Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BÜYÜK SERMAYE YOLSUZLUK MU YAPIYOR YOZLAŞTIRIYOR MU?

 

 

Herşeyden önce bir kez daha belirteyim:

Ben büyük sermayenin medyaya girmesine karşı değilim.

Tam tersine, son teknolojileri ancak büyük sermayenin finans gücüyle izleyebilecek olan medya, özellikle de televizyonlar, büyük sermayeye tabii ki açık olacak.

Ben medyadaki büyük sermayenin şu yaptıklarına karşıyım:

1) Medya sahibi olmayan büyük sermayeye karşı haksız rekabet yaratması, yani serbest teşebbüsün rekabet özgürlüğünü zedelemesi.

2) Haberleri sınırlaması, kısıtlaması ve saptırması, üstelik bunu kendi çıkarları için yapması, yani haber alma özgürlüğünü bozması.

3) Devleti ve kamuoyunu, kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda baskı altında tutması yani siyasetçileri, bürokratları, üniversiteleri, yargıyı tehdit etmesi.

Bu üç yanlıştan dolayı medyadaki bir bölüm büyük sermayenin demokrasi için önemli bir tehdit oluşturduğu görüşündeyim.

Şimdi gelelim, iki haftadır bu sütunda süren ve The Economist’'in büyük sermayenin medyaya girmesinin "corruption"a yol açtığı görüşünü Türkçe'ye çevirirken önce "yozlaşma" sözcüğünü kullanmamın, sonra da bunu "yolsuzluk" olarak düzeltmemin yol açtığı tartışmaya.

Tartışma bütün hızıyla sürüyor:

Yazımın Cumhuriyet'’te dizildiği Çarşamba gecesi saat 10 dolayında bir telefon, İlhan Selçuk: Her zamanki titizliğiyle gazetenin prova baskısını okumuş ve benim makaleme de önem vererek beni onurlandırmış ki, "Kendine haksızlık etmişsin, (o, tân etmişsin dedi telefonda ama yeni kuşak anlamaz diye ben Türkçeleştirdim) "corruption" Fransızca'da da "yozlaşma" "çürüme" anlamına gelir" dedi.

Aslında İlhan Selçuk’un öncülük ettiği görüş de, Şakir Eczacıbaşı’nın dile getirdiği eleştiriler (yani sözcüğün yolsuzluk anlamına geldiği) de doğruydu.

Corruption sözcüğü, genel kullanımda, özellikle polis ve adliye olaylarında "yolsuzluk" anlamına geliyordu.

Ama toplumsal bilimler terminolojisinde daha çok "yozlaşma" anlamında kullanılıyordu.

Sorun The Economist'in bu sözcüğü hangi anlamda kullandığında düğümleniyordu.

Makaleyi defalarca dikkatle okuyunca, yazarın terimi, hem yozlaşma hem de yolsuzluk anlamında, en geniş kapsamıyla kullandığına karar verdim.

Şimdi sakın bana "Bir sözcük üzerinde neden bu denli uzun duruyorsun?" diye eleştiri yöneltmeyin, çünkü son günlerin gündemine oturan Uzan Grubu ile Doğan Grubu arasındaki kavga, önce Akit Gazetesi'’nin dağıtımı sonra da Çukurova Elektrik A.Ş. baskını dolayısıyla çok güncelleşti.

Bu çerçevede, Uzan Grubu ile Doğan Grubu arasındaki kavgada anlamadığım bazı noktalar var:

1) Uzan Grubu’na bağlı Star Gazetesi’nin "Akit Gazetesi’ni neden dağıtıyorsunuz" sorusuna, Doğan Grubu’nun Hürriyet Gazetesi, "bunun yasal bir zorunluluk olduğu" yanıtını verdi. Peki Doğan Grubu, Akşam ve Star gazetelerini dağıtıyor mu? Dağıtmıyorsa, bu gazeteler için yasal bir zorunluluk söz konusu değil midir?

2) Çukurova Elektrik A.Ş.'’ye yapılan baskın, haber değeri olan bir olay değil midir? Hemen hemen bütün gazetelerde yer alan bu olayın haber değeri varsa, Uzan Grubu bunu haber yaptığı için neden sadece Doğan Grubu'nu eleştirmektedir?

Yanıtlarını gerçekten bilmediğim bu sorulara Hürriyet ve Star Gazeteleri'nden bir açıklama gelirse sütunumun onlara açık olduğu belirtirim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional