Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BASINDA TARTIŞMALAR

 

Şu günlerdeki en önemli "makro" medya tartışması yeni RTÜK, yani Radyo Televizyon Üst Kurulu yasa tasarısı hakkında:

Başta RTÜK Başkanı Nuri Kayış olmak kaydıyla bir çok kişi, yeni yasayı, politikanın ve dolayısıyla demokrasinin medya patronlarına kurban edilmesi biçiminde yorumlarken, büyük sermayenin gazeteleri (bütün yazarları değil), yeni yasa tasarısının, medya patronlarının kamu ihalelerine girmesini önleyen ve tekelci eğilimleri engelleyen maddeleri kaldırdığına hiç değinmeden, sadece "mülkiyetin şeffaflaşması" üzerinde durarak, büyük bir tartışmanın içine girdiler.

Bu tartışma hiç kuşkusuz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde noktalanacak ve yeni çıkacak yasanın nasıl bir nitelik taşıyacağını, Türkiye'nin yeniden biçimlendiği 21. Yüzyılda ne gibi sonuçlar doğuracağını hep birlikte izleyeceğiz.

Ben bu gelişmeleri, bundan yaklaşık üç yıl önce yayımladığım 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabımın sonuç bölümünde zaten öngördüğüm için, siyasetin medyaya kurban edilme sürecini bekliyordum.

O açıdan bu gelişmeler benim için sürpriz olmadı.

Allah, vatana millete hayırlı etsin!

Gelelim, basındaki öteki "mikro", yani yazarlar ve kişiler arası tartışmalara.

Son günlerde, Hürriyet'in başyazarı ve Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ile Milliyet'in köşe yazarı ve CNN Türk'ün Genel Müdürü Taha Akyol arasındaki tartışma okurların dikkatini çekti.

Her iki yazar da birbirlerinin adını anmadan, son derece efendice fakat çok sert yorumlarla, Menderes ve Demokrat Parti konusunda bir tartışmaya girdiler.

Taha Akyol, esas olarak Menderes'in liberal ve kalkınmacı bir politika izlediğini, Oktay Ekşi ise, demokrasiyi yozlaştırdığını ve ekonomik yatırımları bile siyasal çıkarları için kullandığını öne sürüyordu.

Menderes'in demokrasiyi, temel hak ve özgürlüklerin esas olduğu özgürlükçü bir düzen olarak değil, çoğunluk baskısının egemen olduğu otoriter bir rejim olarak algıladığı tarihsel bir gerçektir.

Bu sert ama efendice tartışmanın sürmesi, tarihsel gerçeklerin daha iyi anlaşılmasına hizmet edecektir diye düşünüyorum.

Bu arada, basının yeni transferlerinden manken Deniz Akkaya, bir mülakatında Hürriyet'in iki hanım yazarını karşılaştırarak Ayşe Arman güzel, Pakize Suda değil dedi.

Kalemi de zekası gibi keskin olan Suda ise buna Çirkinsem de üzülmem, nasıl olsa, estetik cerrahları beygirden bile top model üretiyorlar diye yanıt verdi.

Bu arada, Ayşe Arman, Leyla Umar'la yaptığı bir röportajda, Umar'a eski kocası Refik Erduran'la ilişkisi için, Yani Ruhat Mengi ve Güngör Mengi arasında olduğu gibi bir destekleme oldu mu gibisinden bir soru sorunca, Ruhat Mengi'den Peki sen de gazetedeki torpilini açıkla yanıtını aldı ve Benim torpilim o zamanki genel yayın yönetmenim Mehmet Yılmaz'dır açıklamasını yaptı.

Akşam'da Deniz Gökçe, Milliyet'te Berrin Cankat adıyla Kemal Derviş'e sataşan yazara, Sen Derviş'e neden çamur atıyorsun, takma isimle yazı yazan Hakkı Devrim misin, açıkla dedi.

En son olarak da Ufuk Güldemir'in Habertürk adlı haber sitesinde yazan Uğur İpekçi, Ahmet Altan'ın son romanında, 31 Mart vakasını saptırdığını belirterek, "Yapma Be Ahmet Altan" adlı makalesinde, 31 Mart olayının gerici bir askeri ayaklanma olduğunu, dönemin ilişkilerine de gönderme yaparak anlattı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional