Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

MURAT GÜNDÜZ'DEN CÜNEYT ÜLSEVER'E TÜRKÇE ELEŞTİRİLERİ

 

 

Değerli okurlarımdan Murat Gündüz yolladığı elektronik mektupta, son seçimlerden sonra yazıları daha dikkatle okunduğu belirtilen Hürriyet yazarlarından Cüneyt Ülsever'in sütunundaki Türkçe yanlışlarına dikkat çekmiş.

Sayın Gündüz'ün mektubu şöyle:

"Sn Kongar,

Türkçe'nin kullanımındaki yanlışları basınımızdan örneklerle anlatan yazıları, gerek sizin 'Medya Notu' köşenizden, gerekse bu konuda yazan diğer üstatların yazdıklarından zevkle (aslında üzülerek) takip ediyorum.

Bütün kitaplarınızı ve sitenizdeki bütün yazılarınızı okuduğumdan olsa gerek, bu yanlışlar gözüme daha çok takılmaya, kulağımı daha çok tırmalamaya başladı. İnsanlarımızın hangi yabancı dili bildiklerinden çok kendi anadilleri olan Türkçe'yi ne kadar doğru kullandıkları, konuştukları, yazdıkları önemli diye düşünüyorum. Lütfen bu konuda yazmaya devam edin. Her yazınızdan bir kişi bir kelimenin doğrusunu öğrense bu bile kârdır.

Not: Bugünkü (9 Kasım) Hürriyet gazetesinde gözüme takılanlar:

Cüneyt Ülsever 'Çekilenler sahiden çekiliyorlar mı? ' başlıklı yazısında Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz'dan bahsederken 'bu iki zevat' diye yazmış.

Doğrusu 'bu iki zat' olmayacak mı?

Zevat, 'zat'ın çoğulu değil mi?

Yine aynı yazıda '...bu partiler illa nihayet kongre yapmayacaklar mı?' cümlesindeki 'illa nihayet', acaba dizgi hatasından mı 'ila nihaye' yerine kullanılmış?"

Değerli okurum her iki eleştirisinde de haklıdır.

"Zevat" esas anlamı "kendi" demek olan ve "kişi" karşılığı olarak kullanılan "zat" sözcüğünün çoğuludur.

Nasıl ki "Bu iki kişiler" denmezse, sözün doğrusu "Bu iki kişi" biçiminde ise, "Bu iki zevat" denmez, "Bu iki zat" denmeliydi.

Okurumun ikinci eleştirisi de haklı:

"İla" sözcüğü, Arapça'dır ve "...e kadar", "...ye kadar", "...e dek", "...e değin" anlamına gelir.

Sözün doğrusu olan "İla nihaye", "sonsuza" dek anlamındadır.

Bunu "İlla nihayet" diye yazmak, yani "sonunda muhakkak" gibi bir anlam anımsatan garip ve yanlış bir kelime tamlaması biçimine büründürmek hatadır.

Sayın Cüneyt Ülsever bazı Arapça sözcüklerin yazımlarında daha önce benim de dikkatimi çeken yanlışlar yapmıştı.

Örneğin "muasır" sözcüğünü ısrarla "muassır" biçiminde yazdığını anımsıyorum.

Dilerim bu değerli yazar arkadaşım, yazılarında sık sık geçen Arapça ve Farsça sözcükleri bundan sonra hem doğru yazar hem de cümle içinde doğru biçimde kullanır.

Tabii işin en doğrusu, bir yazarın iyi bilmediği eski sözcükleri ve deyimleri, sırf "eskiye özendiği belli olsun diye" kullanmamasıdır.

Murat Gündüz'ün mektubunda beni en çok memnun eden nokta ise, bu okurumun geliştirdiği dil bilinci ve okuduğu ya da duyduğu Türkçe yanlışlarından rahatsız olması.

Bütün okurlarıma, gözlerine ilişen ve kulaklarını tırmalayan Türkçe yanlışlarını çevreleriyle paylaşmalarını öneririm.

Bu arada benim geçen Pazartesi günü Aydınlanma köşemdeki yazımda, son bölümdeki "Seçimler" sözcüğü yanlışlıkla "Resimler" olarak dizilmiş ve basılmış.

Dizen ve düzelten arkadaşlarım adına okurlardan özür dilerim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional