Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

YARIŞMA PROGRAMLARINA OKUR YORUMLARI

 

Sevgili okurlarım, yarışma programları konusundaki yazıma yolladığınız yanıtların çokluğu ve derinliği beni gerçekten şaşırttı.

Sayıları birkaç yüze ulaşan yanıtlar hem köşeme gösterdiğiniz ilgiyi, hem de konuya verdiğiniz önemi gösteriyordu.

* * *

Gelen yanıtların hemen hemen hepsi konuyu olumsuz değerlendiren yorumlardan oluşuyordu.

Hatta okurlarımın bir bölümü, beni, "İnsanların özellikle de gençlerin sanatsal becerileri yoluyla sınıf atlamaları ve toplumda yükselmeleri olanağı çok güzel bir toplumsal özellik.

Bu özelliği vurgulaması ve geliştirmesi bakımından bu programları olumlu buluyorum." sözlerimden dolayı eleştiriyordu.

Onlara göre, bu programlar gençlere böyle bir olanak sunmuyor, üstelik tümüyle izleyicileri ve dolayısıyla toplumu yozlaştırıcı etki yapıyorlardı.

Aslında böyle düşünen okurlarım, bence de pek de haksız sayılmazlar.

* * *

Olumlu gibi görünen iki yorumdan birini yazan Özlem İnan adlı okurum mektubuna şöyle başlamıştı:

"Yarışma programları hakkında düşündüklerime gelince; yetenekli gençlere fırsat kapısı açmasından ve onlara iş imkanı sağlamasından dolayı iyi. Özellikle buz dansı yarışması yapılmasına sevindim çünkü şarkıcı türkücü olmak daha kolay ama böyle spora yönelik bir şeyler daha önce yapılsaydı gençler özenirdi ve ülkemizi temsil edecek daha fazla isim olurdu .(Bu arada Türk buz patencilerimiz maddi sıkıntılar içerisindeydi inşallah şimdi daha fazla sponsor bulabilirler.) İnşallah o programdaki ünlü isimler yarışmayı kazandıkları zaman genç sporcularımıza da yardım ederler."

Bu başlangıçtan sonra değerli okurum, Türkiye'nin bu konudaki en önemli sorunlarına, "Eğitim" ve "İşsizlik" konularına değinerek şöyle diyordu:

"Türkiye'de mesleki yönlendirme eksiği var. Çok az insan tatmin edici bir iş bulabiliyor. Geri kalanı da işsiz geziyor, kazanamayacağını önceden bildiği sınavlarda ve yarışmalarda zaman harcıyor. Bu arada da kuaförler, tamirciler ve diğerleri de kendilerine çırak bulamamaktan şikayet ediyor. Çünkü Pop kuaför veya çırakstar yarışmaları yapılmıyor, öyle meşhur olunamaz biliyorlar..."

Bence değerli okurum İnan, konunun can damarına dokunmuş eleştiri satırlarında.

Asıl sorun toplumun eğitim sisteminde yatıyor tabii.

* * *

Değerli okurum Ceyda Baloğlu sadece yarışma programlarına değil, Türkiye'deki sanat ve edebiyat ortamına da kötümser yaklaşanlardan:

"Bence yarışmaların güzel bir amacı olmalıdır. Yarıştıkları konuların sanat olduğuna inanmıyorum ve bu yüzden bu yarışmaların çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. Reyting avına çıkmış televizyonların yapamayacakları şey yok. Ben gerçekten acıyorum avlananlara. Çünkü kendilerini küçük düşürmekten başka birşey yapmıyorlar...

...Ben Türkiye'de sanat olduğuna inanmıyorum (Edebiyat haricinde. Gerçi, kaç Ermeni'yi kestiğimizi, kaç kürdü öldürdüğümüzü konuşanları saymıyorum) Varsa bile ben göremiyorum. Görmeyi çok istiyorum. Edebiyat ve müzik, benim hayatımın vazgeçilmez iki unsuru. Ve benim hayatım buna göre şekilleniyor.

Kimin şair, kimin yazar olduğunu biliyorum. Ama kimin müzisyen olduğunu bilmiyorum..."

Değerli okurum Baloğlu da sorunun "sanat-edebiyat ortamı ve medya" yönüne değinmiş; müzik alanını da acımasızca eleştiriyor ama çok da haksız diyebilir miyiz kendisine.

* * *

Konu derin ve uzun.

Haftaya devam edeceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional