Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

TÜRKİYE'DE VE CUMHURİYET'TE BİRŞEYLER OLUYOR

 

 

Sevgili okurlarım, her ülkenin medyası, bir ölçüde o toplumda olup bitenlerin de bir aynasıdır.

Bu yargı, medyanın üzerinde ciddi bir sansürün bulunduğu totaliter ya da otoriter ülkeler için de geçerlidir.

Demokratik olmayan ülkelerdeki medya, en azından o ülkede basın özgürlüğünün bulunmadığı gerçeğini ve basını denetleyenlerin görüşlerini yansıtır.

Türkiye'deki medya da bizim ülkemizde olup bitenleri yansıtıyor.

Türkiye'deki duruma baktığımızda, ülkemizdeki medyaya esas olarak ya büyük sermaye gruplarının ya da dinci yaklaşımların egemen olduğunu görüyoruz.

Bu her iki medya yapılanması da, hem Türkiye'deki sermayenin siyasal iktidara bağımlılığı, hem de ideolojik ittifaklar çerçevesinde mevcut iktidara büyük bir destek vermekte.

Böylece Türkiye'deki medya 2004 yılında müthiş bir çelişki yaşamakta:

Bir yandan radyo, televizyon, gazete ve dergi sayısı bakımından tarihinin en üst düzeyine ulaşmışken, öte yandan adeta "tek sesli" bir yapı sergilemekte, neredeyse bir "düşünce tekelini" yansıtmaktadır.

Ülkenin gündemini oluşturan, Kıbrıs, Avrupa Birliği, Amerika'nın Irak'taki konumu, mevcut siyasal iktidarın icraatı, Kamu Yönetimi Yasa tasarısı, YÖK, türban sorunu gibi konularda bütün medya genel olarak "aynı telden" çalmakta, bazı aykırı görüşler ise, ancak "Büyük Gazete" imajını sürdürmek adına kendilerine "yaşama hakkı" tanıyan Hürriyet Gazetesi'nde kamuoyuna sunulabilmektedir. (Tabii başka gazetelerde de aykırı görüşlerini sürdüren değerli ve namuslu köşe yazarları var, ama ben "genel eğilimlerden" söz ediyorum.)

İşte bütün bu "oto sansüre" dayalı genel "tek seslilik" içinde Cumhuriyet farklı bir konum kazandı.

Türkiye'nin içine girdiği 2001 yılı krizinde, en pahalı gazete olan Cumhuriyet'in günlük ortalama satış sayısı bir ara 40.000'nin bile altına düşmüştü.

Bugünlerde , uzun bir süredir devam eden yükseliş eğiliminin sonucu olarak günlük satış ortalaması 60.000'in üzerine çıktı.

Bu yükselişte hiç kuşkusuz, Türkiye'nin en nitelikli yazarlarından ve en iyi edebiyatçılarından bir bölümünün gazetemiz kadrosunda bulunması gerçeği kadar, başta yazı işleri ve servis sorumluları olmak kaydıyla, bütün çalışanların katkısıyla, gerçekten çok güzel bir gazete yapılmaya başlanması da önemli bir rol oynuyor.

Ama sanıyorum, bu satış artışında en önemli öge, gittikçe demokratik özlemleri yükselen toplumumuzun, medyanın bu "tek sesliliğine" karşı gösterdiği tepki.

Sözde demokratlar, ülkemizdeki tek sesliliğe "demokrasi adına" destek verirken, gerçekten demokrasiye inanan Cumhuriyet, haberleriyle, yazı dizileriyle, yorumlarıyla, Türkiye'deki basın özgürlüğünü sayfalarında yaşayan ve okurlarına da yaşatan bir yapı sergiliyor.

Cumhuriyet'in günlük satış ortalamasının artması, halkımızın demokrasiye olan inancının medyaya yansıyan okur özlemidir.

Cumhuriyet'in bu yükselişi, ülkedeki tek seslilikten pek memnun olan bazı çevreleri rahatsız etmişe benziyor.

Gerek Cumhuriyet'e gerekse Cumhuriyet yazarlarına karşı saldırılar, son zamanlarda hem sayıca hem de içerik olarak yoğunluk kazandı.

Ben bu yazımda, 2004 yılında ülkemizdeki bu durumu saptamak ve okurlarımla paylaşmak istedim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional