Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

MEDYA UYANIYOR MU?

 

Turgut Özal, Sovyetler'in yıkılışıyla biten Soğuk Savaş dönemini sonlandıran ve Küresel dönemi başlatan sürecin Türkiye'deki uygulayıcısıydı.

Hataları ve sevapları, esas olarak bir dünya konjonktürünü doğrudan ve hızla Türkiye'ye taşımasında yatar.

Küreselleşmenin, gelişmekte olan ülkeler açısından, özellikle de borçlanma ve yabancı sermaye hareketlerinin etkileri bakımından, kalkınmaya pek de hizmet etmediğinin anlaşıldığı, Küreselleşmeci ekonomistler tarafından bile bu acı gerçeğin belirtildiği bir döneme girdik.

Yine Küreselleşmeci siyaset bilimciler, küreselleşmenin altını oyduğu ulus devlet kavramının yeniden güçlendirilmesi gerektiği konusunda adeta bir fikir birliği içindeler.

Özet olarak, Özal'ın Türkiye'yi hızla bütünleştirdiği Küreselleşme sürecinin, ülkemiz açısından hiç de iç açıcı sonuçlar doğurmadığı dünyanın sayılı ekonomistleri ve siyaset bilimcileri açısından kabul edilen bir gerçek haline dönüştü.

Tabii Türkiye'nin ulusal gündeminde ilk üç sırayı alan PKK terörü, Kıbrıs sorunu ve AB üyeliği konularında, Küreselleşme sürecinin başa çıkılamaz ölçülerde büyüttüğü sorunları ve bugün karşı karşıya olduğumuz trajik çıkmazları saymaya bile gerek yok.

Ermeni soykırımı iddialarının bu üç sorunla bütünleştirilmesi, karşı karşıya olduğumuz çıkmazları daha da vahim bir noktaya taşıyor.

Bir de Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik ve laik yapısının tartışmaya açılması ve dinci siyasal akımların güçlenmesi süreci var ki, Özal'ın bütün Küreselleşmeci politikalarının doğurduğu vahim sonuçları, artık ülkemizde yaşayan tüm bireylerin günlük yaşamlarındaki özgürlük sorunu haline dönüştürdüğü için hayati bir nitelik taşıyor.

* * *

Türk medyası Özal'ın Küreselleşmeci politikalarına büyük bir destek verdi.

Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti'in demokratik ve laik niteliğini tehlikeye atan her türlü uygulamayı da ya övdü,ya görmezlikten geldi.

AB ile bütünleşme sürecinde ulusal çıkarlar adına uyarı yapanları neredeyse vatana ihanetle suçladı.

PKK terörü ve Kıbrıs konularında yapılan uyarıları ciddiye almadı.

Özal'ın vefatından sonra on yılı aşkın bir süre geçti.

Yapılan bütün uyarıların haklı olduğu ortaya çıktı.

AB, artık kabul edilemez koşullarını resmileştirdi.

PKK terörü siyasallaşma ve yasallaşma sürecine girdi.

Kıbrıs bütünüyle elden gitmiş görünüyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Türkiye, Çarşamba semtindeki şeriatçı yapılanmanın işaret ettiği hedefe doğru hızla dönüştürülüyor.

İsmailağa Camii cinayeti, linç olayı ve bunların ardında yatan süreçler ortaya döküldükçe tehlikenin büyüklüğü iyice belirginleşti; dinci siyasetin ve dönüşüm sürecinin gelişmesinde devletin rolü (ya da en hafif deyimle ihmali) herkesin dikkatini çekti.

* * *

İsmailağa camiindeki cinayetin ve linç olayının ardındaki ilişkileri, süreçleri medya ortaya çıkardı.

Medya bir kez daha asli görevini anımsadı; artık herkesin günlük yaşamını tehdit etme düzeyine ulaşan bu dinci dönüşüm süreci konusunda toplumu aydınlatma işlevini yerine getirmeye başladı.

Dilerim bu tutum devam eder.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional