Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

ÂKİL ADAMLAR İÇİN “KASETTEN CANLI” BİR TELEFON NUMARASI

 

Geçenlerde Avrupa Birliği’nin “Akıllı Adamlar”, ya da “Bilge Kişiler” anlamına gelen ve ilk hecesi uzun “a” ile okunan “Âkil Adamlar” raporu gündeme geldiğinde, başta medyadaki dil sorununu bir “Siyaset Gündemi” programı konusu yapan atv olmak kaydı ile, bütün televizyonlar, bu tamlamayı kısa “a” ile okuyarak, yine Türkçeyi katlettiler.

Ayrıca, Kanal D’ninkiler başta olmak kaydı ile bütün spikerler, kırk yıllık “miting” sözcüğünü, ilk “i”yi yaya yaya “miiiting” diye okumakta ısrar ediyor.

Hadi diyelim ki bu kızlar ile bu oğlanlar cahil ve (bilmedikleri) İngilizce’ye özenip züppelik yapıyorlar. (Çünkü İngilizce’den anlasalar, sözünü ettikleri olayın “meeting” ile değil, “rally”, ya da “demonstration” gibi başka sözcüklerle ifade edildiğini de bilirlerdi).

Peki bunların “editörleri” ya da “redaktörleri” uyuyor mu?

Aldıkları tonlarla parayı haketmek için, kendi haber bültenlerini izlemiyorlar mı, yoksa izliyorlar da, onlar da mı cahil?

(Not: Bu eleştirimi, genellikle kullandığım üslubu aşan bir sertlikle yazdığımı biliyorum; ama insaf, neredeyse bir yıldır, kimbilir kaçıncı kez aynı yanlışa değiniyorum. Ama millet kös dinlemiş!…)

* * *

Geçenlerde Hürriyet’te son derece önemli bir haber okudum. Derhal sizlerle paylaşmak istiyorum.

Haberde “İstanbul Emniyet Müdürlüğünde, organize suç örgütlerinin ihbar edilmesi için 636 17 34 numaralı telefon hizmete sokuldu” deniyordu.

Bu satırları yazarken, (gece saat 21.30) bir yanlışlık yapmayayım diye, yukardaki numarayı çevirdim, gerçekten de karşıma, çok düzgün Türkçe konuşan ve numarasını çevirdiğim yeri “Organize Suçlar Nöbetçi Amirliği” diye tanıtan bir görevli çıktı.

Medya, çetelerle mücadelede, büyük hizmetler yaptı bugüne dek.

6 Nisan’da da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Şehit Gazeteciler” anıldı.

Orada yaptığım konuşmada, iktidarların ve politikacıların, medya mensuplarını satın alarak ya da şehit ederek öldürmelerinin, medyanın tarihi kadar eski olduğunu ve bununla en iyi mücadele etme yönteminin de yine medyanın güçlendirilmesinden geçtiğini söyledim.

Tabii bu arada hem medyadaki “tekelleşme eğilimlerine” hem de önümüzdeki seçimlerin, katillerin bazılarını Meclis’e taşımaya yardımcı olabileceğine dikkati çekmeye çalıştım.

* * *

İzmir’den yazan Prof. Hasan Nerad şöyle diyor:

“25 Şubat 1999 günlü yazınızda… ‘naklen canlı yayın’ yapılan televizyon programından söz ediyorsunuz. ‘Canlı olmayan naklen yayın’ olabiliyor mu; yoksa Cumhuriyet’i de ‘basılan her (yazıyı) okutacak bir kontrolü mü yok, yoksa okuyucuya bunu çok mu görüyorlar’ diye eleştirecek misiniz?”

Değerli meslektaşım, gerek bana gerekse Cumhuriyet’e yönelttiği eleştiride galiba haksızlık ediyor.

Birinci olarak, her “canlı” yayın “naklen” değildir, çünkü doğrudan stüdyodan yani yayın merkezinden yapılan yayın “canlıdır” ama “naklen” değil, doğrudandır. Ayrıca stüdyo dışından yapılan her “naklen” yayın da “canlı” değildir. Bazı “naklen” yayınlar, önce banda alınır, sonra canlı olmayarak, yani banttan yayınlanır. Bunun örnekleri, futbol stadyumlarından yapılan “naklen” ve “banttan” verildiği için canlı olmayan spor karşılaşmalarında, ya da banda kaydedilen konserlerde pek çok görülür.

Yukarda, değerli okurum için, “‘galiba’ haksızlık ediyor” dedim, çünkü, bu kavramlar artık iyice birbirine karıştı.

Örneğin, Star televizyonu, haber bültenlerinde “kasetten canlı” diye bir not bindiriyor bazı haber görüntülerinin üstüne.

Bütünüyle mantık dışı bir not bu. Çünkü haber “canlı” ise “kasetten değil”dir, “kasetten” ise, “canlı değil”dir.

Star, herhalde, “ben canlı olarak anında görüntüledim, şimdi size kasetten aktarıyorum” demek istiyor ama, ifade tamamiyle yanlış.

Değerli meslektaşım’ın Cumhuriyet’e yönelttiği eleştiri ise hiç haklı değil, çünkü “imzalı köşe yazılarının” “imlasına bile müdahale etmemek, Cumhuriyet’in ilkesi”. Bu da Cumhuriyet yazarı olarak bizim güvencemiz. Dolayısıyla, benim yazımda hata varsa, onun sorumluluğu da gazeteye değil, tümüyle bana ait.

Tabii bu nedenle de uyarısına daha çok teşekkür ediyorum, çünkü doğrudan beni uyarıyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional