Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

EMRE KONGAR

 

 

MEDYA NOTU

 

 

DOĞAN HIZLAN

 

 

Aslında bir süredir, KİA’daki (yani medyadaki) ünlülere ilişkin portreler yazmayı düşünüyordum.

Doğan Hızlan’ın Hürriyet’teki sütununda Abdi ipekçi Barış ve Dostluk Ödülü töreni için gittiğimiz Atina’da yaşadıklarını anlatması bana bu niyetimi anımsattı.

O seyahatte Doğan Hızlan pek çok aksilik yaşadı.

Olayların anlamını okurlarıma iyice anlatabilmek için önce tanımayanlara Doğan Hızlan’ı betimlemeliyim:

Doğan Hızlan nesli hızla tükenmekte olan gerçek bir “İstanbul Beyfendisi”dir.

Sadece papyonlu gömlekleri ve askılı pantalonları, egemen renkleri gri, lacivert, siyah olan ağır başlı kostümleri ile değil, damak tadı, müzik zevki, doğru hecelerin üzerine özel bir vurgu yapmaya özen gösterdiği sözcükleri hakkıyla telaffuz ettiği tertemiz İstanbul Türkçesi ile bir İstanbul Beyfendisidir O.

Hani eskilerin bir deyimi vardır: “O ayaklı kütüphanedir” derler ya, işte sanki bu deyim Doğan Hızlan için üretilmiştir.

Olayların perde arkaları, ünlülerin bilinmeyen özellikleri; herşeyi bilir O.

Ayrıca son derece özel ilgileri, “hobbyleri” olan bir kişidir.

Kalem koleksiyonu, benimkinden bile ileri ve zengindir.

Müzik kütüphanesi ve kitapları artık evine sığmaz olmuş, onlar için ayrı bir daire tutmuştur.

Son derece titizdir.

Sadece giyim, kuşam, yemek, müzik, Türkçe ve edebiyat konularında değil, günlük yaşamın tüm alanlarında özel zevkleri olan, bu zevkleri derinleştirerek yaşamayı seven bir insandır.

İstanbul Beyfendiliği”, kişilik yapısında, yalnızca titizlikle ve derin bir kültürle değil, “iyi yüreklilikle” de kendini gösterir:

Doğan gerçekten “iyi insandır”: Kimsenin kötülüğünü istemez, bütün haince gözlem ve eleştiri gücüne karşın, herkeste beğenilecek bir taraf bulur, genellikle de bunu öne çıkarır.

Yıllardır edebiyat eleştirisi yazmasına karşın, kırdığı kalp yok denecek kadar az, topluma tanıttığı ve desteklediği değerler sayılamayacak kadar çoktur.

O’nunla dostluk etmenin, günlük yaşamın olağanlıklarında gezinmenin hele hele seyahat arkadaşlığı yapmanın tadına doyum olmaz.

İşte sizlere aksilikleri kısaca aktaracağım, Atina seyahatimiz de bence böyle tadına doyulmaz bir serüvendi.

Türkiye’de Milliyet Gazetesi’nin sponsorluğunu yaptığı Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü törenleri için, sevgili Şadan Yolaşan’ın dakik organizasyonu ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve aynı zamanda Ödül Yönetmeni Nail Güreli’nin ağırbaşlı liderliğinde Seçici Kurul Üyeleri ve ödül alanlar olarak İstanbul’dan Atina’ya hareket ettik.

Aksilikler, Yeşilköy havaalanında başladı:

Herkesin bagaj etiketi kendisine verilmişti, Doğan’ınki yoktu.

Neyse uçağa binerken, bavulunu gördü ve rahatladı.

Atina’ya indik, VIP salonunda dinlenirken, birlikte tuvalete gitttik. Ben işimi bitirdim, Doğan bir türlü çıkmıyor: İçerde kilitli kalmış!

Otele geldiğimizde herkes odasına dağıldı, fakat Doğan bu kez de odaya giremiyor: Odasının elektronik kilidi bozulmuş!

Sonunda odalarımıza yerleştik ve kazandığı ödülü almak üzere heyete katılmış olan Leyla Tavşanoğlu’nun rehberliğinde Güreli, Hızlan, Ara Güler ve ben Akropol’un yanındaki otelden, Kolonaki meydanına doğru yürüyerek yola çıktık.

Bir saat kadar yürüdükten sonra baktılar ki, Kolonaki hâlâ görünürde yok, Doğan Hızlan ve Ara Güler “artık yeter” diyerek bir taksiye bindiler ve gittiler. Çok da iyi etmişler çünkü iki saatlik yürüyüşten sonra Leyla “yolu kaybettiğini” söyleyince, biz de zar zor bir taksi bularak, Türk Büyükelçiliğinin kokteyline son anda yetiştik.

Ödül töreni ise ayrı bir âlem: Doğan’la Ara Güler, biraz arkaya ve çok ceryanlı bir yere oturtulmuşlar. Soğuktan ve esintiden rahatsız olan Doğan ateş püskürüyor. Önerilen daha öndeki ve daha korunaklı yerleri de reddediyor.

Neyse, sonunda en öne ve biraz daha kuytu bir yere zorla buyur edildiler de Doğan’ın kızgınlığı biraz olsun geçti.

Bizleri atlatıp, Ara Güler ile Atina’da yaşadığı güzellikleri kendisi zaten anlattı. Bana da bu gülünç aksilikleri aktarmak kaldı.

Bence bütün öteki Seçici Kurul Üyelerini ve ödül kazananları temsilen, Doğan Hızlan ve Ara Güler, o salonda, Miçotakis ve Hikmet Çetin ile aynı protokolde yer alırken, Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü tarihine onur veriyorlardı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional