Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

NTV, SERDAR TURGUT VE HÜRRİYET

 

NTV de el değiştirdi.

Benim öğrendiğime göre, NTV’yi, işleri kötü giden Cavit Çağlar’dan satın alan Ayhan Şahenk ailesi, özel sektörün ciddi gruplarından biri sayılıyormuş.

Yeni patronların, NTV’yi kuran Nuri Çolakoğlu’nu işin başında tutacakları ve en azından bir süre yönetime karışmayacakları söyleniyor.

İnsanların zihinlerinde Korkmaz Yiğit skandalı ve bu skandalla bağlantılı olarak, Kanal 6, Kanal E, Genç tv-Kamuran Çörtük, ile Milliyet ve Yeni Yüzyıl olayları daha canlı iken, böyle bir alış-veriş oldukça riskli olabilirdi.

Bu açıdan yeni yönetimin hiç olmazsa bir süre için, kanalın yönetiminde bir değişikliğe gitmemesi çok doğru bir karar gibi gözüküyor.

Yoksa izleyici “yine ne üç kağıtlar çevriliyor” kaygısı ile, NTV’den de desteğini çekebilirdi.

Zaten Türkiye’de medya patronlarının artık, ellerindeki gücü kendi ticari ve ekonomik çıkarları için seferber ettikleri bir sır değil.

İstisnasız, bütün medya patronları, ellerindeki televizyonları ve gazeteleri, ekonomik çıkarları açısından kullanıyorlar.

Hatta bununla da yetinmeyip, en üst düzeydeki profesyonel yönetcilerine, politikacılar üzerinde baskı kurdurarak, iş takipçiliği bile yaptırıyorlar.

Medyadaki tekelleşme önlenebildiği ve medya ile politika arasında tekel ilişkilerine dayalı bir ittifak kurulmadığı sürece, mevcut yozlaşmanın sakıncalarını, yine serbest piyasa rekabetinin ve bizim geleneksel olarak “basın özgürlüğü” dediğimiz medya özgürlüğünün bir ölçüde de olsa törpüleyebileceğine inanıyorum.

İşte şimdi size bir örnek.

Daha doğrusu iki örnek.

Birinci örneği, basından, Hürriyet gibi gerçekten büyük olan bir gazetenin değerli bir yazarından, Serdar Turgut’tan alacağım.

İkinci örneği de birinci örneğe bağlı olarak ben vereceğim.

4 Ocak 1999 Cumartesi günü, Hürriyet’te Serdar Turgut, Medya başlıklı köşesinde, her zamanki gibi önemli bir yazı yazdı.

Yazısında, NTV’deki bir haberi anlatıyordu Serdar Turgut.

Diyordi ki, NTV, geçenlerde bir haberinde, askeri hava alanlarına inen sivil uçaklardan alınan ücretin bir anda yükseltilmesini eleştirmişti.

Oysa NTV’nin sahibinin işyerleri Bursa’da idi ve Cavit Çağlar ihracatını, sivil uçakların inişlerine izin verildiği askeri hava alanının bulunduğu Bursa’dan yapıyor ve ayrıca Çağlar’ın bir de sivil havacılık şirketi bulunuyordu.

Turgut, NTV’nin, sahibinin bütün bu ilişkilerini açıklamadan, sadece doğrudan taraf olduğu bir çıkar çatışması haberini “suret-i haktan görünerek” vermesini habercilik ahlakı ile bağdaştırmıyordu.

Ben Serdar Turgut’a bütünüyle katılıyorum ve böyle bir bilgiyi hepimizin dikkatine sunduğu için kendisini kutluyorum.

Bu çerçevede eski bir olayı anımsadım:

İnterstar kanalı bir zamanlar, patronlarının sahip olduğu Çukurova elektrik olayında Sabancı grubuna karşı öyle bir saldırgan yayın politikası uygulamıştı ki, Sabancılar korkup, Çukurova ilişkisinden kaçıp gitmişlerdi.

“Keşke” dedim kendi kendime, “o sıralarda da Serdar Turgut gibi cesur kalemler olsaydı da bu konuyu da yazsalardı”.

Ama benim vereceğim ikinci örnek bu değil.

Benim vereceğim ikinci örnek, Serdar Turgut’un köşe yazısı yazdığı gazetenin Genel Yayın Yönetmeninin, kısa bir süre, önce kişilik hakları ihlal edilerek dinlenmiş, banda alınmış ve bir politikacı tarafından açıklanmış olan telefon konuşmalarında, gazetecilik ilişkilerini patronunun fabrika yatırımlarının takibini yapmak için kullandığının belirlenmiş olması da değil.

Benim vereceğim örnek, Serdar Turgut’un yazısının çıktığı aynı gün, aynı gazetede, karşı sayfada yayınlanmış olan bir başka yazı.

Bu yazıda Ercan Saatçi ile yapılan bir konuşma “Türkiye’de müzik homoseksüel oldu” başlığı ile aktarılıyor.

Konuşma ayrıca birinci sayfadan da, sol üst köşeden büyük bir anonsla okuyucuya duyurulmuş.

Ama bütün bu “şok edici” röportajda, (Serdar Turgut’un normları -haklı olarak- uyguladığında) çok önemli bir noktanın atlanmış olduğu görülüyor:

Değerli müzisyen Ercan Saatçi, sanatçı niteliklerinin yanında çok önemli bir başka özelliğe daha sahip: Kendisi bu röportajın yayınlandığı gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olan değerli gazetecinin de damadı oluyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional