Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

İKTİDAR MEDYAYA SALDIRMAYA BAŞLAYINCA...

 

Demokrasiyi henüz özümleyememiş ülkelerin başında gelen Türkiye'de işler kötü gitmeye başlayınca, siyasal iktidarların ilk yaptığı iş medyaya saldırmaktır.

Demokrasi kültüründen nasibini almamış (alamamış) siyasetçiler iktidara gelince, muhalefette iken baş tacı ettikleri medya ile zıtlaşmaya başlarlar.

Çünkü her iktidar kaçınılmaz olarak küçük ya da büyük hatalar yapar.

Medyanın görevi daha doğrusu varlık nedeni ise olup bitenleri ve tabii bu arada yapılan hataları kamuoyuna aktarmaktır:

Olayları ve olguları kamuoyuna aktarmayan medya yaşayamaz.

Tabii iktidara gelen parti hata yapmaya başlayınca, bu durum medya aracılığıyla kamuoyuna da yansır.

Tam bu noktada, politikacıların demokrasi kültürsüzlüğü devreye girer ve iktidar, uygulamasındaki olumsuzlukları kamuoyuna yansıtan medyayı suçlamaya başlar. İşte medyanın suçlanmaya başlandığı bu nokta, iktidardaki partinin düşüşe geçtiği anı belirler.

AKP, muhalefetin pısırıklığı ve medyanın iktidar dalkavukluğu yüzünden iki sene gibi uzunca bir süredir kitle iletişim araçları ile yaşadığı bahar havasını bozdu.

Bu değişme onun, hem demokrasiyi yeterince içselleştirememiş olmasından hem de gözlerini bağlayan katı ideolojik tutumundan kaynaklanıyor.

Üstelik medyaya yönelik saldırı, TÜSİAD gibi başka kuruluşlara da yönelik bir biçimde ortaya çıktı.

Üstüne üstlük, "Türkiye'yi dışarı jurnallemek" gibi, hem akla ve mantığa hem de gerçeklere aykırı bir iddia ile...

Bu iddia hem akla ve mantığa hem de gerçeklere aykırı.

Çünkü Türkiye'de olup bitenler sadece içerde yayın yapan medyanın değil, ülkemizde düzinelerle temsilci bulunduran yabancı medyanın da ilgisi ve bilgisi kapsamında.

Yani kadınlara karşı girişilen şiddetin dünya kamuoyuna yansıtılması için yabancı medya kuruluşları hiç de Türkiye'deki basının ve televizyonların özel yayınlarına muhtaç değiller; kendilerinin zaten yeterince haber kaynağı var..

AKP iktidarının medyaya karşı hücumu sadece son günlere özgü bir "demeç saldırısı" ile sınırlı da kalmadı:

1 Nisan tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ceza Yasası'ndaki hükümler, medyayı nefes alamaz hale getirecek.

Artık yineleye yineleye dilimizde tüy bitti:

"İktidarlar gider medya kalır!"

(Not: Geçen hafta, Hürriyet'in köşe yazarlarından Ahmet Hakan Coşkun'un zorunlu din dersleri kaldırılınca yerine neyin konacağı konusundaki sorusunun mantıksızlığına işaret etmiştim; çünkü din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılınca, seçmeli hale gelecek ve sorun kendiliğinden çözülmüş olacaktı. Ahmet Hakan Coşkun da, okurlarının uyarısı üzerine yazısındaki bu mantık hatasının farkına varmış ve benim yazım yayınlanmadan önce bir dip not ile özür dilemişti. Değerli okurlarıma duyururum.)


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional