Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

İÇİ BOŞALTILAN ÖZGÜRLÜK KAVRAMI

 

Özgürlük kavramı medyada üç farklı biçimde yozlaştırılıyor.

Birinci saptırma, toplumda sadece "farklı" olan davranışlara "özgür" denmesi biçiminde karşımıza çıkıyor.

Örneğin, sadece eşcinsel ilişki yaşayanlara, "cinsel tercihlerini özgürce kullanıyorlar" dediğimiz zaman, eşcinsel olmayanların özgür de olmadıkları gibi bir anlam çıkıyor.

İkinci saptırma, "özgürlük" kavramının genellikle demokratik özgürlükler alanında olduğu gibi, başkalarının özgürlüklerini yok edici sınırlara taşınması biçiminde görülüyor..

Bunun en tipik örneği, başkalarına karşı şiddet kullanmak gibi, onların haklarını zedeleyici "özgürlükleri" savunmak.

Apartmanda başkalarını rahatsız edecek düzeyde gürültü yapma, eşini ve çocuklarını dövme, ya da toplumu tek bir ırkın ya da tek bir mezhebin ilkelerine göre yönetme "özgürlüğü" gibi.

Üçüncü saptırma, "başkalarının özgürlüklerini koruma" gerekçesiyle, insanların "temel hak ve özgürlüklerinin" sınırlandırılması ve kısıtlanması eğilimi olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin, son günlerde tartışma gündeminin başına oturan, ceza yasamızın 159'uncu ve 312'inci maddelerine ilişkin değişiklik önerileri, "mukaddes devlet" adına, demokrasimizin önemli ölçüde zedelenmesine yol açacak eğilimleri yansıtıyor.

Devleti oluşturan, hükümet gibi, güvenlik güçleri gibi bütün kurumlar, somut olarak vatandaşın refahı için vardır ve doğrudan doğruya kamu denetimine yani seçmen eleştirisine tabidir.

Devleti koruyacağız derken, bu kurumları eleştirilemez yani kamuoyu tarafından denetlenemez bir dokunulmazlığa kavuşturmak, demokrasinin temel özelliklerini tahrip eder.

Aslında, ne yazık ki "özgürlük adına" "eleştiri özgürlüğünün" yok edilmesi, kamu yönetimi alanını çok aşan bir biçimde, insanların vicdanlarında ve bilinçlerinde çok daha derin bir yere sahip.

Kendisine yöneltilen her eleştiriyi, "benim özgürlüğün sınırlanıyor" diye "faşistlikle" suçlamak ve reddetmek, neredeyse, her sanat ve edebiyat insanının genel savunma biçimi halini aldı.

Bu savunma geçerli ise, ben artık hiç bir filmi, hiç bir romanı eleştiremeyecek miyim?

Her yaptığım eleştiri benim "sansürcü!" tutumumun bir belirtisi olarak mı ele alınacak?

Her okuduğum kitabı beğenmek, her seyrettiğim filmi sevmek zorunda mıyım?

"Bu görüşler de nereden çıktı" demeyin.

Bu tutum artık son derece yaygınlaştı kendilerine "aydın" diyenler arasında.

Bakın, geçenlerde Hürriyet Gazetesi'nde "Yüzüklerin Efendisi" filmi hakkında bir tartışma yayınlandı.

Bir yazar, bu filmin gişe kaygıları ile şişirildiğini belirterek bir "sosyal psikolojik" çözümleme yapıyor ve şöyle diyor:

"Olabildiğince fazla sayıda insan gidip bu özel kültürden nasibini alırsa, kendilerinin herkesten önce aslında ne kadar değerli ve zengin bir ilgi alanıyla haşır neşir olduğu anlaşılacak, onların da azıcık koltukları kabaracak anlaşılan."

Bu eleştiriye bir başka yazar bakın nasıl yanıt vermiş:

"Bu tür ayrımlara inanan ve bu inançlarını üst perdeden, alaycı bir tavırla ortaya saçanların da görünürdeki söylemleri ne kadar ‘demokrat' ve ‘özgürlükçü' olursa olsun, bir gün gelip bana neyi seyredip neyi seyredemeyeceğimi dikte edecek kültür ve sanat komiseri adayları olduklarına inanmaktan asla vazgeçmeyeceğim."

Yani, "Yüzüklerin Efendisi" filminin bir özel kültüre dayandığını ve insanların bu kültürü öğrenmekle "seçkinleştikleri" izlenimi edindikleri gibi oldukça geçerli bir gözlemi bile faşistçe, sansürcü buluyor ikinci yazar.

İşte "özgürlük adına" kısıtlanan ve sınırlanan bir başka özgürlük oluyor böylece "eleştiri özgürlüğü".

"Özgürlük" kavramına ilişkin bu üç ayrı içini boşaltma ve saptırma örneği, yaşadığımız "kültürel yozlaşmayı" iyice yansıtıyor sanırım.

Özgürlüklerimizi, sadece onlara sahip çıkarak değil onları yozlaştırmadan da kullanarak korumalıyız.

Medya da bu konuda çok hassas olmalı.

Çünkü özgürlüğe en çok gereksinme duyan kesim odur!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional