Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

EMRE KONGAR

 

 

MEDYA NOTU

 

 

GENEL YAYIN YÖNETMENİ KÖŞE YAZARINI GÖZLEM ALTINA MI ALDI?

 

 

KİA çalışanlarımızın yanlış Türkçe kullanımlara uyum sağlama hızı doğrusu şaşırtıcı..

Bugünkü yazımda, hızla yaygınlaşan böyle bir yanlış ile, geçen hafta Hürriyet Gazetesi’nde meydana gelen bir olay üzerinde duracağım için, iki konuyu birleştirerek yukardaki başlığı kullandım.

Önce değerli hukukçu Turgut Kazan dostumun dikkatimi çektiği bir hukuk teriminin yanlış kullanımı ile ilgili olan düzeltmeyi yapalım:

Son günlerde KİA’da, spikerlerin ağzında “polis tarafından gözlem altına alındı” diye yanlış bir deyiş sürüp gidiyor.

Oysa “gözlem altına alındı” değil, “gözaltına alındı” denmesi gerekli. Anlamı da “hakkında işlem yapılmak üzere polis tarafından içeri alındı, yani nezarete atıldı” demek.

Tabii bu yanlışın sorumlusu (kendilerini sunucu-yorumcu yani anchor sanan ve bu yanlış terimi kendi tercihleri ile kullanan cahil evlatlarımız hariç) değerli spikerlerimiz değil, okudukları metinleri yazıp onların eline veren muhabirler ya da redaktörler.

Bu yanlış, mahkemece verilen sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığının saptanması için bir hastahanede “müşahade altına alınması” kararının yeni yasada “gözlem altına alınmak” diye Türkçeleştirilmiş olmasından kaynaklanıyor.

Nasıl olduğunu anlayamadığım bir biçimde “müşahade altına alınmak” deyiminin Türkçe karşılığı olan “gözlem altına alınmak”, birdenbire “gözaltına alınmak” anlamında kullanılmaya başlandı.

Sevgili Kazan’ın dikkatimi çektiği bir yanlış kullanım daha var bu konuda. “Gözetim altına alındı” terimi de “gözaltına alındı” yani “nezarete alındı” anlamında kullanılıyor.

Bu yanlışın, yukardaki gibi bir kökeni de yok.

Sadece cehaletten ve özentiden kaynaklanıyor.

Dilerim sevgili muhabir ve redaktörlerimiz bu yanlışları sürdürmezler.

Gelelim, Hürriyet’teki olaya.

Tartışma önce Hürriyet dışındaki gazetelere yansımış ama ben farkına varmamışım.

Ben sadece Hürriyet’te “Emin Çölaşan olayı da yayın ilkelerimizin doğruluğunu kanıtlamıştır” mealinde, anlaşılamayan bir haber okuyarak “birşeyler olduğunu” farkettim.

Derken Kuva-yı Medya Dergisi’nin 13 Aralık tarihli sayısında olayın ayrıntılarını okudum.

Dergi’nin aktardığına göre, sevgili dostum Emin Çölaşan, Rusya’dan alınacak doğal gaz projesi olan Mavi Akım için, Genel Başkan Mesut Yılmaz’a dek uzanan ve Meclis dahil heryerde alenen konuşulan rüşvet iddialarını dile getirmiş.

Çölaşan deneyimli bir gazetecidir. Kuva-yı Medya’da okuduğum müdahale edilmemiş yazısında kimseyi suçlamıyor, sadece “iddialardan” söz ediyor ve kendileri hakkında dedikodu yapılan ANAP Takımının kamuoyunu ikna etmesini istiyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni ve Doğan Medya Grubu’nun Başkan Yardımcısı, eski dostum Ertuğrul Özkök Mesut Yılmaz’ın adının geçtiği satırları yazıdan çıkarmış.

Söylentiye göre Çölaşan önce buna tepki gösterip ertesi günkü yazısını yollamıyor, ama sonra sorun barışçı bir biçimde çözülüyor.

Fakat bu arada olay basına yansımış bulunuyor.

Aslında olayın ne şaşılacak ne de garipsenecek bir yönü var.

Önce basında çok deneyimli, televizyonu da bilen bir toplumbilimci ve yazar olarak hemen belirteyim ki, “Genel Yayın Yönetmenlerinin” esas görevi, sorumlu oldukları yayın organındaki tüm haber ve yorumların “Patronun” çıkarlarına ve görüşlerine uygun olmasını sağlamaktır.

Genellikle bu iş bir zarafet içinde, bir “genel hava” yaratılarak yapılır.

Bir gazetenin ya da televizyonun genel havası ise, bir yandan dost sohbetlerindeki “sıcak dertleşmelerle” öte yandan “haber toplantılarındaki” ya da “sabah toplantılarındaki“resmi eleştirilerle” sağlanır.

Bu “genel havaya” uymayan gider.

Genel hava’ya kimin uyup kimin uymadığını belirleyen ise bir yandan gazetesini ya da kanalını bizzat izleyen ve izleten Patron, öte yandan onun yeryüzündeki vekili olan Genel Yayın Yönetmenidir.

Bu nedenle de “Genel Yayın Yönetmeninin” yetkileri sonsuzdur, çünkü onları doğrudan Patron adına kullanır.

Bu konuya değinmeyi gelecek hafta da sürdüreceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional