Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

 

EMRE KONGAR

 

 

FATİH ALTAYLI BANA NEDEN SALDIRDI

 

 

İstanbul Ticaret Odası için yaptığım “İstanbul Halkının Yaşam Biçimi ve Sorunları” araştırmasının sonuçları 16 Şubat 2000 Çarşamba günü kitap olarak basına sunuldu.

Aynı gün öğleden sonra, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök telefonla, araştırmada, Sabah Gazetesi’nin İstanbul’da Hürriyet Gazetesi’nden daha çok sattığına ilişkin rakamlar bulunduğunu, elindeki satış rakamlarının ise bu durumun tersini gösterdiğini söyledi.

Ayrıca bu durumun kendisinin “ticari itibarını zedelediğini” belirtti ve “şimdi karşı taraf bunu istismar edecek” diye de ekledi.

Son olarak da “bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor, bu araştırmanın tümünün güvenilirliğini tartışmalı” dedi.

Ertesi gün Fatih Altaylı’nın sütununda, çok ağır hakaretlerle dolu bir yazı yayınlandı.

Altaylı hem ağıza alınmayacak sözlerle bana saldırıyor, hem de yaklaşık iki milyon hane halkı bazında yapılmış olan araştırmanın rakamlarını, on milyonluk nüfus esasına göre yaptığı bir hesaplama ile okurlarına aktararak, sonuçları gülünçleştirip, benimle ve araştırma ile alay ediyordu.

Bunun üzerine aynı gün kendisine aşağıdaki açıklamayı yolladım:

“Sayın Fatih Altaylı,

Dün açıklanan İstanbul Halkının Yaşam Biçimi ve Sorunları araştırmasının sonuçlarını bugün sütununuza alacak ve eleştirecek önemde gördüğünüz için teşekkür ederim.

Bu vesile ile, muhtemelen ben ihmal ettiğim ve yeterince vurgulamadığım için kamuoyunun dikkatinden kaçmış olan iki hususu bilginize sunmak istiyorum.

Birinci olarak, araştırma “hanehalkı” bazında planlanmış ve uygulanmıştır. Bu nedenle sonuçlar da kişi esasında değil, hanehalkı esasında değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, gerek mal sahipliği, gerekse davranış yüzdeleri, on milyon kişi üzerinden değil, yaklaşık iki milyon hanehalkı üzerinden hesaplanarak mutlak rakamlara dönüştürülmelidir. Sonuçta, örneğin yüzde 40 olarak görülen otomobil sahipliği, mutlak rakama dönüştürüldüğü zaman 4.000.000 (dörtmilyon) otomobil değil, 800.000 (sekziyüzbin) otomobili işaret etmektedir. Aynı biçimde İstanbul’un iki yakası arasında hergün seyahat edenler yüzde 23 olarak 2.300.000 (ikimilyonüçyüzbin) değil, 460.000 (dörtyüzatmışbin) etmekte, bunların birinci köprüyü kullananları ise yüzde 56 olarak, 257.000 (ikiyüzelliyedibin) kişi etmektedir.

İkimilyon dolayındaki hanehalkı bazında yapılan ve bu biçimde açıklanan yüzdelerin on milyon bireye göre hesaplanmasından doğan yanlışlık, hiç kuşkusuz, benim de araştırmanın bu özelliğini yeterince vurgulamamış olmamdan kaynaklanmaktadır. Bu açıklama ile eksik bıraktığım bir noktayı tamamladığımı umut ederim.

İkinci olarak, örneklem esasına dayalı olarak yapılan her araştırma, örneklemin genel kitleyi temsil etmesi açısından istatistik olarak belli sapmalara, yani müsamaha sınırlarına sahiptir. İkibin örnekli, kota sistemi uygulanan bir araştırmada bu sapma artı-eksi % 3,5 dolayında kabul edilebilir. Bu sapma sınırları içindeki yüzdelere sahip olan büyüklükler, bu tür araştırmalarda temsil edilememe, ya da az veya çok temsil edilme durumunda kalabilirler. Cumhuriyet ve Gözcü gazetelerine ilişkin bulgular, bu gazetelerin satış rakamları sapma sınırları içinde olduğu için, gerçek büyüklükleri tam yansıtmayabilir. Bu konuda belki, benim sonuçları açıklarken, bunların artı-eksi yüzde 3,5 sınırları içinde geçerli olduklarını vurgulamam gerekirdi.

Araştırma sonuçlarına verdiğiniz önem bugünkü yazınızla ortada olduğuna göre, bu açıklamamı da yayınlayacağınıza inanıyorum.”

Daha önce, Oktay Ekinci hakkında ileri sürdüğü yanlış iddialara yanıt olarak Ekinci’nin yolladığı açıklamayı kullanmadığı için eleştirdiğim Altaylı, benim bu açıklamam üzerine, araştırmanın hane halkı bazında yapılmış olduğuna değindi ama yine çok ağır sözlerle bana saldırmayı sürdürdü.

Bir köşe yazarının anlaşılması olanaksız bir makalesinden dolayı bu sütunda, “İş takipçiliği yapmayı bıraksın da, köşe yazarlarının yazılarını okusun” diye eleştirdiğim ama son telefon konuşması da dahil, terbiyesini ve nezaketini hiç bir zaman bozmayan Ertuğrul Özkök, her iki yazıyı da yayınlanmadan önce gördü ve bu üsluba katıldı mı bilmiyorum.

Gerçek bir beyefendi ve iyi bir aile babası olan Aydın Doğan ise sahibi bulunduğu gazetedeki bu üslup hakkında ne düşünüyor; onu hiç bilemiyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional