Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

MEDYADAN İKİ İLGİNÇ OLAY

 

Birinci olayı Hıncal Uluç Sabah'taki köşesinde yazdı.

Uluç bir yazısında, televizyon muhabirlerinin canlı yayın bağlantılarında, her söze "Evet" diye başlamalarını eleştiriyor.

Örnek olarak da, kendisine "Var mı" diye soru soran sunucuya "Evet, yok" diye yanıt veren CNN Türk polis muhabiri Yavuz Karakoç'u gösteriyor.

Bunun üzerine Yavuz Karakoç, kendisine bir elektronik posta yolluyor ve "Ben sizin gibi yüz kızartıcı nedenlerden mafya babalarının kurşunlarına hedef olmadım..." diyor.

Bilmeyenler için söyleyelim: Hıncal Uluç, bir yazı dolayısıyla, cezalandırılmak amacıyla, bir "Mafya Anası" tarafından kurşunlatılmıştı.

Yani bırakın "yüz kızartıcı nedenleri", tam tersine "habercilik uğruna" kurşun yemişti.

Üstelik de bu olayda, medya kendisini yalnız bırakmıştı, olay sanki "basını ilgilendirmeyen münferit bir vaka" imiş gibi.

Bu elektronik posta üzerine, Hıncal Uluç, Yavuz Karakoç'u ya açıklama yapmaya ya da özür dilemeye çağırıyor.

Kendisini önce CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav, sonra da Genel Müdür Taha Akyol arıyor.

Akyol, Uluç'un yazısının kesilip servislere asılmasını ve "Evet" sözcüğünden kesinlikle vazgeçilmesini istediğini anlatıyor.

Boratav ise, Yavuz Karakoç'un işten çıkarıldığını bildiriyor.

Gerekçe olarak da, bir polis muhabirinin izlemesi gereken mafya konusunda böyle bir iddiada bulunmasının, muhabire olan güvenini sarstığını belirtiyor.

Hıncal Uluç, Sabah'taki 2 Eylül tarihli yazısında, Yavuz Karakoç gibi gençlerin kötü yetiştirilmesinde bizim kuşağın suçunun büyük olduğunu, bu nedenle bu kriz döneminde cezasının işten çıkarılmak olmaması gerektiğini söylüyor ve Boratav'la Akyol'un, kararlarını bir kez daha gözden geçirmelerini istiyor.

İkinci olayı da Gülay Göktürk yine 2 Eyül tarihinde, gene Sabah gazetesinde yazdı.

Göktürk'ü, bir sabah, Star gazetesi'nden Saygı Öztürk arıyor.

Yurtbank'tan ya da Ali Balkaner'den para alan gazeteciler konusunda bir haber yaptıklarını ve Gülay Göktürk'ün de murakıp raporunda adının geçtiğini söylüyor.

Bilmeyenler için söyleyelim, bir ara basında Ali Balkaner'in Yurtbank'ın çıkarlarına uygun haberler yazdırmak için gazetecilere para dağıttığı iddiaları yer almıştı.

Murakıp raporuna göre, Yurtbank'ın paralarını off-shore'da, kendi hesabına işleten Füsun Çetinkaya adlı müdürün ajandasında "Gülay Göktürk 35 bin mark" notu var.

Raporda, bankada Gülay Göktürk adına bir hesaba rastlanmadığı ve bu notun mahiyetinin anlaşılmadığı yazılıyor.

Gülay Göktürk bu bilgiler üzerine, Saygı Öztürk'e, elindeki birikimi bir bankaya yatırmak için çeşitli bankalardan faiz yüzdeleri öğrendiğini, Füsun Çetinkaya'nın kendisine öteki bankalardan biraz daha iyi bir faiz teklif etmesi üzerine bankaya giderek, parasını Füsun Hanım'a verdiğini ve işlemleri o hanımın yaptırdığını anlatıyor.

Göktürk daha sonra olayı "Hatırlamıyorum ama herhalde bana bir hesap cüzdanı vermiştir. Vermese sorardım herhalde... Sonra paranın vadesi geldiğinde gidip paramı ve faizini yine Füsun Hanım'dan çekiyorum" diye anlatıyor.

Göktürk'ün makalesinde nöğrendiğimize göre, Saygı Öztürk, Göktürk'ün anlattıklarını tırnak içinde aynen aktarıyor.

Haberin başlığı ise "Murakıplar: Gülay Göktürk'e Yurtbank'tan 35 bin mark verildi" olarak, Göktürk'ü suçlayıcı bir biçimde yer alıyor.

Göktürk, yazısının sonunda, bu açıklamaları büyük bir acı çekerek yaptığını, bu konuda bir daha yazı yazmayacağını ve Star Gazetesi'ni, haberin başlığından dolayı dava edeceğini belirtiyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional