Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

CEHALET Mİ KÖTÜ NİYET Mİ?

 

Aslında bu yazıda değinmek istediğim birbiriyle ilgisiz iki ayrı olaydan birincisi doğrudan “cehalet” üzerine.

Sabah gibi bir büyük gazetenin, arka sayfası gibi en çok okunan ve bu nedenle de en çok özen gösterilmesi gereken bir yerde üstelik de dikkati çekmesi için ayrı bir renkle belirtilmiş olan bir haberde, Amerika Birleşik Devletleri’nin Eyaletlerinden biri olan Arizona’daki Dışişleri Bakanının kadın olduğu yazılıydı.

Türkiye’deki ilkokul çocukları bile Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Eyaletlerin (ki orada, bunların adına “devlet” denir) dış işlerinde bağımsız olmadıklarını, bu nedenle de bir eyalette “dışişleri bakanı” diye bir ünvanın kullanılamayacağını bilir.

Hadi diyelim ki haberi İngilizceden çeviren kardeşimizin ilkokul bilgisi bile yok.

Bu haberin gazeteye hem de arka sayfadan girmesine karar veren yönetcilerin (dış haberler müdürü, sayfa sekreteri gibi dostların) böyle bir yanlışı görmemelerine akıl erdirmek çok zor.

Haberlerin doğrudan bilgisayar aracılığı ile çevirmenin ekranından sayfaya aktarıldığı gerçeği de bu yanlışı mazur göstermez.

Çünkü o zaman hangi haberin hangi sayfaya ne büyüklükte gireceğine karar verenlerin, bu kararlarını haberleri okumadan verdikleri gibi “kabahatten büyük bir özür” karşımıza çıkar.

Bu yanlışı Sabah gibi bir gazeteye yakıştıramadım doğrusu.

* * *

İkinci olarak ele almak istediğim konu, biraz daha karmaşık.

Önce çok tereddüt ettim doğrusu.

Çünkü konu, Aktüel dergisinde yer alan, aralarında benim da adımın geçtiği bir “aydınlar” listesi, ve bu listeyi oluşturan jüri ile ilgili.

Ben uzun zamandır bana yapılan saldırılara yanıt vermiyorum.

Örneğin, geçenlerde tarihsel bir kültür eksikliğine işaret ettiğim bir genç, Milliyet Gazetesinde utanmadan bana, (güya aldığım Aydın Doğan ödülünü kastederek, ama “kaç paralık adamsın” sözünü anımsatarak) “altı milyarlık profesör” dedi ve bu başlığı koyduğu yazısında hem cehaletinin hem de saldırganlığının en üst düzeydeki örneklerini verdi.

Ben ise yanıt olarak sadece kendisinin bilmediği konudaki eksiklerini tamamlayıcı soyut bir yazı yazarak konuyu kapattım.

Yaşamım boyunca haketmediğim çok küfürle karşılaştım.

Bunların hiçbirine karşılık vermeden, yani eski deyimle “muhatap olmadan” geçtim, kendi yoluma gittim.

Aktüel Dergisindeki dostların aslında “çok münasebetsiz” olan ama en azından “uygunsuz” diye nitelenebilecek davranışları hakkında yazmak konusunda da, “şimdi bu gençler yanıt veremeyeceğim ağırlıkta, küfürle karşılık verirlerse ne yaparım” diye düşünerek bu eleştiri yazısını yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim.

Ama sonunda geçen gün, Hürriyet’te Serdar Turgut’un Arena hakkında Uğur Dündar’ı eleştiren güzel yazısını ve sonra da Dündar’ın aynı gazetedeki düzeyli yanıtını okuduktan sonra, ben de Aktüel dergisindeki dostları eleştirme konusunda biraz daha cesaretlendim.

Ayrıca ne demişler, “Korkunun ecele yararı yoktur.”

Madem “Medya Notu” yazmaya soyunduk, o halde “terleyeceğiz de!”

Evet gelelim Aktüel Dergisi’nin yaptığı münasebetsizliğe:

Aslında kendileri de itiraf ediyorlar ki, devletin yaptığı bir yanlıştan, “85 kişilik Devlet Sanatçıları listesi”nden esinlenmişler.

Tabii, örnek yanlış olunca, yaptıkları işte önemli aksaklıkların çıkmaması olanaksız.

Nitekim, dergide yayınlanan ve okuyucuların, aralarından kırkını seçecekleri, ikiyüz kişilik “yaşayan aydınlar” listesinin eksikleri ve yanlışları hakkında çok kişi yazdı.

Ben en son, Milliyet’te, Nilüfer Kuyaş’ın oldukça kapsamlı ve güzel bir eleştiri yazısını anımsıyorum.

Aslında bırakın bu listeyi, böyle bir seçimin yapılması konusunda da bazı önemli itirazlarım var benim.

Ama Aktüel, liste belirleme sırasında öyle bir hata yapmış ki, seçim yöntemi, olayın kendi içinde taşıdığı münasebetsizlikten daha büyük bir önem kazanmış.

Lafı dolandırmadan söyleyeyim, Aktüel’in yaptığı işin en münasebetsiz tarafı şu:

200 ismin aydın olup olmadığına, aralarında 12 Mart döneminde üniversite çevrelerinde yaptığı muhbirlik ile resmi tarihe geçmiş bir vatandaşımızın da bulunduğu bir jüri karar veriyor.

Sanırım Aktüel, sanatçı seçimini onaylamadığı devlete, yanlış öyle yapılmaz, böyle yapılır diyerek bir ders vermek istemiş.

Çok da başarılı olmuş!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional