Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BÖYLE KÖŞE YAZISI OLUR MU?

 

Okurlarım herhalde farkındadır:

Çok zorunlu olmadıkça, ciddi bir bilgi, mantık ya da Türkçe yanlışı gözüme çarpmadıkça, meslektaşlarımın adlarını vererek eleştiri yapmıyorum.

Bunun en önemli nedeni, polemikten hoşlanmamam.

Çünkü polemiklerde, konu bütünüyle saptırılıyor; eleştirdiğiniz insan, eleştirilen konuda yanıt vermek yerine demagojiye veya sizin hakkınızdaki dayanaksız iddialara başvurarak kendini savunmaya çalışıyor.

Siz bir nesnel yanlışı ortaya koyuyorsunuz, karşı taraf ise sizin parmak bastığınız olayla ilgisiz, örneğin sizin hakkınızda yalanlara dayalı olarak yazılmış bir yazıya gönderme yapıp konuyu tümüyle saptırıyor.

Ben bunları yaşamış ve yaşamakta olan biri olarak isim belirtmekten olanaklı olduğu ölçüde kaçınıyorum.

Ama bugün ne yazık ki bir köşe yazarının bir makalesini, ad belirterek eleştireceğim.

Çünkü yazı inanılmaz bir mantık hatası üzerine kurulu.

Böyle bir yazının nasıl yazılabildiğini, aslında mantıklı ve dikkatli olduğunu sandığım bu köşe yazarının böyle bir hatayı nasıl yaptığını anlayabilmiş değilim.

Önce yazıyı özetleyeyim ve yanlışa işaret edeyim, sonra olasılıkları sıralarız:

Sözünü ettiğim köşe yazısı 7 Mart Pazartesi günkü Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan Coşkun tarafından "'Din dersine hayır' diyenlerin dikkatine" başlığı ile yayınlandı.

Yazının girişinde, başlıkta ihmal edilmiş olan "zorunlu" sözcüğünün de yer aldığı cümle şöyle:

"ÖNCE 'Zorunlu din dersine hayır' diyenlerin ne dediklerine bakalım."

Yani yazar, "Zorunlu din dersine hayır" diyenler üzerine bir yazı kaleme almış; bu sadece giriş cümlesinden değil, yazının tümünden de böyle anlaşılıyor.

Ahmet Hakan Coşkun, olaylara genel olarak İslami görüş açısından bakan, ama bu bakışı sırasında eleştirilerini eksik etmeyen, "aklı ve mantığı" da kullanmaya çalışan bir yazar.

Bu yazısında da "zorunlu" din dersine karşı olanların tezlerini gayet güzel özetledikten sonra, kendisi de bu görüşlerin altına imzasını atacağını belirtiyor.

Daha sonra (bana "Böyle köşe yazısı olur mu" dedirten) şu soruyu sorarak yazısını sürdürüyor:

"Çocuklarına din dersi verdirmek isteyen anne babalar ne yapacak?"

Yazının bundan sonrası, yaklaşık üçte ikisi, insanların din eğitimi alma özgürlüğü ve hakkı üzerinde odaklaşmış; sonuç cümleleri de şöyle:

"O halde 'zorunlu din dersi kaldırılmalıdır' diyenler, bu evrensel hakkın yerine getirilmesi için ortaya konacak çözüm önerilerine açık olmalıdır.

Aksi takdirde zorunlu din dersi uygulamasının sona ermesi imkansızlaşır, bir uzlaşma sağlanamaz ve mevcut garabet devam eder."

Yazının mantık hatasını herhalde çoktan görüşsünüzdür:

Kimsenin "Din dersleri kaldırılsın" dediği yok ki...

Sadece "Din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılsın" deniyor.

Bu durumda çözüm de zaten önerinin içinde var:

Din dersleri "zorunlu" olmaktan çıkarılınca, "seçmeli" (eski deyimle "ihtiyari") olur, yani isteyen alır, istemeyen almaz; böylece çocuklarına din eğitimi vermek isteyen ailelerin beklentileri de yerine getirilmiş olur.

Bir köşe yazısı, bu kadar basit ve açık bir gerçek görmezden gelinerek nasıl yazılır?

Yazar gerçekten bu basit ve açık gerçeği görmemiş midir?

Yoksa görememiş midir?

Yoksa görmüş ama görmezden mi gelmiştir?

Okurların derhal fark edecekleri bu basit ve açık gerçek görmezden gelinerek yazılmış olan bir köşe yazısının amacı nedir?

Bu soruların yanıtlarını gerçekten bilmiyorum.

Belki de basit bir "zihin sürçmesidir" söz konusu olan...


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 4 Kasım 2019

Valid HTML 4.01 Transitional