Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

GİZLİ KAMERA ŞAKALARI

 

Eski TRT'cilerden Latif Okul şu sıralar TRT Yayın Denetleme Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor.

Bu aralar ekranlarımızda çok sık rastladığımız kamera şakaları hakkında bir mektup yollamış.

İlginç görüşler içeren bu mektubu, yerim az olduğu için kısaltarak, siz okurlarımla paylaşıyorum:

"...Bugün bazı televizyonların programlarını ve izleyici simsarlarının çığırtkanlık yaptıkları yayınları gördükçe vah zavallı Türkiye'm, seni ve insanımızı Tanrı korusun demekten başka bir şey elden gelmiyor. Ama bazılarının bir şeyler yapması gerektiğini de burada belirtmeden geçemeyeceğim.

Sahi bir düzenleyici kurum vardı galiba değil mi? O da bizim gibi ellerini açmış Tanrıdan yardım mı diliyor? Vah ki vah...Belki de bu düzenleyici kurumumuz kişilerin haklarını yargı yoluyla aramalarını istiyor olabilir. Bu yüzden hiç mi hiç sesini çıkarmıyor...

Televizyon yayınlarında; gülüp geçtiğimiz ama çoğumuzun içini sızlattığına inandığım kamera şakalarının, çoğunlukla güldürmediğini zaman,zaman onur kırdığını ve kişileri rencide ettiğini düşünüyorum...

Bizim televizyonlarımızda yayınlanan kamera şakalarında olay (Batıdaki örneklerine göre) ikinci plândadır. Temel unsur insanın kendisidir; kişi alaya alınmakta, hatta aşağılanmaktadır.

İnsanları en hassas oldukları noktalarından yakalayıp, onlarla eğlenmek yayıncılık ahlakıyla bağdaştırılamaz. Bu tür yayınların insanların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bırakacağını unutmamak gerekir. Bir bilim adamının dediği gibi 'şakanın ve gülmecenin tek amacı, insanlarda neşe, ümit ve sevinç gibi olumlu duygular yaratmaktır.' Oysa bizim tespitlerimizde şaka yapılan kişinin toplum önünde küçük düşürüldüğünü zavallı ve güçsüz bir duruma itildiğini görmekteyiz. Buna kimsenin hakkı yoktur...

Şaka belirli bir düzeyde ve sınırda kalmalı, yayını ise kişinin iznine bağlı olmalıdır. Programda bireyi birey olmaktan çıkarmak onu eşya gibi görmek kişilik hak ve özgürlüklerine bir saldırı olarak düşünülmelidir...

Yayıncı olanların bilmesi gereken en önemli , olmazsa olmaz kuralların başında program hizmetlerinin; sunuş ve içerik bakımından insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olmasıdır. Kaldı ki, yayıncının sorumluluğunu düzenleyen yasal kuralların yanında etik kurallar da göz ardı edilmektedir. Bu neden böyle oluyor derseniz, cevabı basit. Ucuzluk para ediyor dersem kimse kızmasın. Özellikle 'bir kısım medya' bu konuda gerçekten başı çekiyor...

Dünyada en çok televizyon izleyen ülkelerin başında bizim insanımız geliyor. Günde 240 dakika televizyonunun karşısında oturuyor. İstismara, yönlendirilmeye o kadar açık ki. Bir de okuma oranının bu kadar düşük olduğunu hesaba katarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız...

Ne yazık ki, ülkemizde, sanıyorum dünyada eşi görülmeyen bir uygulamayla, her isteyen yayıncı olabiliyor. Zanaat sahibi olanların bile bağlı oldukları birlikler, odalar, v.s. var. Buraların izni alınmadan öyle önüne gelen işyeri açamıyor. Peki radyo televizyon yayıncılığında durum böyle mi?...

Bir anonim şirketiniz varsa, pay oranınız da yüzde elliyi geçmiyorsa birden fazla radyo ve televizyona da sahip olabilirsiniz.

Demem o ki, her önüne gelen, her parayı bastıran bu alanda olmamalı. Bu alanı ticari rekabet , haksız kazanç ve siyasal baskı aracı olmaktan uzak tutmalı.Yayıncılık herkesin saygı duyması gereken onurlu bir meslektir. Ya da öyle olmalıdır."

Latif Okul'un bu düşüncelerine katılmamak olanaksız.

Gizli Kamera şakaları üzerinden giderek, ciddi bir özeleştiri yapıyor Okul.

Eğitim sisteminin ve aile denetiminin çok zayıfladığı, hatta çöktüğü günümüz Türkiyesi'nde, televizyonun önemi gittikçe artmakta ama bireye toplumsal ve kültürel değerleri aktarma işlevi de gittikçe yozlaşmaktadır.

Toplumumuzun kurtuluşu siyaset ve medya sektörlerindeki reformlara bağlıdır diye yıllardır nefes tüketiyorum.

Okul'un mektubu da bu yönde ciddi bir katkı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional