Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

TERÖR VE MEDYA

 

Bütün terör eylemlerinin ortak bir takım amaçları vardır.

Bu amaçların başında "dikkati çekmek", "sesini duyurmak" gelir.

Tabii adı üstünde, "terör" ayrıca bireyleri ve olanaklı olduğu ölçlüde geniş kitleleri korkutmaya da yöneliktir.

Çünkü terörün ana hedefi, saldırdığı düzenin egemenlik yani yönetim ilişkilerini sarsmaktır.

Bu nedenle her terörist eylem, saldırdığı egemenlik ilişkisine karşı olan "düşüncelerini" açıklamak ve ayrıca "gücünü" göstermek ister.

Bu açıdan bakıldığında her terörist eylem, kamuoyu ilişkileri bakımından bir "propaganda" hareketidir de.

Bu propaganda eylemi üç amaçlıdır:

Bir yandan saldırdığı egemenlik ilişkisini küçültmek, yermek, öte yandan, bu egemenlik ilşiksinin içinde yer alanları korkutmak ve son olarak da kendi taraftarlarına "moral vermek" amacına yöneliktir.

İşte bu üç amaç da ancak ve ancak kitle iletişim araçları vasıtasıyla gerçekleştirilebilir.

Bu nedenledir ki tarihteki adam kaçırma, rehin alma, uçak kaçırma gibi terör eylemlerinin çoğunda, teröristlerin "mesajlarının" kamuoyuna duyurulması, eylemin sona erdirilmesi için öne sürülen koşullar içinde birinci sırada yer almıştır.

Tam bu noktada., kitle iletişim araçlarının terör karşısındaki işlevine geliyoruz.

Medya, terör eylemlerini ne denli büyütürse, genel kamuoyunu ne denli korkutucu yayın yaparsa ve teröristlerin hem güçlerini hem de gerekçelerini ne denli abartırsa, teröristler amaçlarını o denli gerçekleştirmiş olurlar.

Burada aslında yine üçlü bir "propaganda" işlevi söz konusudur:

Birinci olarak, olay ne denli büyütülürse, topluma o denli korku yayılmış olur.

İkinci olarak, teröristlerin gücü ne denli abartılırsa, bu korku o denli artar ve süreklilik kazanır.

Üçüncü olarak, saldırılan hedefin felsefi ve ideolojik temelleri ne denli eleştirilirse, terör eylemi de o denli haklılık kazanmış olur.

Bu genel ilkeler gözönüne alındığında, bir terör eylemi karşısında, kamuoyunu aydınlatma görevi ile karşı karşıya olan kitle iletişim araçlarının önündeki açmazlar bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır:

Olayı olduğundan büyük gösterirse, teröre hizmet etmiş olacak, olduğundan küçük gösterirse de kendi işlevini yerine getirmemiş durumuna düşecektir...

Teröristlerin düşüncelerini kamuoyuna aktarırsa, teröre yardım etmiş olacak, aktarmazsa, kamuoyunu aydınlatma işlevini ihmal etmiş olacaktır.

Tabii işin bir de "karşı tepki" yönü var:

Kitle iletişim araçları, haber kanallarını denetleyen ve kendisine karşı terör eylemi gerçekleştirilen yönetimin tepkilerini ve "yönlendirmelerini" ne denli aktaracaktır kamuoyuna?

Daha doğrusu, bırakın "bile bile alet olmayı", "haber biçiminde gelen yönelendirmelerle", "gerçek haberleri" birbirinden nasıl ayıracaktır?

Ne yazık ki bu soruların yanıtları "profesyonel haberciliğin ahlak ilkelerine" göre değil, her medya kanalının, "ideolojik eğilimlerine" göre belirleniyor.

Belki de terörün en büyük tehlikesi ve zararı burada:

Saldırdığı hedefi de kendisininkine benzer yöntemler kullanmaya zorlayarak, toplumsal ilişkilerimizin tümüyle zedelenmesine yol açıyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional