Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

YILAN GÖZLER

 

Yılan Gözler bir film.

Bir Brian de Palma filmi.

Başrolünde son günlerde ününe ün katan Nicholas Cage var.

Akmerkezde oynuyor.

Bu sütunun sürekli okurları bilir, zaman zaman “medya kapsamı” içinde olduğu için burada, filmler üzerine de yazılar yazıyorum.

İşte bu yazı da onlardan biri olacak.

* * *

Aslında film, gerek sinema tarihi, gerekse sinematografi sanatı açısından çok önemli bir nitelik taşımıyor.

Senaryosu da, son yılların gerilim filmleri dikkate alındığında oldukça sıradan.

Sonuç olarak, güzel çekilmiş, izleyiciyi sürükleyen olağan bir “aksiyon filmi”.

Peki ben niye şimdi bu filmden söz edeceğim?

Çünkü film, günümüz Türkiyesi’nin gündemindeki çok önemli bir soruna, “çeteler” konusuna ilişkin.

* * *

Nicholas Cage, Las Vegas’a rakip olarak kurulan yeni spor ve kumarhane merkezi Atlantic City’de, yaşamını küçük rüşvetlerle sürdüren, çıkarcı bir polis müfettişini oynuyor.

Bana kalırsa çok da güzel oynuyor.

Aslında bakmayın “sıradan” dediğime, film müthiş sürükleyici.

“Sıradan” sözcüğü, tarihsel ve sanatsal açıdan yapılan bir değerlendirme.

Yoksa günlük yaşam açısından bugünlerde oynayan filmler arasında keyifle izlenenlerden biri.

Bu yazı çıktığında film hâ lâ oynuyor olacak.

Bu nedenle, görecek olanların keyfini kaçırmamak için senaryoyu özetlemeyeceğim.

Ama şu kadarını söyleyebilirim: Brian de Palma, klasik Hitchcock yöntemi ile, filmin ortalarında iyi ve kötü adamları belirliyor ve ondan sonrası bu iki gücün birbiri ile mücadelesi biçiminde gelişiyor.

* * *

Bu yazıda sözünü etmek istediğim konu, Hollywood’un bir süredir, hem de uzunca bir süredir, bu tür gerilim filmleri çerçevesinde, özellikle polisin içindeki rüşvetler, devletin içindeki çeteler ve benzeri konularda, son noktayı sıradan polis memurlarının başarılarının koyduğu senaryolar üretmesi.

Eğer sinemaya meraklıysanız, son yıllarda izlediğiniz Amerikan gerilim filmlerini şöyle bir düşünün, ne denli haklı olduğumu göreceksiniz.

* * *

“Sıradan polisin” önemi nerede?

Neden Hollywood, hep sıradan polisleri başarıya ulaştırıyor?

Sevgili okurlarım “sıradan polisin” önemi, “Hukuk Devleti” uygulamasında yatıyor.

En sıradan bir polis , “Hukuk Devletinin temsilcisi olarak” toplumdaki en büyük gücü, devleti temsil ediyor:

Politikacılardan da, gizli ajanlardan da, zengin holding patronlarından da daha güçlü.

Çünkü o “yasaları” temsil ediyor.

Sonunda da, bu nedenle, gizli ajanlara, aşağılık politikacılara, sapkın subaylara, ikiyüzlü casuslara ve rüşvetçi zenginlere karşı hep “sıradan polis” kazanıyor.

Çünkü kazanan sonunda hep “Hukuk Devleti” yani yasalardır.

Üstelik, bu filmin ilginç bir yanı da, “sıradan polisimizin” kahramanca ortaya çıkardığı komplo için ödüllendirilmesi, ama aldığı rüşvetler için de cezasını çekmesi.

Yani “hukuk devleti” bu filmde iki kez kazanıyor.

Zaten ben de onun için önemseyip, bu sütünda sözünü ettim.

* * *

Darısı başımıza.

Adli polis örgütünü kurarsak, belki bizim de “sıradan polislerimiz” biraz daha etkinleşebilir diye düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional