Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

 

EMRE KONGAR

 

 

YÜZYIL SENFONİSİ

 

 

Yüzyıl Senfonisi” TRT 2’de başlayan bir belgesel.

Metin yazarlığını, genel danışmanlığını ve sunuculuğunu ben yapıyorum. Her Çarşamba saat 21:20’de yayımlanıyor.

Sanıyorum, bu sütunda eleştirdiğim programcıların ve suncuların “âhı tuttu” ve benim de başıma böyle bir iş geldi.

Programın yapımcısı ve yönetmeni Şerif Nur Özbudak adlı sevimli ve deneyimli, sorunları soğukkanlılıkla aşmayı bilen biri.

Özlem Demiray ve Yaprak Tutal ona yardım ediyorlar.

Programın önemli danışmanları da var: Sinema alanında Rekin Teksoy, müzik alanında Orhan Kahyaoğlu, arşiv çalışmasında Saadet Altay.

Metin yazımında da Canan Sucu bana yardım ediyor.

Arşiv çekimlerini seslendirerek izleyiciye aktaran “iç spikerliği” ise ünlü sanatçımız Gülsen Tuncer yapıyor.

Bu programın metin yazarlığı bana Aralık ayında önerildi ve ben programın Şubat ayında yayına gireceğini öğrenince “Hayır” dedim. Gerçekleştirilmesi olanaksız bir hedefti bu.

Derken, yayın ayı Mart’a alındı ve isimlerini yukarda belirttiğim yetenekli insanlardan oluşan bir “takımın” bana yardım edeceği belirtildi.

Doğrusu, proje çok cazipti.

Yirminci Yüzyıl sona ererken, onu değerlendirmek amacıyla her dilde pek çok kitap ve program yayımlanıyordu. Tabii her dildeki yapıt, yüzyıla, o dilin ait olduğu kültür açısından bakıyordu.

Oysa bana göre “Yirminci Yüzyılın Mucizesi”, Türkiye Cumhuriyeti’ydi.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, sadece inanılmaz bir askeri zaferin değil, aynı zamanda Yüzyılın en büyük toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşümünün de simgesiydi.

Endüstrileşememiş, endüstrileşemediği için de ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal açıdan gelişememiş ve bu yüzden de yenilerek işgal edilmiş tarımsal-dinsel bir İmparatorluğun toprakları üzerinde, bugün Avrupa kapılarını zorlayan “Çağdaş bir Devlet” ve “Çağdaş bir Toplum” yaratabilmeyi başarmış bir ülke idi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, bu topraklardaki insanların yarttığı bu mucizeyi eksenine oturtan, ama dünya olaylarını da ihmal etmeyen bir “Yüzyıl Senfonisi”nin yazarlığını yapmak bana gerçekten çok zor ama çok cazip bir iş olarak geldi.

Derken, bir gece Şerif Nur’dan gelen bir telefonla, programın sunuculuğu da önerilince, doğrusu zaten metni yazmak gibi zor bir işin altına girmiş olduğum için, takdimcilik konusunda hiç tereddüt etmedim ve onu da kabul ettim.

Meğer ne zor bir işin altına girmişim!

Çekimler, yani benim sunuculuk yaptığım bölümler, Jimmy Jib denilen “akrobat hareketli” bir kamera ile yapılıyor.

Dolayısıyla ne “prompter” ya da “auto q” denilen bir kameradan metin görmek olanağınız var, ne de elinizdeki yazıları okuyabiliyorsunuz.

Sonuç olarak doğaçlama konuşmak zorunda kalıyorum.

Metin yazarı zaten ben olduğum için, arşiv çalışmasını yansıtan çekimlerin önündeki sunuşları ve yorumları kolayca yaptığım düşünülebilir; ama gerçek hiç de öyle değil.

Çünkü bir konuşma programındaki tavır ve tempo ile, bir belgeselin sunuluşundaki tavır ve tempo çok farklı.

Böylece büyük bölümü benim aksaklıklarımdan, bir bölümü de teknik sorunlardan kaynaklanan inanılmaz bir “tekrar çekim” işkencesi yaşanıyor stüdyoda.

Ama siyasal olaylarla birlikte sanat edebiyat ve spor olaylarını da aktarmaya çalıştığımız bu program sayesinde çok şey öğreniyorum.

Örneğin, biz 1908 yılında İkinciMeşrutiyet’i ilan etmeye çalışırken, Einstein, İsviçre’de Kuantum Teorisi ile Işık arasındaki ilişkileri açıklıyormuş.

Örneğin, Panama Kanalı’nın açılması uğruna Kolombiya Devleti parçalanmış.

Örneğin Fenerbahçe futbol takımı, 1923’de işgal kuvvetlerinin İngiliz futbol takımını İstanbul’da perişan etmiş.

Bu ve benzeri “şaşırtıcı nağmeleri” de aktarmaya çalışıyoruz izleyiciye “Yüzyıl Senfonisi” programında.

Sıkıcı olmasın diye yılların seçiminde kronolojik sıra izlemiyoruz. Her hafta, yüzyılın birinci ve ikinci yarılarından birer yılı tesadüfi olarak seçiyoruz.

Program hakkındaki eleştirilerinize sadece aklım ve kalbim değil, sütunum da açıktır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional