Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

TERÖR, POLİTİKACILAR VE MEDYA

 

 

15 Kasım 2003'de sinagogları, 20 Kasım'da da İngiliz Başkonsolosluğunu ve HSBC Bank'ı vuran İstanbul'daki İslamcı terör sırasında gerek politikacıların beyanları gerekse medyanın tutumu Türkiye'nin genel özellikleri hakkında oldukça ilginç ipuçları veriyor.

Medya olayları anında aktarmakta çok başarılıydı.

Habercilik konusunda Türkiye'deki televizyon kuruluşlarının çok gelişmiş olduklarını kabul etmek gerek.

Ama medyamız, terörün vahşet ve dehşetini kamuoyuna aktarmakta biraz da aşırı gitti.

Bir yandan Göztepe'deki patlama haberi gibi, olmayan olaylar kamuoyuna duyurulurken, öte yandan terör kurbanlarının parçalanmış bedenlerinin görüntüleri sık sık ekrana getirildi.

Sonuç olarak, medyamızın habercilik açısından sınıfı geçtiği, buna karşılık, kamuoyunda paniğe yol açan yayın yaptığı için, bu konuda ikmale kaldığı söylenebilir.

Politikacılar ise terör konusunda, tutumlarıyla, davranışlarıyla, sözleriyle tam anlamıyla sınıfta kaldı.

Önce hemen belirtelim ki, ekranlara bakanlar, olay yerlerinde sorumlu politikacıları aradılar:

Hem bilgi ve yorum almak, hem de devletin işlediğini, güvenliğin sağlanmaya çalışıldığını, kamu düzeninin devam ettiğini görmek için.

Ama ortalarda kimse yoktu.

Derken demeçler gelmeye başladı:

Son derece yuvarlak, neredeyse bu kanlı eylemin ardındaki örgütleri gizlemeye yönelik konuşmalar.

Bir de bunun üstüne "yayın yasağı" gelince, insanlar "Hükümet acaba birilerini mi korumak istiyor" diye düşündü.

Bu kanlı eylemleri yapanlar gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde, gazetelere ve ajanslara haber vermek ve sonunda da kendi internet sitelerinde açıklama yapmak yoluyla, geleneksel kanallarını kullanarak sorumluluk üstlenirken, bizim politikacılarımız ve ekranlara çıkan bazı sözde "tarafsız" yorumcularımız, dinci basınımızla birlikte, bu gerçekleri görmezden gelmekte direndiler.

Bu arada Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bu eylemlerin "organizeli" olduğunu belirtti.

Yabancı kökenli bir sözcüğün Türkçe'deki bu yanlış kullanımı, pek çok kişiyle birlikte eski Dışişleri Bakanı ve Cumhuriyet yazarı Şükrü Sina Gürel'in de dikkatini çekmiş ki, 22 Kasım Cumartesi günkü yazısında bu hataya değindi: "Abdullah Gül'ün dediği gibi Organizeli değil, organize" diyerek.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ise, teröristlerin yaptıklarının hesabını "her iki alemde de" vereceklerini söylemesi pek çok kişiyi irkiltti:

Sabah'ta 22 Kasım günü Mehmet Barlas bile (ki AKP iktidarının pek çok icraatını olumlu değerlendiren bir yazardır) "Başbakan Erdoğan 'Teröristler iki cihanda da cezalandırılırlar' dedi. Galiba önemli olan teröristleri 'Bu cihanda' hemen cezalandırmak. İşi Mahkeme-i Kübra'ya bırakırsak, bu cihanda yaşamak çok zorlaşır" diye yazdı.

Aynı konu Hürriyet'te Emin Çölaşan'ın da dikkatini çekmiş.

Başbakan'ın, Bush ve Blair'in bile açıklamalarının arkasında kaldığını, eylemden tam 6,5 saat sonra iftarı takiben konuştuğunu ve "dini mesaj" verdiğini belirten Çölaşan, şöyle yazmış: "Türk milleti öbür dünyada değil, bu dünyada verilecek hesapla ilgili. Doğal olanı da bu."

Evet sevgili okurlarım, bunalım anları insanların ve toplumların gerçek yüzlerinin daha samimi olarak ortaya çıktığı zamanlardır.

Teröre boyun eğmeyin, karamsarlığa kapılmayın, sevdiklerinizle buluşun, hoşlandığınız işler yapın, günlük yaşamın olağan güzelliklerini tatmaya devam edin.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional