Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

 

EMRE KONGAR

 

 

ÜÇ USTA, DEMİRKENT, GÜRELİ

VE TOKER NE DİYORLAR

 

 

 

Her mesleğin ustaları, “üstatları” vardır.

Bunlar o meslekte çok uzun zaman hizmet etmiş kişilerdir.

Ama usta ya da üstat olmaları sadece hizmet sürelerinin uzunluğuna bağlı değildir.

Bu insanlar ya bulundukları meslekte bazı alanlarda öncülük yapmışlar, ya büyük başarıların altına imzalar atmışlar, ya da o mesleği temsilen önemli görevler yüklenmişlerdir.

İşte bugün, televizyonu da kapsayan biçimde kısaca medya dediğimiz alanda çalışanların üç üstadından, ya da üç ustasından günümüzdeki medya hakkında bazı alıntılar yapacağım.

Yıllarca Hürriyet’in Genel Yayın Müdürülüğü’nü ve Gazeteciler Cemiyeti’nin Başkanlığı’nı yapmış, bugün de en saygın gazetelerden biri olan Dünya Gazetesi’nin sahibi olan Nezih Demirkent bakın bugünkü medya için neler diyor?

“...Siyasi partiler bir taraftan medyaya karşı kendilerini korumak isterken, öte yandan medyayı karşılarına almaktan korkuyorlar...

“...Medyanın toplumdaki ağırlığı giderek arttı, herkes bunun farkında. Cumhurbaşkanı geleceğe yönelik kararlarını yüksek tirajlı gazetelerin yönetcilerini davet ederek onlara açıklamayı tercih ediyor. Böylece kamuoyunu oluşturmak kolaylaşıyor. Onlar da ülke yönetiminde söz sahibi olmayı görev biliyorlar. Konuşma sonrası köşe yazarları fikirlerini açıklıyor ve olaylar yönlendiriliyor. Halbuki medyanın asıl işi yönlendirme olmamalıdır diyenler var. Meslek ilkeleri de bunu söylüyor....

“...Büyük şirketler de çok kere bu isteklere boyun eğiyor. Kendilerini korumasız buluyorlar ve sonra gün geliyor bu ilişkiler herhangi bir nedenle bozulunca en ağır suçlamalara muhatap kalabiliyorlar. Medya gücünü, ticari alanda da bütün ağırlığıyla gösterir oldu. Herhangi bir gücün buna karşı çıkması hiç de kolay görünmüyor... (Dünya, 22 Şubat 2000).

Bir başka üstat, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli de şöyle diyor:

“...Gazeteciyi, mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir...

“...Karanlık güçler tarafından öldürülen, suikastlara kurban giden onlarca gazetecinin, yazarın, aydının bir takım güç odaklarınca öldürtülmesi bugüne kadar karanlıkta kalmıştır... Bunca gazetecinin yazarın, aydının, bunca insanın öldürülmesinin hesabı bugüne kadar devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar yüzünden sorulamamıştır...

“...Basının işlevini doğru ve dürüstçe yapabilmesinin önünde üçüncü bir engel, bir başka deyişle basın özgürlüğüne bir başka tehdit, politika-ticaret-basın ilişkilerinden ve medyanın yapısal sorunlarından kaynaklanmaktadır...” (21 Şubat 2000 günü AKM’deki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülleri töreninde yaptığı konuşmadan.)

Şimdi, bu mesleğin her türlü cefasını cekmiş, hapislere düşmüş ve bugün en çok satan dergi 20.000’in altında kalırken, 1950’li, 60’lı yıllarda çıkardığı Akis dergisini 150.000 (yüzellibin) tiraja ulaştırmış Metin Toker ne diyor, ona bakalım:

“...Türk basınındaki sağlıksızlık -hatta hastalık- bir gerçektir ve tedavi edilmesi rejim bakımından da bir zarurettir. Eğer siyaset ve medya, kamuoyu yoklamalarında itibar merdivenlerinin hemen daima alt basamaklarını oluşturuyorlarsa bunun bir sebebi onların bizde hiç görülmemiş tarzda iç içe girmiş bulunmalarıdır.

“Tuhaf gelecektir, bugün medyada emrini ‘patron’dan alan kaç kalem sahibi vardır, bilinmez ama -emir demeyeyim de- ilham veya işaretini siyasetçiden -Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinde- hem de günü gününe alanlar tümen tümendir.” (Milliyet, 12 Şubat 2000).

İşte günümüzdeki medyanın “hal-i pür melali

İşin korkunç tarafı bu üzüntü verici durum, demokrasi açısından da büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Yozlaşan siyaset ile tekelleşen medya ittifak ettiği zaman bu büyük gücün karşısında kim, hangi yazar, hangi kurum, hangi şirket, hangi üniversite, hangi adalet, hangi rejim durabilir?

Medyanın özgürlüğü, ancak tekelleşme ve siyaset ile bütünleşme engellendiği, medya gücünün ekonomik amaçlarla istismarı önlendiği, yani öteki özgürlükler de medya karşısında korunduğu zaman anlam kazanır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional