Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BİLGİ TOPLUMU VE 24 DİZİSİNDEKİ TÜRK BAŞBAKANI

 

 

Sevgili okurlarım, bugün de size birbiriyle ilgisi olmayan iki farklı konudan söz edeceğim:

Birinci konu, "Bilgi Toplumu" konusunda genç bir köşe yazarı meslektaşımın çok güzel gözlemleri.

Herhalde hocalık refleksimden olsa gerek, genç köşe yazarlarının güzel ürünlerine çok seviniyorum ve onların dürüst davranışlarını ya da okurlara yol gösteren bilgili yazılarını derhal sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün ilk olarak sizlere Hürriyet'in köşe yazarlarından Yurtsan Atakan'ın "Bilgi Toplumu" konusunda geçen Pazar günü (22 Şubat 2004) "Bilgi Çağı Yorumları" başlığıyla yazdığı köşedeki düşüncelerin bir bölümünü aktarmak istiyorum.

Atakan, yazısında, Türkiye'nin, bilgisayar konusunda (yani "Bilgi Toplumu" çağında) "ucuz fason üretici" konumuna düşme tehlikesine dikkati çekiyor ve "Hint ve Çin masallarının temelini oluşturan batıl inançlara" karşı aklın yolunu işaret ediyor.

Bakın bu genç arkadaşım, gerçek bir bilge kimliğiyle nelere dikkati çekmiş:

  1. "Bilişim toplumu olmanın şartı güçlü bir bilişim sektörüne sahip olmak değildir. Bilişim toplumu olmak için gerekli şart, küresel ekonomide uluslar arası rekabet avantajları yaratmak üzere bilişim teknolojilerinden her sektörde en iyi şekilde yararlanmanın yaratıcı yollarını bulmak ve uygulamaktır".
  2. "Bilişim sektörünün güçlü olması bir ülkeyi bilgi çağına taşımaz. Bazı durumlarda ve çoğunlukla kolaylaştırıcı bir katalizör görevi görebilir ama garantisi değildir."
  3. "Fason üretim yapmak, teknoloji üretmek değildir, teknolojik ürün üretmek demektir."
  4. "Bilişim de tıpkı tekstil, turizm, otomotiv, gıda gibi bir sanayi koludur. Bilişim sektörünün gelişkin olması, bir ülkenin bilgi toplumu olma seviyesini değil sanayi toplumu olma seviyesini arttırır."
  5. "Hükümetin bilişim sektörünü desteklemesi, Türkiye'nin sanayileşme düzeyini artırır. Bu da iyi bir şeydir tabii ki ama bilgiye dayalı yeni bir dünyanın temellerinin atıldığı günümüzde asıl hedef olmamalıdır. Asıl hedef bilgi teknolojilerini kamu ve özel sektörde, eğitimde ve evlerde en iyi şekilde kullanmanın yenilikçi yollarını bulmak ve uygulamak olmalıdır. Bu yapıldığı takdirde bilişim sektörü de doğal olarak kendiliğinden büyümüş olacaktır. Kısacası bilişim sektörünü büyütmek hedef değil, hedefin doğal bir yan sonucu olmalıdır."

Atakan bu saptamalarla birlikte, küresel dünya pazarını denetleyen bilişim devlerinin Türkiye için "ucuz fason üretici" rolünü biçmiş göründüklerine işaret ediyor ve bu tehlikeye dikkati çekiyor.

Yerli diz üstü bilgisayar üreticilerinin bile (yasal zorunluluk olmasına karşın) ulusal standardımız olan "F klavye"ye uygun üretim yapmadıkları bir aşamada, Atakan'ın uyarıları son derece önemli.

Ben hâlâ Türkiye'deki beyin gücünün özellikle yazılım alanında, dünya çapında üretim yapabileceğine ve ülke ekonomisine büyük katkılarda bulunabileceğine inanıyorum.

Tabii Atakan'ın işaret ettiği "küresel tehlike" önlenebilirse.

İkinci konu olarak, CNBC-e'de oynayan "24" adlı dizideki Türk Başbakanı'nın İngilizce telaffuzuna kısaca değinmek istiyorum.

Dizinin yapımcısına ve yönetmenine dikkat etmedim, onun için bu kaba hatanın sorumlusu kim bilemiyorum:

Dizinin bir yerinde ABD Başkanı ile Türk Başbakanı, bir tele konferans yapıyorlar ve biz ekran karşısında Türk aksanıyla (ya da aksansız) değil, Arap aksanıyla İngilizce konuşan bir Türk Başbakanı'nı dinliyoruz.

Bilmem dizinin tiryakileri bu hataya dikkat ettiler mi?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional