Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

SEÇİMLERDE MEDYA NE KAZANDI NE KAYBETTİ

 

Seçim sonuçlarının nedenleri ve siyasal anlamları hâlâ tartışıladursun, biz bir de medya cephesine bakalım dedik:

Acaba medya, yani büyük medya (Doğan, Bilgin ve Uzan grupları) bu seçimlerde ne kazandı ne kaybetti?

Kamuoyu araştırmalarının yayınlanmalarının yasaklanması demokratik bir ülkeye yakışmayacak bir önlemdi.

Tabii Türkiye hâlâ bir demokrasi olduğunu iddia ediyorsa, bu yasağın bir an önce kaldırılması ve kamuoyunun, politikacıların atmasyonlarıyla, ya da basının, araştırma kuruluşu ismi vermediği için, hiç bir sorumluluk taşımadan işkembeden attığı rakamlarla yönlendirilmesi derhal önelenmelidir.

Toplumun seçim önceğsinde, ciddi kamuoyu araştırma şirketleri tarafından bilgilendirilmesi açısından Türkiye de, medya da bu seçimde kaybeden taraftadır.

Büyük basının Mesut Yılmaz’a verdiği destek açısından ANAP’ın aldığı oy, yani 1995’e göre büyük düşüş dikkate alınırsa, medya, Mesut Yılmaz konusunda kaybetmiştir.

Aynı çözümleme, CHP için de yapılabilir:

Medya, (yöneticilerinin bütün aksine iddalarına karşın) CHP’nin barajı aşması konusunda büyük bir destek vermiş, buna karşılık Baykal’ın yüzde 10’un altında kalmasını önleyememiştir.

Yine büyük medyanın Çiller’e karşı aldığı tavır bakımından DYP’nin büyük düşüşü, bu alanda medyanın “kazandığı” biçiminde yorumlanabilir.

Medya, Ecevit’i pompalaması bakımından da, DSP’nin birinci parti olarak ipi göğüslediği düşünülürse, “kazanmıştır”.

Fazilet’in oylarındaki azalma, medyanın ne kazandığını gösterir, ne de kaybettiğini.

Çünkü Fazilet, büyük medyanın bütün çabalarına karşın, bir miktar oy yitirmekle birlikte, dramatik bir oy kaybına uğramamıştır.

Medya MHP’ye karşı olumlu ya da olumsuz bir tavır almadığından, bu partinin aldığı sonuç, medyanın kazandığı ya da kaybettiği biçiminde yorumlanamaz.

Sadece, kamuouyu araştırmalarının yasaklandığı bir dönemde, geleneksel yöntemlerle nabız tutan medyanın Bahçeli’nin yükselişini görememesi, bu konuda geleneksel yöntemlerin “kaybettiği” biçiminde yorumlanabilir.

Şimdi gelelim, asıl söylemek istediğime:

Nasıl oluyor da büyük medya, hemen hemen aynı biçimde üstüne gittiği bütün siyasal alanlarda ve bütün siyasal partiler ya da bütün siyasal liderler açısından, aynı düzeyde bir başarı ya da bir başarısızlık gösteremiyor?

Sorunun önemi şurada:

Eğer medya gerçekten öne sürüldüğü gibi “çok güçlü” ise, her üstüne gittikği konuda “kazanması” gerekir.

Yok eğer, medya denildiği kadar güçlü değilse, ya da bu konularda zaten hiç bir gücü yoksa, her alanda başarısız olması gerekmez mi?

İşte tam bu noktada siyasetçilerin de, medya patronlarının ve mensuplarının da zaman zaman bilerek, zaman zaman da bilmeyerek görmezden geldikleri bir gerçeği belirtmek istiyorum:

Medya ancak gerçeğe uygun yayın yaptığı zaman kamuoyunu etkiler, yani güçlüdür.

Yok eğer medya, gerçeklerin tersine yazıyor ve gerçek olmayanı görüntülüyorsa, o zaman gücünü yitirir.

1999 seçim sonuçları, bunun en güzel örneğidir.

Baykal, Çiller ve Yılmaz başarısız ilderler oldukları için seçimleri kaybetmişlerdir. Medyanın bunların arasında Yılmaz’ı bütünüyle, Baykal’ı da kısmen desteklemesi, gerçeklere uygun olmadığı için, bu iki lideri de kurtaramamıştır.

Çiller’in çöküşü medyaya değil kendisinin, (en hafif ve zarif tabiriyle) “güvenilirliliğini yitirmiş olmasına” bağlıdır.

Baykal da aynı nedenle, arkasındaki medya desteğine karşın baraja takılmıştır. Yani Ecevit’in oylarını yükseltmekte başarılı olan medya, bu tavrı gerçeklere uygun olduğu için sonuç alabilmiş, aynı desteği baraj konusunda CHP’ye de verdiği halde, bu tutumu gerçeklere uygun olmadığı için başarısız kalmıştır.

Sonuç olarak, medyanın toplumun değerlerini etkileme gücünü azımsamayın ama, somut ve süreli olaylarda gerçeğe aykırı bir yönlendirme yapmasının da kolay olduğunu sanmayın.

Son olarak bir de öneri: Politikadan sıkıldıysanız, CTV’de iki halftada bir salı geceleri Mustafa Şerif Onaran’ın “Edebiyat Söyleşileri” adlı (doyumsuz değil) tadına doyulmaz programını izleyin.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional