Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

MİNA URGAN: İŞTE İNSAN

 

Mî nâ Urgan’ın, yaşamından kesitler aktardığı “Bir Dinozor’un Anıları” adlı kitabını hâ lâ okumadıysanız derhal okumanızı öneririm.

“Hâ lâ okumadıysanız” diyorum, çünkü benim elimdeki oldukça eski bir kopya ve 15’inci basım.

Şimdi herhalde 30’uncu basıma doğru yol almıştır bu müstesna kitap.

“Medya Notu” köşesini pek sevmediğimi bir kaç kez siz okurlarımla paylaşmıştım.

Çünkü bu köşe, genellikle yazılı ve elektronik medyadaki yanlışlar üzerine kurulu bir yapıya sahip.

Bu nedenle de insanların gözüme çarpan ya da kulağıma çalınan yanlışları üzerinde duruyorum.

Böylece pek çok medya mensubunu, aralarında desteklenmesi ve yüreklendirilmesi gerektiğine inandığım gençler de bulunan pek çok insanı üzmek ve kızdırmak ve bu nedenle de üzerime saldırtmak gibi, bu yaştan sonra hiç de istemediğim bir sonuç veriyor bu sütun.

Bu gençlerin bir bölümü, bazen nezaket ve terbiye, hatta kimi zaman mantık sınırlarını bile aşan tepkiler veriyorlar.

O zaman daha da çok üzülüyorum.

Nezaket, terbiye ve mantık kurallarını zorlayan tepkilerden, kendim için değil, bu tepkileri gösterenler adına hüzün duyuyorum.

Ama onların, mutlaka olgunlaşacaklarına ve daha iyiye doğru gelişeceklerine olan inancımı da yitirmiyorum.

Her ne ise, gelelim, yaptığı pek çok baskı ile başlı başına bir “medya olayı” haline gelen Mî nâ Urgan’ın anılarına.

Mî nâ Urgan’ın anıları, Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinde, sanat, edebiyat ve siyaset dünyasının en ünlü kişileri ile tanışma ve onlarla yaşamı paylaşma fırsatı bulmuş bir “insanın” izlenimlerini, son derece açık sözlü ve hatta “sivri dilli” bir üslupla okura aktaran bir kitap.

Mî nâ Urgan, herkesten ve herşeyden önce kendine, kendi eylem ve düşüncelerine “eleştirel yaklaşan” bir kişiliğe sahip.

Okur, kitabın hemen hemen bütün sayfalarında, Urgan’ın kendisine yönelik bu eleştirelliğinin, yüksek dozda bir zeka ve ince bir mizahla bütünleştiğini gözlemliyor.

Tabii kendisiyle bu denli açık ve acımasız hesaplaşan bir yazarın, yaşadıklarını aktarırken ne denli ilginç portreler çizdiğini, toplumsal ve kişisel olayları ne denli renkli ve derin bir gözlem gücü ile aktardığını belirtmeye gerek yok.

Kitap boyunca, Mî nâ Urgan’ın tüm çevresi ile, bu arada pek çok yerleşik değer ile nasıl hesaplaştığını, son derece akıcı bir üslupla izliyor okuyucu.

Mî nâ Urgan’ın, pek çok ideolojiyle nasıl ters düştüğünü, onları kimi zaman açıkça, kimi zaman da satır aralarında ince bir zekâ ürünü olan taşlamalarla nasıl eleştirdiğini zevkle görmek için kitabı okumalısınız.

Bu kitabı okuduğunuzda, yaşamındaki esas öge “sevgi” olan bir insanı tanıyacaksınız.

Yazarın “insanlığını”, tüm ideolojilerin üstünde tuttuğunu ve ne denli “insansever” bir kişiliğe sahip olduğunu görecek, “İşte insan” diyeceksiniz.

Hiç tanışmadığım Mî nâ Urgan’ın önce “kendine yönelik eleştirel yaklaşımı”, sonra inanılmaz “açık sözlülüğü” ve son olarak da okuru sarıp sarmalayan “insan sevgisi” beni gerçekten çok etkiledi.

Her yapıt ve her anı kitabı gibi Urgan’ın anıları da sübjektif ve objektif eleştirilere açık.

Tabii, tüm yerleşik değerleri ve güncel değer yozlaşmasını aynı anda sorgulayan bu kitaba, özellikle “milliyetçi-mukaddesatçı-muhafazakâ r çevrelerden” ya da “eski ideolojilerinden döndüklerini iftiharla açıklayan bazı kişilerden” ve “ikinci cumhuriyetçilerden” büyük tepkilerin gelmesi de kaçınılmazdı.

Ama, yazarın gözlemlerini ve yargılarını, en azından onunkilerle aynı derecede sübjektiflik taşıyan kendi deneyimlerimiz ve değerlerimiz ile, üstelik rakının bir zamanlar bazı çevrelerde yaygın olarak su katılmadan içildiği ya da Arap harfli eski yazının okuma-yazmayı zorlaştıran niteliği gibi bazı objektif ve tarihsel gerçekleri bile göz ardı ederek eleştirmek, kendi adı olan Mî nâ kelimesinin Farsça’dan gelmesi ve onun anlamını bilmesi ile Divan edebiyatındaki Arapça ve Farsça sözcükleri yadırgayışı arasında çelişki görmek, Fransızların meyvaları yıkamadığını ve bu yüzden tifo olduğunu söyleyen bir insana “Fransız kültürünü yüceltiyor” demek, ve bütün bunları “objektif eleştirilermiş gibi göstermek”, bir anı kitabına yapılacak en büyük haksızlıktır diye düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional