Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

"DEMOKRASİ" KAVRAMINI YOZLAŞTIRDIK, ŞİMDİ SIRA "ÖZGÜRLÜK"TE

 

Toplumca, klasik kavramları, içlerini boşaltarak yozlaştırmakta üstümüze yok.

"Demokrasi" gibi "laiklik" gibi "özgürlük" gibi toplumun benimsediği klasik kavramlara karşı savaş açanlar, bu savaşlarını, önce onların içine boşaltarak, tarihsel ve bilimsel anlamlarını yozlaştırarak başlatıyorlar.

Örneğin alın "demokrasi" kavramını.

Bildiğiniz gibi "demokrasi" bir çoğunluk yönetimidir ama, bu yönetimin içindeki dokunulmaz alan "temel hak ve özgürlüklerden" oluşur.

Çünkü çoğunluğun dışında kalanların da "temel hak ve özgürlükleri" güvence altında olmazsa, "çoğunluk yönetimleri" derhal, diktatörlüklerin en korkuncu olan "çoğunluğun diktatörlüğüne" dönüşürler.

Ama örneğin 1950'de "çoğunluğun oylarıyla" iktidara gelen Demokrat Parti "Madem ki çoğunluk benim arkamda, o halde her aldığım karar meşrudur" anlayışı içinde, bütün temel hak ve özgürlükleri kısıtlamış ve böylece demokrasiyi katletmiştir.

Derken milliyetçi ve dinci ideolojiler, aynı "çoğunluk" ve "çoğunluğa dayalı" "Milli Egemenlik" kavramına sığınmışlar ve "demokrasiyi" ırkçı faşizme de dinci şeriata da açık hale getirmişlerdir.

Politikacıların başlattığı bu kampanya, medyanın da desteğiyle, bugün oldukça başarı kazanmış görünüyor.

"Demokrasi" kavramının yozlaştırılmasını, "laiklik" izledi.

Bütün inançların kamu yönetimi dışına çıkarılıp devlete eşit uzaklıkta tutularak korunması anlamına gelen "laiklik" kavramının en önemli özelliği, devletin, her inancı, öteki inançların ve özellikle de en yaygın olan egemen inancın baskısına karşı koruması anlamına gelmesidir.

Oysa biz "laiklik" kavramınıda, ya yayımlanan sözlüklerde "dinsizlik" diye tanımlayarak, veya "laikciler" teriminde olduğu gibi "kendi içinde bir dinmiş gibi" niteleyerek, ya da "inanca saygılı laiklik" biçimindeki deyişlerle, egemen inancın baskısına açık hale getirerek yozlaştırdık.

Bunda da çok başarılı olduk.

Şimdi sıra "özgürlük" kavramına gelmiş görünüyor.

"Bilindiği gibi "özgürlük" kavramının en önemli sınırı "başkalarının özgürlükleridir".

Oysa biz şimdi de, ya "sınırsız özgürlük" anlayışı içinde "başkalarının özgürlüklerini" hiçe sayarak veya "özgürlük adına" her türlü eleştiriyi bile yasaklayarak, ya da toplumun genelinden sapan davranışları "özgürlük" diye niteliyerek bu kavramın da içini başarıyla boşaltma yolundayız.

Sadece toplumun genelinden sapan davranışları "özgürlük" olarak niteleme konusundaki yozlaştırmayı, Milliyet Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Y. Yılmaz, medyadaki başka dil yozlaştırmalarına da işaret ettiği 12 Ocak 2002 tarihli yazısında şöyle anlatıyordu:

"...Magazin basınında bir kadın ya da erkeğin eşcinsel olduğunu söylemenin 'yeni Türkçesi' bu... Örneğin bu hafta çıkan bir magazin dergisinde şöyle bir haber var: 'Sosyete solaryumcusu S. ile tiyatrocu Ş.'nin cinsel tercihlerini özgürce kullandıkları bir ilişkileri var.' İki kadın arasındaki lezbiyen bir ilişki ima ediliyor. Ama belli ki 'hukuki nedenlerle' bu açıkça söylenemiyor. Onun yerine 'cinsel tercihlerini özgürce kullanmak' kalıbı kullanılıyor. Nedense kafama hep bu takılıyor: Bu ifadenin gerisinde biz heteroseksüellerin cinsel açıdan yeterince özgür olamadığı düşüncesi mi yatıyor? Acaba tercihlerimizi yaparken 'yeterince özgür' olabilirsek, hepimizin varacağı son nokta eşcinsellik mi olacak?..."

Bilmiyorum bu ifadeye eklenecek başka bir şey var mı?

Ayrıca dil meraklılarına makelenin tümünü öneririm. Çok ilginç eleştirileri var Yılmaz'ın. (Belki ilerde bir gün yine aynı makaleye dönerim verdiği başka örnekler için.)

"Özgürlük" konusundaki bir başka saptırma da, artık her sanat ya da edebiyat eleştirisine, "özgürlük adına", "Sansürcülük mü yapıyorsun" diye karşı çıkılması.

Sanki bir sanat ya da edebiyat yapıtını beğenmemek, onu eleştirmek, illa da yasaklanmasını savunmak anlamına gelirmiş gibi.

Yerim bittiği için bu konuya haftaya da devam edeceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional