Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

BU MAKALE “EN ÖNEMLİ YAZILARIMDAN BİRİ” Mİ?

 

 

Değerli okurlarımdan Şerafettin Yavuz, “6 Mart 2000 günkü Cumhuriyet’te Aydınlanma köşenizdeki yazınızın ilk cümlesindeki ‘Bir demokrasinin en önemli özelliklerinden biri’ ibaresine aklım takıldı” diyor ve ekliyor:

“Bahis konusu ibaredeki ‘en’ kelimesinin, ‘önemli özelliğin’ tek olduğunu ifade etmesi gerektiği; ‘en önemli özelliklerinden biri’ ifadesi ile ise, sanki ‘en önemli’ başka özelliklerin de olduğuna işaret etmek istediğiniz anlamını çıkardım. Murat bu ise, ‘en’ kelimesinin çıkarılarak sadece ‘önemli özelliklerinden biri’ şeklinde yazılması gerektiğini düşünüyoruim. Eğer ‘kurumların birbirlerini denetlemeleri’ ‘en önemli özellik’ ise, bu defa, ‘biri’ kelimesi çıkarılmalıdır kanısındayım.”

Değerli okurum, “en” kelimesinin “tek bir seçenek” ifade ettiği durumlar açısından eleştirisinde haklı görünüyor.

Ama önce hemen şu örneğe bir bakalım: Üç ayrı yıl güzellik kralçesi seçilmiş üç ayrı kızımız için, “Ülkemizin en güzel kızları” demez misiniz?

Bence, Türkçemizin mantığı açısından örneğin, “en güzel bir kız” denmez, bu ifadede “bir” sözcüğü fazladır ama, “en güzel kızlardan biri” denir. Çünkü, farklı ölçütlere göre, ya da farklı zamanlarda birden çok “en güzel” kız olduğu düşünülebilir.

Bu tartışma bana, Türkiye’nin en güzel, en birikimli, ve Türkçe’yi en iyi kullanan insanlarından biri olan Erdal İnönü’nün anı kitaplarının birinci cildindeki bir ifade hakkında yaptığım bir eleştiriyi ve onun bu eleştirime verdiği yanıtı anımsattı.

Şimdilik ilk iki cildi çıkmış olan bu anıları, herkese hararetle tavsiye ediyorum. Bu kitaplarda sadece Türkiye’yi değil, aynı zamanda insanlığı, sadece günceli değil, aynı zamanda tarihi, sadece siyaseti değil, aynı zamanda felsefeyi bulacaksınız..

Her neyse şimdi söz Erdal İnönü’nün:

Anılar’ımın birinci cildi yayımlandığında aldığım eleştiriler içinde, değerli sosyal bilimcimiz Emre Kongar’ın bir uyarısı bende ilginç çağrışımlar uyandırdı. Kitabın ikinci bölümünde 35. sayfada Ankara’nın o zamanki ünlü lokantası Karpiç’ten söz ederken, babamla birlikte her gidişimizde, Karpiç’in bizi karşıladığını ve lokantanın en güzel bir yerine oturttuğunu anlatıyordum. Dil konusunda büyük duyarlılığı olan Kongar, haklı olarak ‘en güzel ya da en iyi bir yer’ denemeyeceğine işaret etti. En iyi yer ancak bir tane olduğu için ‘en iyi yere oturturdu’ demek gerektiğini belirtti.

“Arkadaşımın bu eleştirisi kuşkusuz haklıydı. Yalnız bunu duyduktan sonra, niye bu hatayı yaptım diye düşününce sorunun başka bir yönünü gördüm. Benim amacım, Karpiç’in bizi bir tane olması gereken en iyi yere oturttuğunu söylemek değildi. Çünkü o lokantanın iyice belirli bir en iyi yeri yoktu. Hemen etrafındaki yerlerin hepsine ya da çoğuna göre daha iyi konumda görünen yerler vardı. Onların birine otururduk. Bu bakımdan, doğru yazmış olmak için ‘nisbeten ya da görece iyi bir yere oturturdu’ demem gerekirdi. Ama bu da hayalimdeki imgeyi yeterince dile getirmiş olmazdı. Nispeten ya da görece iyi yer deyince., başka bir yere göre daha iyi olduğu anlaşılıyor, ama başka birçok yere göre daha iyi yer anlamı çıkmıyor ve zihnimdeki imge yansıtılmış olmuyor. Burada gerekli olan, matematikteki ‘maksimum’ sözcüğünün karşılığı. Bir yüzeyin maksimum noktası, komşu noktaların hepsinden daha yüksek olan tepe noktası demektir. Aynı yüzey üzerinde biraz uzağa gidildiğinde başka maksimum ya da tepe noktaları bulunabilir. Bu tepe noktaları içinde bir tanesi hepsinden daha yüksek olabilir ve işte o nokta yüzeyin en yüksek noktasıdır. Ötekiler sadece komşularından yüksek olan tepe noktalarıdır. Tıpkı bir dağ silsilesi içinde birçok tepe bulunması ve genellikle bir tanesinin hepsinden daha yüksek doruk olması gibi. Lokantada böyle birden fazla ‘tepe’ yerleri vardı ve bizi onlardan birine oturturlardı.” (Erdal İnönü, Anılar ve Düşünceler, II, s.284)

Yukardaki satırlarda, gerçek bir düşünürün, dili, kendisini ve eleştirileri nasıl ele aldığına ilişkin muhteşem ipuçları var. Ama ben bunların üzerinde durmayacağım ve sadece benim “güzellik kraliçeleri” örneğim ile İnönü’nün “maksimum nokta” örneğinin benzerliğine dikkati çekmekle yetineceğim.

Tabii İnönü, hepsi aynı yükseklikteki noktalar için kullanılabileecek olan “en yüksek tepeler” örneğini vermemiş, çünkü bu örneğe gerek olmadan, ne demek istediğini anlatmış.

Daha sonra, enfes bir “Uzun Yıllar Ne Demek” bölümü ile dil çözümlemelerini sürdürüyor İnönü. Mutlaka okuyun.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional