Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

AYŞEGÜL SÖNMEZ'İN "ŞÜHEDASI"

 

Ben her zaman gençleri sevdim ve destekledim.

Her zaman, "erkek egemen feodal bir toplumda" kadınlardan, kızlardan yana tavır koydum.

Çünkü gençlerin ve kadınların, yaşlı ve erkek egemen bir yapıdan hâlâ kurtulamamış olan ülkemizde, doğrudan doğruya çağdaşlaşmadan yarar sağlayacakları için, laik ve demokratik, sosyal hukuk devletinden yana olduklarını düşünürüm.

Üstelik bir de hem genç, hem de kadın ise, her gördüğüm insana olumlu bir önyargı ile yaklaşırım.

Fakat iki grup genç kadın, ya da genç kız bu olumlu önyargımı, olumsuza dönüştürmek için ellerinden geleni yapıyor:

Birinci grup, babalarının ya da kocalarının parasıyla alınmış arabaların direksiyonlarında at gözlüğü takmış ve tarlada traktör sürüyormuş gibi otomobil kullanan genç kadın şoförler.

İkinci grup da, birinci grubun otomobil kullanması gibi makale yazan, hem genç hem de kadın köşe yazarları.

Aslında Duygu Asena gibi, Nilgün Cerrahoğlu gibi, Pakize Suda gibi, Zeynep Atikkan gibi köşe yazarlarına bayılıyorum.

Her yazılarından birşeyler öğreniyorum.

Hiç kuşkusuz, bu yazıda sözünü edeceğim Ayşegül Sönmez de bu yazarlar kadar olumlu nitelikleri olan bir gençtir.

Milliyet gibi önemli bir gazetede köşe sahibi olduğuna göre mutlaka benim bilmediğim ve görmediğim başka üstün niteliklere de sahiptir.

Ama 4 Kasım 2000 tarihinde "Art Niyet" adını koymuş olduğu köşesinde "Bitmemiş bir Manavgat Şelalesi puzzle'ı" adıyla yazdığı köşe yazısındaki şu cümlelere bakar mısınız:

"Aslan gibiyim. Aslan gibi. Ameliyat mameliyat bitti. Yanaklarımı sıksanız şüheda fışkıracak. Ciddiyim. Geçmiş olsun mesajları için çok teşekkürler."

Anlaşılan kızımız bir hastalık geçirmiş ve şimdi iyileşmiş, o kadar iyileşmiş ki, yanaklarını sıksanız şüheda fışkıracakmış.

"Şüheda" sözcüğünün "şehitler" anlamına geldiğini çok yi bildiğim halde, yazıyı okuyunca, "acaba kan anlamına filan da mı geliyor" diye bir kez daha Devellioğlu'nun lügatına baktım yanılmamak için.

Zaten genç kızımızın "şüheda fışkıracak" sözleri doğrudan doğruya Mehmet Akif'in yazdığı İstiklal Marşımızın şu dizelerine de (bilerek ya da bilmeyerek) atıf yapıyor:

"Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki fedâ?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!"

Kızımız, yazısında esas olarak iki televizyon sunucusunu ve konuklarını yerden yere vuruyor. Ne kurdukarı cümleler kalmış, ne yok oldukları, ne de var bile olsalar, Manavgat Şelalesi gibi sığ olacakları.

Benim ömrüm boyunca hiç kimse için kullanmayı düşünmediğim, düşünemeyeceğim derecede sert, acımasız, hakaret dolu ifadeler.

Sözünü ettiği kişileri tanımıyorum.

Bu kişilerin programlarını da hiç izlemedim.

Belki, eleştirilerinin esası haklıdır da.

Ama yazısının girişinde kullandığı "yanaklarımı sıksanız şüheda fışkıracak" tümcesindeki (ya sözcük ya da mecazî anlam konusundaki) bilgi eksikliğine ne demeli!

Kızımız herhalde "yanaklarım artık kanlandı, renklendi" demek istiyor.

Bunu hem yanlış söylüyor, hem de İstiklal Marşına yani sözcüğün doğru kullanıldığı bir şiire gönderme yaparak bu yanlışını katmerli hale getiriyor.

Tanrı bizi at gözlüğü takmış ve tarlada traktör sürer gibi otomobil kullanan şoförlerden korusun.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional