Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

İKİ MAKALE VE MEDYANIN YANSITTIĞI TÜRKİYE

 

Sevgili okurlarım, Cumhuriyet'in yayın politikası, tek Cumhuriyet gazetesi okunarak Türkiye'nin gündemini izleyebilme olanağını okurlarına sunma ilkesine göre düzenlenmiştir.

Bu nedenle bir yandan başka hiçbir yayın organında yer almayan (alamayan) haberleri sizlere sunmakla birlikte, büyük gazetelerin özel haberlerini de hiç bir komplekse kapılmadan, ertesi gün de olsa, hem de bu haberlere yeni gelişmeleri de katarak veriyoruz.

Bu ilkeye uygun olarak bugünkü yazımda sizlere önce iki gazetede yer almış olan iki yazıdan söz etmek istiyorum.

* * *

Birinci yazı, dün İlhan Selçuk'un da sözünü ettiği, Milliyet gazetesinde 30.4.2007 tarihinde yayınlanan Yasemin Çongar'ın haber-makalesi.

Çongar yazısında, ABD yönetimi sözcüsünün laik, demokratik anayasal sürece destek vermesini yeterli bulmuyor, "Biz (Genelkurmayla Hükümet arasında) taraf tutmuyoruz" demesini "omurgasızlık örneği" olarak nitelendiriyordu.

Washington'un Türkiye için uygun gördüğü ve özellikle demokrat ve laik kesimleri ABD'den uzaklaştıran "Ilımlı İslam" modelinin yerli ve yabancı kaynaklarının kökenleri hakkında ilginç bir ipucu oluşturduğu için bu yazıyı sevgili okurlarımın dikkatine sunma gereği hissettim.

* * *

Sevgili okurlarımın dikkatine sunmak istediğim ikinci makale Sabah gazetesinde yayınlanan değerli tarihçi Murat Bardakçı'nın aynı tarihli yazısı.

Bardakçı'nın makalesi "Muhtıranın asıl muhatabı Nakşî hareketidir" başlığını taşıyordu.

Yazısında "Cumhuriyet'in ilk yıllarında dinden kaynaklanan ayaklanmaların öncüleri de Nakşî idiler, zira Nakşî doktrin dünyevi iktidarı da talep ediyordu" diyen Bardakçı, 1980 sonrasında Nakşî düşüncenin tarihte ilk defa devlete hakim olmaya başladığını vurguluyor.

"...irtica yahut şeriat isteği diye nitelenen hareketler Nakşibendîliğin militan tarafı, şeriatçı olmakla suçlananlar da bu yolun mensuplarıdır" teşhisini yapıyor.

Daha sonra da, "Türkiye'de bir zamanlar imparatorluk felsefesi doğrultusunda yaşanan İslam ve mahalli yani Türk üslubunda vârolan Nakşibendîlik, 12 Eylül sonrasındaki sosyal değişikliklerin ve Arap etkisinin neticesinde köy İslamı çerçevesinde sıkıştı" diyerek devam ediyor.

Türkiye'de, siyasal radikal İslam ile köylülük arasındaki ilişkiler, Arap İslamı ile Anadolu İslamı farkı, ya da şeriatçılık konularında araştırma yapan yerli ve yabancı uzmanların Bardakçı'nın bu makalesini dikkatle okumalarını öneririm.

* * *

Gelelim medyanın yansıttığı Türkiye ile gerçek Türkiye arasındaki farklara:

Çok satışlı medyaya yani magazine dönük gazetelere ve ana televizyon kanallarına bakarsanız Türkiye güllük gülistanlık:

Ekonomi tıkırında, büyüme, refah, herkes için gerçekleşiyor.

Laiklik güvence altında, bölücü terör etkisiz.

Ege ve Kıbrıs sorunları dahil, dış politikada başarı üstüne başarı kazanılıyor, AB yolunda emin adımlarla yürünüyor.

Gül'ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı ise tüm Türkiye'de ve bütün dünyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Gerçek Türkiye'de ise resim farklı:

Cari açık çok büyüdü, ekonomik istikrar her an bozulabilir. Yüksek faiz ve ucuz döviz politikası bir yandan ekonomiyi sıcak paraya bağımlı kılarken, öte yandan ihracat artışını bile ithalatın büyümesine dayalı hale getiriyor.

İşsizlik artıyor.

Sermaye yıllarca alın teri dökmüş olanların elinden AKP'ye yakın olanların eline geçiyor.

AKP hükümetinin dini istismar eden dayatmacı politikası laikliği tehdit ediyor, günlük yaşam biçimlerinin bile tehlikede olduğunu düşünen geniş kitleler, milyonlar halinde meydanları doldurdular.

Gül'ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı ise tam bir krize dönüştü.

Gerçek Türkiye ile medyadaki sanal Türkiye arasındaki bu farklardan dolayı sanıyorum ki önümüzdeki günlerde sadece siyaset değil, medya da çok tartışılacak.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional