Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EME KONGAR

 

BİR TÜRKÇE ÖĞRETMENİNİN UYARILARI

 

Gazete yazarı olmanın güzelliklerinden biri de, hiç ummadığınız bir anda aldığınız bir mektup ile, izlendiğinizi, ciddi bir biçimde okunduğunuzu anlamak.

Kültür Koleji Türkçe öğretmenleri adına yazan Celil Altın, iki ayrı makalem hakkında beş noktada eleştiri yöneltmiş.

Bu eleştirilerden biri “Erdal İnönü ve Şefik Kahramankaptan” adlı yazımda “en” sözcüğüne “sıfat” demiş olmam.

Bu makalede “en güzel bir yere oturttu” biçimindeki ifadeyi eleştirmiş ve ya “en güzel yere oturttu” ya da “en güzel yerlerden birine oturttu” denilmesi gerekirdi diye yazarken, “en” sözcüğüne de “sıfat” demişim.

Değerli meslektaşım, “en” sözcüğünün cümle içindeki görevinin “sıfat” değil, “belirteç” olduğunu söylüyor.

Tabii doğru.

Ben yazıda “en güzel” olarak geçen bu ifadeyi, zihnimde “güzel” ile bütünleşirdiğim için, “sıfat” demişim herhalde.

Bu uyarı ve düzeltme için çok teşekkür ediyorum.

Değerli meslektaşım ayrıca “artırmak” sözüğünü, benim de birçok yazar gibi “arttırmak” olarak “ettirgen” biçimiyle, bir “t”yi fazla kullanmak suretiyle yanlış olarak yazdığıma işaret ediyor.

Sayın Celil Altın daha sonra, 19 Nisan 1999 tarihinde, seçimlerin yapıldığı günden bir gün sonra yayınlanan yazımın şu satırlarına gönderme yaparak bazı sorunlara dikkati çekiyor:

“Seçim haftasında, yani seçimin yapıldığı Pazar gününe giden haftada Türkiye’de çok önemli üç olay oldu.

Bu üç olay, Türkiye’deki büyümenin de gelişmenin de artık siyasetçilere endeksli olmadığını göstermesi bakımından çok anlamlı idi.

Ben, yeni seçilen milletvekilleri ülkeyi yağmalamak konusunda bizzat kolları sıvayarak işe koyulmazlarsa, Türkiye’nin 2000’li yıllara umutlu girebileceğini düşünüyorum.

Bir başka deyişle, yeni seçilen Meclis’ten, Türkiye’nin önündeki sorunları çözmesi konusunda hiç, ama hiç umutlu değilim. Tam tersine, her türlü yağmayı, ve her anlamdaki kirlenmeyi daha da arttıracağından korkuyorum.”

Sayın Altın ve arkadaşları önce, “seçimin yapıldığı” ifdesine takılmışlar. Yazıyı seçim yapılmadan yazdığım için, “seçimlerin yapılacağı” demem gerekirdi diye düşünüyorlar.

Bu eleştiriye tam katılamıyorum: Çünkü “seçim haftası” ifadesi zaten geleneksel olarak “seçimden önceki hafta” için kullanılır. Ben yine de bir karışıklığa yol açmamak için bu “haftayı” ayrıca tanımladım. Tanımlama sırasında da “seçimlerin yapıldığı” ifadesini kullandım. Vurgu seçim olayı üzerine olmadığı için, “yapıldığı” ya da “yapılacağı” sözcükleri fazla fark etmez diye düşünüyorum.

Ama yine de benim amacıma uygun olan “tanımlama” açısından bile, önceki haftadan söz ettiğim için, “yapılacağı” demek daha doğru olurdu. Bu açıdan benim yazdığım yanlış değil ama, onların önerisi daha güzel.

Değerli meslektaşlarım, dördüncü paragrafa “Bir başka deyişle” diye başlayarak, üçüncü paragrafı açıklamaya girişeceğim izlenimi verdiğimi, oysa, üçüncü paragrafta belirttiğim umudu bu paragrafta reddettiğimi, dolayısıyla, “Bir başka deyişle” yerine, “Bu koşul gerçekleşmezse” gibi bir ifadenin daha doğru olduğunu söylüyorlar.

Bu eleştirilerine katılmıyorum.

Türkçe’nin hangi kuralına sokacaklarını bilmem ama, (değerli öğretmenler mutlaka şimdi anlatacağım olayın kuralını bulur ve onun adını da bana yazarlar herhalde), benim üçüncü paragrafta belirlediğim koşul, bu sütunun okurlarının çok iyi bildikleri gibi, asla inanmadığım, dolayısıyla gerçekleşmeyecek bir koşul. Bu nedenle, üçüncü paragraf, “şarta bağlı” bir durumu değil, “o şartın gerçekleşmesi olanaksız olduğu için” zaten “olanaksız bir durumu” belirtiyor. Dördüncü paragraf ta, bu durumu başka sözcüklerle yeniden vurguluyor.

Üçüncü ve dördüncü paragraflar arasındaki ilişkiyi şöyle bir örnek ile açıklayayım: “Babam, ancak ölüler mezarlarından kalkarsa eve dönebilirdi. Bir başka deyişle, babam artık eve dönmeyecekti.”

Dördüncü paragrafın son cümlesindeki “Tam tersine” deyimi ise çok açık: Bu cümle “Umutlu olmaktan” söz eden önceki tümceye mantıksal ve duygusal bir gönderme yapıyor ve yazılmayan “umutlu olma halinin” “tam tersine” biçiminde başlıyor.

Eminim bu biçemin de, üslupları tartışan bölümde bir adı vardır ve değerli dostlarım bunu da bana bir biçimde ulaştırırlar.

Sonuç olarak, önce, yazılarımı bu denli dikkatle okudukları ve tartıştıkları için sonra da, dilimi düzeltmeme yardımcı olduklarından dolayı, Kültür Koleji Türkçe bölümü öğretmenlerine çok teşekkür ediyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional