Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

EN KORKUTUCU İTTİFAK

 

Bugünlerde bir Kanun Hükmünde Kararname bunalımı yaşıyoruz.

Hükümetin hazırladığı bir KHK'yı, Cumhurbaşkanı imzalamayarak iade etti.

Hükümet de görüşünde ısrar ederek kararnameyi Cumhurbaşkanı'na aynen geri yolladı.

Bu satırların yazıldığı sırada, Cumhurbaşkanı'nın ne yapacağı henüz belli olmamıştı.

Ama zaten benim bugün üzerinde duracağım nokta KHK'nın Cumhurbaşkanı'nca onaylanması ya da onaylanmaması ile ilgili değil.

Benim üzerinde durmak istediğim nokta, Hürriyet Gazetesi'nin, 13 Ağustos Pazar günü birinci sayfadan manşet olarak verdiği bir haberin düşündürdükleri.

Hürriyet'in "İşte Sezer'e İade Mektubu" başlığı ve "Hükümetin, yarın Cumhurbaşkanı'na tekrar göndereceği KHK ile birlikte sunacağı 8 gerekçeli özel mektubu açıklıyoruz" alt başlığı ile verdiği haberde, gerekçeleri DSP'den Şükrü Gürel, MHP'den Faruk Bal ve ANAP'tan Yüksel Yalova olmak üzere üç bakanın hazırladığı belirtiliyor ve gazeteye açıklamayı da Yüksel Yalova'nın yaptığı söyleniyordu.

Bir defa hemen belirteyim ki, Hürriyet, Yüksel Yalova'nın verdiği bilgileri kullanarak, "eşyanın tabiatına uygun" davranmıştır.

İkinci olarak, haberin Yüksel Yalova tarafından Hürriyet'e sızdırılmasında da, siyasi ahlak açısından pek bir sakınca görmediğimi belirtmeliyim.

Hükümetin, Cumhurbaşkanı'na yollayacağı bir mektubun daha önce basına sızdırılması olsa olsa bir siyasal nezaketsizlik olarak adlandırılabilir.

Ama son zamanlarda siyasette o denli çirkinliklere tanık oluyoruz ki, bu davranışın da, Çankaya ile Hükümet arasındaki gerginliği tırmandıracağı belli olmasına karşın, çok önemli olduğunu düşünmüyorum.

Benim asıl lüzerinde durmak istediğim nokta şu:

İktidarda DSP, MHP ve ANAP arasında kurulmuş bir koalisyon hükümeti bulunuyor.

Bu ittifak Allahtan tüm Meclisi kapsamıyor ve hâlâ çok etkin olmasa da, Meclis içinde bir "muhalefetten söz etmek olanağı var".

Haberin sızdırıldığı gazete Doğan Grubu'nun bir organı.

Doğan Grubu ise medya sektöründe, Bilgin Grubu ile ittifak halinde.

Bu medya grupları arasındaki ittifak o denli etkili ki, Rekabet Kurulu, bu ittifakın yasalara aykırı bulunan tekelci eğilimlerinden dolayı kendilerine trilyonlarca lira ceza verdi.

Her iki grubun kontrol ettiği yayın organları arasında Hürriyet, Milliyet, Radikal, Sabah, Yeni Binyıl gazeteleri, Tempo ve Aktüel dergileri, Kanal D, CNN, atv ve Kanal 6 televizyonları ile daha burada yer darlığından dolayı sayamadığım pek çok gazete, dergi, dağıtım şirketi ve medya kuruluşu var.

Allahtan medyamızda bu iki grubun dışında başka sermaye grupları var da, kitle iletişim araçları sektöründe tam bir tekelden söz etme olanağı yok.

Hükümet ile Hürriyet arasındaki son paslaşma bana şu görevi bir kez daha anımsattı:

Siyasetteki çoğulcu demokrasiyi de, başta medya sektörü olmak kaydıyla özel teşebbüsteki rekabet özgürlüğünü de gözümüz gibi korumalıyız.

Yoksa rejim elden gidiyor.

Geçenlerde Serdar Turgut'un, Hürriyet'teki köşesinde tahkim konusundaki doğru dürüst haberleri Cumhuriyet'ten başka bir yerde bulamadığı yakınmasına yol açan oluşum da işte bu süreçtir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional