Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BİLGİLENDİRMEK Mİ BİÇİMLENDİRMEK Mİ

 

Eskiden, çok eskiden, medyanın Bab-ı Âli olduğu zamanlarda, daha televizyonlar filan yokken, erkekler, eşlerini "Refikam" diye takdim ederken, gazeteler de birbirlerine "Refikimiz" derdi.

Refik, arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş anlamına gelen Arapça bir sözcük.

Refika da onun dişisi oluyor.

Gazetelerin birbirleri hakkında "Refikimiz" demesi bir nevi saygının, sevginin ve dayanışmanın ifadesiydi.

Sonradan Bab-ı Âli, medyalaşınca, "Refikimiz" de "Rakibimiz" oldu ama, "Rakibimiz", "Refikimiz" gibi olumlu bir anlam taşımadığı için, pek kullanılmadı.

"Rakibimiz" sözcüğü pek kullanılmadı ama, gazeteler, özellikle de büyük sermaye holdinglerinin yan kuruluşları haline gelen yayın organları, eski "Refiklerine" yeni "Rakipleri" hatta düşmanları gibi davranmaya başladı.

* * *

Cumhuriyet'in "Tehlikenin Farkında mısınız?" temalı reklam kampanyası başlayınca, medya bu kampanyaya da, "Refiklerinin" olumlu bir atılımı olarak değil, "Rakiplerinin", karşı çıkılması ve karalanması gereken bir çabası imiş gibi, düşmanca yaklaştı:

Cumhuriyet'in ne "Askerciliği" kaldı, ne "Tepeden inmeciliği".

Oysa darbe dönemlerinde "Refiklerimiz" askeri yönetimlere övgüler düzerken, Cumhuriyet yazarları ve yöneticileri işkence odalarında ve sıkıyönetim mahkemelerinde sürünüyordu.

"Refiklerimiz", ülke çıkarları ile kendi çıkarları arasındaki çizgiyi çekemez, iktidarların rejimi yozlaştırmaya yönelik her türlü icraatını hayranlıkla yansıtırken, Cumhuriyet, laik ve demokratik rejimin savunuculuğunu, tek başına da olsa götürmeye çalışıyordu.

Nitekim, son reklam kampanyası da bu yaklaşım üzerine kurulmuştu.

* * *

Derken Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel, Cumhuriyet'e ve Habertürk'e konuştu; rejim tehlikesine, irtica tehdidine dikkat çekti.

İlhan Selçuk, bunun üzerine Pencere adlı sütununda, Demirel'in "Dindar" yaklaşımının, iktidarın rejimi tehlikeye sokan "Dinci" davranışına karşı bir muhalefet cephesi oluşturabileceğini yazdı.

"Refiklerimiz", bu değerlendirmeyi, "İlhan Selçuk, Demirel'e Solun liderliğini önerdi" yaklaşımıyla sütunlarına ve ekranlarına taşıdı; yorumlar yaptı, değerlendirmeler aldı; çok kişi de makaleyi okumadığı için bu çarpıtmaya alet oldu.

* * *

Şimdi Cumhuriyet, İlhan Selçuk'un yazdığı başyazı nedeniyle yeniden gündemde:

İlhan Selçuk'un, Cumhurbaşkanı'nın rejim konusunda tarafsız davranamayacağına, laik ve demokratik rejimi korumak için belli önlemleri almak zorunda olduğuna ilişkin yazısı medyada birincil tartışma konusu.

* * *

İnsan bu yaşananlar karşısında, "Haberciliğin işlevi (tabii yorum hakkı saklı kalmak kaydıyla) kamuoyunu bilgilendirmek mi biçimlendirmek mi?" diye sormadan edemiyor:

Kendi yorumlarını, nesnel habercilik görünümü altında okura ve izleyiciye yansıtan medya ne kadar ahlaklı (yani etik) davranıyor?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional