Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

ÇIRAĞAN’DA BİR TOPLANTI

VE MEDYA ETİĞİ

 

Geçtiğimiz Pazartesi günü Çırağan Oteli’nin saray bölümünde bir toplantı yapıldı.

Toplantıyı yapan, NTV televizyonunun sorumlusu Nuri Çolakoğlu idi.

Çolakoğlu, yolladığı faks notunda, bu toplantıya dört grup insanın çağrılı olduğunu belirtiyordu.

Birinci grup. 20-30 kişilik, “dışardan çağrılı olan” “kamuoyu liderleri” idi.

İkinci grup, NTV’ye “dışardan program yapan” kişilerdi.

Üçüncü grup, sermaye sahibi olan Doğuş Grubu’ndan çağrılı olan kişilerdi.

Dördüncü ve son grup da, NTV çalışanlarıydı.

Çolakoğlu, toplantıyı açarken, tartışma ve konuşmaların üç başlık altında toplanmasını önerdi:

NTV bugüne dek ne yaptı?

NTV bugüne dek ne yapamadı?

NTV bugünden sonra ne yapmalı?

Pek doğal olarak, bu konularda önce kendi görüşlerini aktardı, sonra da herkes söz alıp, kimi zaman bu üç konu başlığına uyarak, kimi zaman da benim yaptığım gibi, bu üçlü sistematiğe uymadan, kendi kafasındaki plana göre söylemek istediklerini aktardı.

Üniversite öğretim üyelerinin, medya uzmanlarının, yüksek bürokratların ve iş adamlarının bulunduğu birinci gruptaki kişiler ile NTV çalışanları, ilginç bir biçimde, aralarında pek de bir fark olmayan eleştiri ve önerilerini sıraladılar.

Bu arada, başka kanallardan NTV’ye yeni transfer olanlardan bazıları, kendi düşüncelerinin de sorulduğu böyle toplantılara pek alışık olmadıklarını, eski kanallarında kendilerine sadece “şöyle yap, böyle yap” biçiminde emirler verilmesiyle yetinildiğini belirterek, bu toplantının kendi mesleki kariyerleri açısından da çok olumlu bir aşamayı vurguladığını belirttiler.

Aslında toplantıya tüm katılanlar, böyle bir toplantı yapılmasını çok olumlu karşıladıklarını vurgulamışlardı zaten.

Sanıyorum, NTV’nin bu çabası, “kendini denetleme ve kendini aşma açılarından son derce olumlu bir yaklaşımı belirlemektedir.

Toplantıdaki tartışmaların, “sermayenin profesyonel yöneticilere müdahale etmemesi”, “haber nesnelliğine gölge düşürülmemesi” “yatırımın haber alanına yapılması” ilkeleri üzerinde odaklaştığını ve ayrıca programlar bağlamında düzinelerle “son derece işlevsel ve yararlı” öneri yapıldığını söyleyerek, tüm kanalları ve gazeteleri böyle bir toplantıdan haberdar etmek istiyorum.

* * *

Son günlerde özellikle Hürriyet’te Serdar Turgut’un başlattığı “Gazeteciler reklamlarda rol almalı mı” konulu tartışma ile, Star Gazetesi’nin başlattığı, “Firmaların davet ettiği seyahatlere, gazeteciler bedavadan katılmalı mı” konuları, medyanın kendi kendini sorgulaması açısından çok güzel ve önemli açılımlara yol açmış görünüyor.

Fatih Altaylı’nın Hürriyet’te ele aldığı “sarı basın kartı ayrıcalıkları”nın kullanılıp kullanılmaması ise, ayrı bir tartışma konusu.

Bütün bu konularda iki farklı yaklaşım var:

Birinci yaklaşım, çok veciz bir biçimde, kendisi de bir kombi reklamında oynayan Selahattin Duman tarafından dile getirildi.

Duman özet olarak, kendi üslubu ile “toplumda nerede ahlak kaldı ki, medyada ve de gazetecide ahlak aransın” diyerek çıktı işin içinden.

Bu yaklaşıma göre, medyada da, gazeteci ya da televizyoncu açısından da, her şeyi yapmak mübahtır, çünkü toplumda zaten hiç bir yerde ahlak kalmamıştır.

İkinci yaklaşıma göre, ki bunu da Serdar Turgut savunmaktadır, gazeteci bütün bu konularda nesnelliğine en ufak bir gölge düşürecek her türlü davranıştan kaçınmalı, yani ne reklamlardan para kazanmalı, ne davetlere gitmelidir.

Çünkü bütün bunlar medyanın ya da gazetecinin ve ya televizyoncunun nesnelliğine gölge düşürür.

21. Yüzyıla giren Türkiye’de toplumun tüm kesimleri “mafya-devlet-siyaset-ticaret-tarikat” beşgeninin egemenliğinde kıvranırken, Selahattin Duman’ı çok haksız bulmak olanağımız yok, ama toplumu düzeltmeye de bir yerden başlamak gerekmiyor mu?

Bu yerin mantıken kamu denetimine açık olan “siyaset” olması gerekir.

Ama kamu denetimine, üstelik ticari açıdan daha da hassas olarak tabi bulunan medya da bir başlangıç noktası neden oluşturmasın?

Belki o zaman kamuoyu da medyaya karşı gittikçe yitirdiği güveni yeniden kazanmaya başlar ve medya böylece bu işten kar bile eder.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional