Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

SAYIN MÜTEAHHİTLER: BU TEMEL BU YÜKÜ ÇEKMEZ

 

Hiç kuşkusuz “medya” da bir “iş”tir.

Dolayısıyla her medya patronu da bir “işadamı”dır.

Pek doğal olarak, kökeni medyada olmayan her “işadamı” da, medya patronluğuna soyunabilir.

“Müteahhitler” de esas olarak “işadamı”dır.

Öyleyse, “her müteahhit, medya patronluğuna soyunabilir”.

Tabii bu durumda, “medya”nın kârlı bir iş olduğunu varsaymak gerekiyor; çünkü “işadamı” haklı ve doğal olarak “kâr” peşindedir.

* * *

OECD ülkeleri arasında en fazla (14 kanallı Almanya’dan bile çok) özel kanala sahip olan Türkiye’de medya kuruluşları kâr etmiyor.

Özellikle televizyon kanallarının hemen hemen tümü zararda.

(Bir bilgi eksikliğim varsa, her açıklamayı yayınlamaya hazırım.)

Üstelik bırakın televizyon kanallarını, 21 Mart Pazar günkü Milliyet Gazetesinde yayınlanan üç büyük gazetenin bilanço özetlerine göre, medya kökenli tek gazete kalmış olan Sabah bile zararda.

Milliyet’in haberine göre 1998 yılında, Hürriyet 18 trilyon 298 milyar lira, Milliyet 1 trilyon 356 milyar lira kâr etmiş, buna karşılık Sabah 838 milyar zararda.

Şimdi bu durumda, “işadamlarının bu medya patronluğu sevdası niye?” diye bir soru akla gelmiyor mu?

Üstelik, bir başka gariplik daha var ortada: Medya’ya giren işadamlarının büyük bir bölümü müteahhit.

Örneğin, Kent tv’nin sahibi Mustafa Süzer, İstanbul’un göbeğine, “Gökkafes” adı ile “Yirminci Yüzyılda İstanbul’daki Yozlaşma” ödülü alabilecek bir anıtı dikme başarısını gösteriyor.

Kanal 6’yı satın alan Korkmaz Yiğit’in mesleği zaten “yap-satçılık”. Örneğin, Beylikdüzü’ndeki trilyonluk rant kendisini bekliyor.

Danıştay daha birkaç gün önce, devletin santral ihalesine giren ve kazanan büyük medya sahiplerinin ihalelerini iptal etti.

Yani ortada öyle bir manzara var ki, sanki, televizyon ve gazete sahibi olanlar, bu işin kârı için değil, “nüfuz ticareti” için medyaya giriyorlar, ya da medya gücünü, “nüfuz ticareti” yaparak başka işlerinde zenginleşmek için kullanıyorlar.

* * *

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “medyayı” “büyük sermayenin” yönlendirdiği bir sır değil.

En azından ben, 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabımda, Türkiye’yi 21. Yüzyılda yönetecek üç büyük güç içinde “medyanın mülkiyetini de doğrudan ele geçiren büyük sermaye’yi” önemle vurgulamıştım.

Peki öyleyse, bu yazının başlığı ne, ben neyi tartışıyorum?

Her egemenliğin bir raconu vardır:

Örneğin “Milli egemenliğin” raconu, “temel hak ve özgürlüklere riayettir”.

“Mafya egemenliğinin” raconu, “haracını ödeyeni korumaktır”.

“Medya egemenliğinin” raconu da “dürüst, nesnel ve tarafsız haber vermektir”.

Reyting uğruna, bizzat kendi kızını, annesinin tabutu başına konan bir kamera önünde istismar eden baba görüntüsüne dayalı kin ve nefret provokasyonu; tabak çanak promosyonundan otomobil piyangosuna kadar bir fırsatçılık üretimi; ait olunan grubun yoğun bir bedava reklam bombardımanı ve üstüne üstlük, patronun ekonomik çıkarlarına dayalı kaba bir haber saptırması; kamuoyunda, zaten siyasetçiler düzeyine kadar düşmüş olan medyanın “güvenilirlik” katsayısını, bir süre sonra tam bir çöküntü göstergesine dünüştürebilir.

O zaman AGB’nin zaten tartışmalı olan reytingleri bile kimseyi kurtaramaz.

* * *

Bu yazı, diyalektik yönteme olan inancım ile, “Komünist manifestodan beri sermaye, çalıştırdıklarından daha akıllıdır” anlayışı ile yazıldı.

Geçen haftaki yazımı medyadaki “profesyonel” dostlarımı uyarmak için yazmıştım.

Bu yazıda da, “patronları” uyarmaya çalışıyorum.

Tabii gerek medya patronların gerekse medya profesyonellerinin kös dinlediklerini, yani bu söylediklerimin hiçbir işe yaramayacağını biliyorum.

Çünkü sermaye, artık siyaseti örnek almaya başlaldı; medya, gittikçe, iğrenerek teşhir ettiği politikacılara benziyor…

Oysa Türkiye’nin kurtuluşu, ikisinin birbirini yozlaştırmasında değil, ikisinin birbirini ıslah etmesinde.

Ben medyada bunu gören, bilen ve uygulayacak olan patronların da profesyonellerin de hâlâ bulunduğuna inanmak istiyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional