıyor:

"Dün sabah 'bizim mahalleden' biriyle sohbet ediyordum. AKP'ye şiddetle muhalefet eden, Erdoğan'ı 'Bu ülke için en büyük tehlike' olarak gören, dolayısıyla da beni şiddetle eleştiren bir 'mahalle sakini'.

'Meğer biz ayda yaşıyormuşuz' dedi."

Özkök'ün komşusunun bu sözleri, bana gelen elektronik posta iletilerinde de ifade edilen duyguları yansıtıyor:

AKP'nin yolsuzluklarına karşı olanlar, Başbakanın, Bakanların en yakınlarının ve parti yandaşlarının birdenbire zengin olmasından rahatsızlık duyanlar, dokunulmazlığı kaldırmak gibi, verdiği sözleri tutmadığını bilenler rejimin tehlikede olduğunu, laik ve demokratik rejimin, eğitim ve sosyal uygulamalar yoluyla gittikçe şeriata doğru kaydığını görenler, hepsi gerçek ve doğru olan bu gözlemlerini, ve onlara dayalı duygu ve düşüncelerini büyük kitlelerin de paylaştığını sananlar, çok şaşırdılar.

Çünkü yaptıkları gözlemler gerçekti.

Bu gözlemlere dayalı olan duygu ve düşünceleri de gerçekler karşısındaki samimi ve doğal siyasal tepki idi.

Bütün seçmenlerin de bunları paylaştıklarını sanıyorlardı.

"Meğer biz ayda yaşıyormuşuz" sözü, kendilerine yönelik değil, gerçekçi gözlemlerini, samimi duygu ve düşüncelerini paylaşmayan seçmen kitlesine dönük bir eleştiri olarak ortaya çıktı.

Özkök bu komşusuna şöyle yanıt verdiğini yazıyor:

"Hayır ayda değil, sadece kendi mahallende yaşıyorsun. Kafanı oradan dışarı çıkarmıyorsun. Dünyayı, kendin gibi düşünen üç beş arkadaşın, senin mahallende oturan azgın azınlığın üç beş faksından, e-postasından ibaret sanıyorsun."

Özkök'ün bu eleştirisi "azgın azınlık" deyimi hariç doğru bir gözlem gibi görünüyor.

"Azgın" sözcüğü bu eleştiriye hiç yakışmamış.

Niçin AKP'ye karşı olanlar, veya yüzde 46,7 oy oranını önceden göremeyenler "azgın" olsun ki...

Ayrıca "azınlık" olup olmadıkları da tartışılır:

Tam tersine onların sayısı ve oranı AKP'ye oy verenlerden daha fazla değil mi?..

Üstelik, AKP'ye oy verenler veya alacağı oyu tahmin edenler, kendi mahallelerinin dışında mı yaşıyor?..

Her neyse, benim üzerinde durmak istediğim konu (aslında çok yanlış ve tehlikeli bulduğum) "azgın" ve "azınlık" sözcükleri değil, Özkök'ün komşusuna yönelttiği "Dünyayı kendi mahallenden ibaret sanıyorsun" eleştirisi.

Özkök'ün bu eleştirisi ister AKP yandaşı olsun ister karşıtı, hemen hemen bütün seçmenler için geçerlidir.

Seçmenler, esas olarak dünya konjonktürüne ve hatta kimi zaman ülkenin genel gidişine göre değil, kendi dünyalarında olup bitenlere, bir başka deyişle dünyadan ve ülkelerinden, kendi mahallelerinde nasıl etkilendiklerine göre oy verir.

Tabii bu seçimde de öyle oldu.

Şimdi gelelim, Özkök'ün kendi mahallesinden başını çıkardığında gördüğü gerçeklere:

Özkök, seçimin olumlu ve olumsuz gördüğü sonuçlarının bir dökümünü yapmış.

"Hoşuna gitmeyenler" sayımında yer alan önemli bir madde var:

"Daha ilk günden 'halk muhtırası' gibi kavramlarla rövanşist bir havaya girenler... ...Sözlerinde, bakışlarında istilacı güçlerin irkiltici havasını sezdim." (Siyahlar benim. E.K.)

Özkök'ün bu eleştirisine en fazla, AKP'yi destekleyen, "Türkiye'de şeriat tehlikesi yoktur" diyen ve bu tehdit ile "Asıl Bodrum ve Çeşme'de selülit tehlikesi vardır" diye alay eden sözde liberal aydınlar kulak vermeli.

Kafalarını yaşadıkları mahalleden çıkarıp, İstanbul'da Fatih ve Çarşamba başta olmak üzere pek çok semte, Anadolu'da bir çok kent ve kasabaya uzanmalı, oradaki "tesettür gerçeğini", "haremlik-selamlık" yaşamı görmeli ve şeriat tehlikesinin ne denli yakın olduğunu gözlemlemeliler diye düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional