Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

 

EMRE KONGAR

 

 

ÇOK SATAN KİTAP YAZMAK AYIP MI ?

 

 

Türkiye’de garip tartışmalar oluyor.

Mina Urgan gibi bir yazar, kitabı çok sattığı için “Ben de bayağı bir yazar mı oldum?” kaygısına kapılabiliyor.

Anılarının çok satmış olması, bir İngiliz Edebiyatı hocası olan ve bilimsel kitaplarının satış rakamlarına alışmış bulunan Urgan’ı şaşırtmış olabilir.

Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, Mina Urgan’ın bu izlenime kapılmasına yol açan genel havadır.

Son günlerde yapılan tartışmalarda, sanki çok satan kitaplar, iyi edebiyat değilmiş, olamazlarmış gibi bir hava yaratıldı.

Önce hemen bu konudaki yargımı belirteyim: Bir kitabın az ya da çok satması onun iyi bir edebiyat yapıtı olup olmadığı konusunda kesin bir ölçü ve ölçüt değildir.

Yani çok iyi bir edebiyat yapıtı da az satabilir, çok kötü bir yapıt da.

Çok değerli bir yapıt da, toplumun geniş kesimlerine ulaşabilir ve çok satabilir, edebi değeri çok yüksek olmayan bir yapıt da.

Zaten bir yapıtın “yazınsal değeri”nin nesnel ve öznel ölçüleri edebiyatçılarımız arasında bile tartışma konusu değil midir?

Bana kalırsa bir yapıtın gerçek değeri zaman içinde belirlenir.

En nesnel ölçü ve ölçüt, “zaman içinde değerini yitirmeyen”, hatta belki de “değeri zamanla anlaşılan” yapıt olarak konulabilir diye düţünüyorum.

Evet, sonuç olarak değerli Mina Urgan’ın, kitabı “çok sattığı” için kaygılanmaması, tam tersine sevinmesi gerekir.

Zaten insan niye yazar ki?

Duygularını, düşüncelerini, gözlemlerini, yaşadıklarını ya da kendisinin ürettiği kurmaca gerçekliği başkalarıyla paylaşmak ve hatta okurları etkilemek için değil mi!

Dolayısıyla, yazdıklarımızı ne kadar çok insan okursa o kadar mutlu olmamız gerekmez mi!

Eleştiriler konusunda ise her şeyden önce, “çok satan” kitapların herkesin dikkatini çektiğini, bu nedenle de olumlu ya da olumsuz pek çok eleştiriyi tahrik ettiğini, ve ister olumlu ister olumsuz olsun, yapılan her eleştirinin, esas olarak bir yazara iltifat niteliği taşıdığını belirtmeliyim.

Çok satan bir yazarın, kitapları üzerinde yapılan ve kimi zaman kendine göre haksız nitelik taşıyan olumsuz eleştirilere de üzülmemesi gerekir.

Ne demiţler: “Meyvalı ağaç taşlanır”.

Bu sözü anımsatmam, sadece Mina Urgan için değil.

Orhan Pamuk gibi, Ayţe Kulin gibi, son günlerde “çok satan yazarlar” olarak tartışma gündemine giren ve şu anda gündemde olmayan bütün “çok satan yazarlar” için de geçerli bu atasözü.

Bir takım yazarların ve eleştirmenlerin, “Aylin” adlı kitabı çok sattığı ve arkadan da “Füreya”yı yazarak aynı başarıyı yakaladığı için, Ayşe Kulin’i “biyografi yazarı” diyerek küçümsemeleri ne denli yanlışsa, Orhan Pamuk’un da, “Atatürkçü olmadığı” gerekçesi ile eleştirilmesi o denli haksız gibi geliyor bana.

Bence Ayşe Kulin’in bir yazar olarak edebiyat değeri, “Geniţ Zamanlar”, “Foto Sabah Resimleri” gibi öykü kitaplarında ve “Sevdalinka” adlı romanında daha belirgin olarak görülebilir.

Orhan Pamuk’a gelince, Profesör Tahsin Yücel’in Türkçe ve Profesör Ahmet Taner Kışlalı’nın “yazarın pek de Atatürk hayranı olmadığı” konusundaki eleştirileri haklıdır ama, bu eleştiriler onun yazınsal değerini azaltmaz diyedüşünüyorum.

Bence tartışılan yazarların bu eleştirilere karşı geliştirdikleri tepkiler daha önemli.

Ayţe Kulin, “Aylin sayesinde pek çok insan hayatında ilk kez bir kitap okudu, bu benim için büyük bir edebiyat hizmetidir” anlayışı içinde yorumlar yapıyor.

Benim bugüne dek yapılan bütün tartışmalarda destek verdiğim, bazı kitapları üzerine çözümleme yazıları yazdığım, kendisine olan saygımdan, Hocaefendi’nin Sandukası adlı romanımda gönderme yaptığım Orhan Pamuk ise, “Türkiye’de aydınların İbrahim Tatlıses’e haksızlık yaptığını, kendisini bu sanatçıya şarkı sözü yazmak istediğini” söylediği bir noktaya geldi.

Tabii, kalem (ya da bilgisayar) kendisinindir. Ne isterse yazar. Ama bu konuda bence en güzel yanıtı Tatlıses verdi, “Benim için birşey yazacaksa, ben ona belge vereyim, yaşam öykümü yazsın” dedi.

Yazın yaşamında da aynen siyasette olduğu gibi, insanların kendi kendilerine yaptığı kötülükleri hiçbir düşmanı yapamıyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional