Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

TELEVOLE DİLİ VE ISTAKOZ ZEHİRLENMESİNDEN DİL KİRLENMESİNE

 

Toplumsal, kültürel, siyasal ve ekonomik yozlaşma ve kirlenme, toplumun her kesimini olduğu gibi güzel dilimizi de egemenliği altına aldı.

Eskiden Atatürk'ün kurduğu bir Türk Dil Kurumu vardı. Güzel Türkçemiz'in gelişmesine önemli katkılarda bulunurdu.

12 Eylül yönetiminin getirdiği yozlaşma ile bir "sivli toplum kuruluşu" niteliğinden bir "devlet kurumu" niteliğine dönüştürülen bu kurum, şimdi yine gündemin başında:

Ama bu kez dil konusunda yaptığı çalışmalarla değil, milyarlarca liralık "hortumlama" sanığı olarak.

12 Eylül ile doruğuna çıkan ve Özal dönemi ile bu doruk çizgisini sürdüren yozlaşma ve kirlenmenin kaçınılmaz sonuçlarını bugün bütün ciddiyeti ve ağırlığı ile yaşıyoruz.

Bu yozlaşmada medyamızın da rolü yadsınamaz:

Her türlü değer yozlaşması ile birlikte, güzelim dilimizi de bozan bir cehalet, kimi zaman da kasıtlı olarak desteklenerek, "günlük dilimizi" iyice yozlaştırdı ve kirletti.

Ülkemize gelen devlet adamlarınını haberlerini "Esenboğa'dan giriş yaptı", ülkemizden giden ünlüleri, "Atatürk hava limanından çıkış yaptı" gibi özentili ve yanlış bir Türkçe ile adeta bilinçaltlarımıza kazıyan medya, örneğin "sahneye çıkmak" fiilini de büyük bir başarıyla "sahne almak" biçimine dönüştürdü.

Böylece, kültüre ve kültürel değerlerimize, bu arada sanata ve edebiyata da, yüzeysel ve yoz bir popüler yaklaşımı simgeleyen "televole kültürü", kendi dilini de yarattı.

Ben buna "televole dili" diyorum.

Tabii medyanın öncülğünde gelişen "televole kültürü" ve onun yarattığı "televolel dili" bir süre sonra, yaşamın tüm alanlarında etkisini göstermeye başladı.

Geçenlerde bir sosyete düğününde, konuklara sunulan yemekler arasındaki ıstakoz etinin bayat olmasından kaynaklanan zehirlenme olayı, hem manşetlere taşınması hem de irdelenme biçimi açısından tam bir "televole kültürü"nün ve "televole dilinin" simgesi olma niteliği taşıyordu.

Bakın düğünle ilgili hizmet örgütlenmelerinden birinin sorumlusu olan bir hanım olayı yorumlarken nasıl bir dil kullanıyordu Sabah gazetesindeki konuşmasında:

"Oğullarını evlendirmeye karar verdikleri zaman bana gelip ‘Oğlumuza son derece doğal bir garden party vermek istiyoruz'...dediler"

"Ve konsept gerçekten çim, mum ışığı, fenerler ve beyaz ortancalar üzerine kuruldu. Başka bir detay yoktu"

"Bence profesyonel bir garson o tabağı pas etmez".

"Eğer garsonlar profesyonel olsalardı fark edip insanlara pas etmezlerdi".

Evet, başka söze gerek olduğunu sanmıyorum:

"Televole kültürü" "televole dilini" yarattı.

Hizmet sektörü de, "hava atarak" satışını arttırmak için, özentili, yanlış, melez ve itici olan bu dili iyice benimsedi.

Bir de bizdeki burjuvaziye, "lumpenburjuvazi" deyince kızıyorlar bana.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional