Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

THE ECONOMİST TÜRKİYE’'DEKİ MEDYA İÇİN NE DİYOR?

 

The Economist dergisi 10 Haziran 2000 tarihli sayısında Atatürk'ün Uzun Gölgesi adıyla Türkiye üzerine bir özel rapor yayımladı.

Büyük basınımız da bu raporun bazı bölümlerine yer verdi.

Önce hemen belirtelim ki, Time dergisinin de zaman zaman yaptığı gibi The Economist de bu yazıyı tüm dünyada değil, sadece Türkiye'ye yönelik olarak basılan nüshalarında kullandı.

Ondokuz sayfalık makalede beş tam safya banka ilanı var. Tam sayafa ilan verenler Akbank, Garanti Bankası, Körfezbank, İş Bankası ve İktisat Bankası.

Makale esas olarak olumlu bir görüşle yazılmış.

Ama The Economist’in geleneksel tavrı çerçevesinde, özellikle satır aralarında çok önemli eleştiriler var.

Benim özellikle ilgimi çeken bir yargı, Türkiye'nin bütünlüğü kavramını, eskimiş ve geleneksel, sadece Atatürkçüler tarafından savunulan ve Avrupa Birliği'nin değerlerine karşıt bir kavram olarak sunması.

Tabii, yazara IRA, Korsika ve Bask olaylarını anımsatmanın bir yararı yok.

Ben sadece medya konusundaki söylediklerini buraya, tam çeviri olmasına dikkat ettiğim bir titizlikle aldım.

Bakın holdinglerin medya patronluğu konusunda The Economist neler diyor:

"Holdinglerin (conglomerates) medyaya yayılması yozlaşma (corruption) korkularını arttırdı. Bir şirketin yöneticisi gazetelerden sık sık telefonlar aldığından ve eğer onlara reklam vermezse şirketi hakkında eleştirel haberlerin yayınlanmasıyla tehdit edildiğinden şikayet ediyor. Bir başkası, bütün rakiplerinin medyada ilişkilerinin olduğunu görünce hükümetin son benzin istasyonları ihalesine (Petrol Ofis'in özelleştirilmesi) girme planlarını iptal ettiğini söylüyor. Özelleştirme süreci o denli kuşku uyandırmaya başladı ki, hükümet, devletin elindeki şirketlerin açık arttırma ile satışını televizyonlardan canlı olarak yayınladı. Kurallara uygun da davransalar, medya kodamanlarının (moguls) nüfuzu muazzam: En ünlü medya patronu Aydın Doğan'ın Türkiye'nin en çok satan dört gazetesinden üçünde, en büyük dergi grubunda, en büyük dağıtım şirketinde, altı televizyon kanalında, bir bankada ve bir internet portalında doğrudan ya da dolaylı hissesi var.

Teorik olarak, tek bir medya şirketinde aşırı güç konsantrasyonunu önleyici her türlü yasa var, fakat medya baronları, iç içe geçmiş girift holding yapıları yoluyla bu kısıtlamaları aşmayı başarıyorlar. Yeni cep telefonu ihalesine giren dört konsorsiyumdan üçü medya gruplarıyla ortak.

Güçlükler ne olursa olsun, medyaya girme yoğunluğu Türkiye’deki iş yaşamının dinamizmini gösteriyor. 1980’de Türkiye’de tek bir televizyon kanalı vardı ve bu devletindi. Bugün hepsi özel olan 15 tane daha ulusal televizyon kanalı, ve yüzlerce mahalli kanal var. Devletin rekatebete açtığı her sektörde patlama yaşanıyor. İstanbul’un merkezi semtlerinde bir internet kafeye rastlamadan iki bloktan fazla yürüyemezsiniz ve Türkiye'’de adresinin sonunda tr eki olan web sitelerinin sayısı, sonunda cn eki olan Çin'dekilerden daha çok. Bu durumda, Türk iş yaşamının düşük enflasyon ve daha ucuz ve daha bol sermaye ile neler yapabileceğini bir düşünün.

Yazı daha sonra, medyadaki patlamanın sivil toplum anlayışını güçlendirdiğinden söz ederek sürüyor.

RTÜK yasa taslağının Meclis’e geldiği bugünlerde The Economist'in, kendi deyimiyle medya baronları hakkındaki görüşleri böyle.

Bakalım sayın milletvekillerimiz ne yapacak?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional