Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

IRAK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER

 

Doğrusu Cumhuriyet’te yazmaya başlayalı beri çok şey öğrendim.

Cumhuriyet yazarlığını bu nedenle de çok seviyorum:

Okurlar çok kaliteli olduğu için, yazaralara sürekli olarak birşeyler öğretiyorlar.

Geçen hafta, Erol Uras’ın enfes konserinden söz etmiştim sizlere.

Bu konseri izlerken, bir başka güzeliği daha yaşadım:

Yanımdaki koltukta, Marmara Üniversitesi Türk Dili Bölüm Başkanı Prof. Emine Gürsoy-Naskali vardı.

Bu değerli biliminsanı bugünlerde, Kırgızistan üzerine çok önemli araştırma ve makaleleri topladığı bir kitabı tamamlamakla meşgul.

Hemen belirteyim, Gürsoy-Naskali’nin derlediği bu kitap aslında Orta Asya Türk Cumhuriyetleri üzerine hazırlanan bir dizi içinde yer alıyor. Dizinin ilk kitabı Türkmenistan üzerine, yine çok değerli bir biliminsanı olan Büşra Ersanlı tarafından hazırlandı ve çok kısa bir süre önce Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.

Evet, gelelim bizim Irak çeşitlemelerine.

Sevgili Emine Gürsoy-Naskali, beni görür görmez, “O Irak o Irak değil” dedi.

Böylece kendisinin sadık bir Cumhuriyet okuru olduğunu, anladım ama benim için daha da önemlisi, “Medya Notu” sütununu da sürekli bir biçimde izlediğini öğrendim.

Bu sütunu izleyenler bilir: İsmi lâzım değil(!) bir kadın siyasal liderimiz, ağızını yaya yaya ve ilk hecedeki “I” harfini uzata uzata, “IIIIIrak” diyerek, kırk yıllık, kısa “I” ile okunan komşumuz “Irak”ın adını “IIIIIrak” yapalı, ben bir kaç kez bu konuda yazı yazmış, hem kendisinin hem de televizyon spikerlerinin yaptığı telaffuz yanlışını eleştirmiştim.

Bir yazımda da bu yanlışın bulaşıcı olduğuna işaret etmiş, neden genellikle iyi şeyleri değil de kötü şeyleri ve yanlışları taklit ettiğimizi sorgulamıştım.

Sonradan ben de yorgun düştüm ve artık “meşrulaşmakta” olan bu “galat-ı meşhur” ile uğraşmayı bıraktım.

İşte bu uyarılarımdan birinde, “komşumuz Irak’ın ismi, Türkçe’de ‘uzak’ anlamına gelen ‘Irak’ sözcüğünden türemiştir” gibi bir de “ahkâm kesmiştim”.

İşte değerli meslektaşım, bu ifademi kastederek, beni uyarıyordu.

Ben tabii, hem bir yeni şey daha öğrendiğim, hem de bu yeni bilgiyi siz okurlarımla paylaşacağım için çok sevindim ve kendisinden bana hemen bir metin yollamasını rica ettim.

İşte geçen gün e postadan aldığım bilgi metni şöyle:

1. Sözlük varlığımızda Türkçe kökenli “ırak” kelimemiz var. Bu kelime eski harflerle, (elif-re-elif-kaf) veya (elif-ye-re-elif-kaf) şeklinde yazılır; anlamı da sizin ifade ettiğiniz gibi “uzak”tır. Buradaki ikinci elif’ler kısa okunur.

2. Yine sözlük varlığımızda Türkçe kökenli olmayıp Arapçadan dilimze girmiş olan ve Latin harflerine döküldüğünde “ırak” şeklinde yazılan bir kelime daha vardır. Bu kelimenin eski harflerle, yani Arap harfleri ile imlası (ayın-re-elif-kaf) şeklindedir. (Kelimenin aslında elif uzun okunur.) Anlamı ise “büyük nehirlerin aktığı düzlüklerde bulunan memleket”tir. Bu coğrafi tanımdan hareketle söz konusu kelime Irak adı verilen ülkenin adı olmuştur.

Yani, aynı gibi görünen bu iki kelime hem köken, hem anlam yönünden farklıdır. Eskiden imla bakımından da farklıydılar.

Telaffuz yönünden bir farklılık var mıdır diyeceksiniz? Arapçanın ayın hari/sesi “gırtlak hıçkırığı”na benzer bir sestir ve Türkçede daima çözümlenmesi gereken bir problem yaratır.

Devellioğlu’nun sözlüğünde de, Irak kelimesi, aynen Gürsoy-Naskali’nin işaret ettiği gibi yazılmış ve karşılığı olarak da “Dicle nehrinden aşağı Basra’ya kadar Şat suyunun iki tarafı” denilmiş.

Ayrıca yine aynı sözlükten, Osmanlıca’da bir Arap Irak’ı bir de Acem Irak’ı olduğu anlaşılıyor.

Osmanlı bunların ikisine birden “Irâkeyn”, yani “iki Irak” diyor.

Bu arada “ırak”ın ayrıca bir de, Türk müziğinin eski makamlarından biri olduğunu anımsayalım.

Gürsoy-Naskali’nin mektubundan da anlaşılacağı gibi “Irak”ı, “IIIrak” diye uzun “I” ile okumak olanaklı değil, olsa olsa, belki uzun “a” ile “Iraaak” diye okumak olanaklı.

Ayın harfinin getirdiği sorun ise, “I”yı uzatarak değil, bu harfi gırtlaktan “çatlatıp” “I”, ile “E” arası bir ses çıkartarak çözülebilir.

Ülkü Giray’ın geçen hafta sözünü ettiğim kitabında, her iki “ırak” sözcüğünün de kısa “I” ve kısa “A” ile talaffuz edileceği belirtilmiş.

Ben, ismi lâzım değil(!), ünlü kadın liderimizden çoktan umudumu kestim.

Ama hiç olmazsa televizyondaki kızlarımız bu yanlışı ısrarla sürdürmesinler.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional