Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

AKÖZ VE GÜR’ÜN YANLIŞLARI

 

Hocalığın en güzel yanlarından biri sürekli gençlerle birlikte olmak.

Onlara birşeyler verebilmek dünyanın en güzel işlerinden biri.

Belki daha da güzeli, onlardan birşeyler öğrenebilmek.

Tabii bu arada, hocalığın “meslek hastalıkları” da ortaya çıkıyor.

Birinci olarak, eskiyi bilmeyen gençlerin, bilmediklerini de bilmemeleri ve üstelik, neyi bilmediklerini de bilmedikleri için, “cahil cesur olur” misali, tarihsel olarak ciddi yanlışlar yapmaları, uyarıldıkları zaman da, neyi bilmediklerini bilmedikleri için, işi önemsememeleri.

İkinci olarak, demokratik hak ve özgürlüklere yürekten inandığınız ve herkesin düşüncesine, kendinizinki kadar saygı duyduğunuz için, bazen yeterli bilgi sahibi olmayanların da, örneğin sizin bütün ömrünüzü verdiğiniz bir alanda yanlış şeyler söylemelerini gerçek bir saygı ile dinlemek zorunda olmanız.

Ama olsun, ben bu sakıncalara karşın yine de gençlere inanıyorum, onların gerek akademik kariyerde, gerek bürokraside, gerek basında ve televizyonlarda, gerekse siyasette, daha büyük yetki ve sorumluluk almalarını istiyorum ve destekliyorum.

Sadece tek bir koşulum var: Yetki ve sorumluluk verilen gencin de, yetki ve sorumluluk sahibi her insan gibi, zaman zaman “tartışmaya”, yani “mesleki ve ahlaki eğitiminin sürdürülmesine” açık olmasını istiyorum; bu nedenle de yaptıklarının zaman zaman başkaları ile eleştirel bir biçimde tartışılmasından yanayım.

Bu yazı da, bu anlayış içinde, aşağıda belirteceğim yanlışları yapan genç arkadaşlarımın daha mükemmel gazeteciler olması amacına yönelik iyi niyetli bir çaba olarak algılanırsa çok mutlu olurum.

İlk yanlış, Ayşen Gür’ün, Gazete Pazar’da 16 Ağustos 1998 günü yazdığı “Medya eleştirisini külahıma anlat” başlıklı çok aydınlatıcı ve güzel yazısında gözüme çarptı.

Gür, bu yazısında Gavras’ın “Çılgın Şehir” adlı filmi üzerinde durarak, Time Warner film şirketinin, kendi filminde kendi televizyon kanalı olan CNN’in reklamını yaptığını, buna karşılık 20th Century Fox filmlerinde de, aynı sermayeye bağlı olan NBC kanalının reklamının yapıldığını vurguluyor.

Gerçekten güzel bir nokta yakalamış.

Yalnız yazısını bir yerinde “Eski Cumhurbaşkanlarından Celal Bayar’a atfedilen bir söz aklıma geldi. Güya o ‘bu memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz’ demişti” diyor.

Ayşen Gür, yanlış biliyor.

O sözü kimse Celal Bayar’a atfetmez.

Bu cümle, tek parti döneminin Ankara Valisi olan Nevzat Tandoğan tarafından söylenmiştir.

Celal Bayar ise ömrünün son yıllarından, “Bu kış komünizm gelecek” diye garip bir laf etmişti.

İkinci olarak Emre Aköz, 23 Ağustos i998 tarihli Medya Tava köşesinde, “Mina Urgan ve ’77 Kuşağı (3), Fransız Türk’ün tuhaf hikayesi” başlıklı yazısında, Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Anıları” adlı kitabını eleştirirken önce Urgan’dan bir alıntı yaparak, şöyle diyor:

“ ‘Eskiden rakı (susuz) içilirdi. Çok küçük rakı kadehleri vardı. O küçük kadehten önce rakı içilir, üstüne soğuk su içilirdi. (…) ancak o görgüsüz Amerikalılar viskiye buzlu su ya da soda katar. 1940’lı yıllarda Missouri gemisinin İstanbul limanına demir atmasıyla birlikte, biz de onlara öykündük, rakımıza su kattık’ (s.15)

Yanlış! Rakıyı sulu içmek eski bir gelenektir. Bu konuda Ahmet Rasim’in yazdıklarına bakabilirsiniz. ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisini eleştirmek için çok daha ilginç (ve doğru) örnekler bulunabilirdi.”

Burada Aköz, iki yanlış birden yapıyor.

Birinci olarak, rakı o zamanlar, yaygın biçimde gerçekten Mina Urgan’ın dediği gibi içilirdi.

Ben, rakının o biçimde içildiğine Yahya Kemal’li sofralarda gözlerimle tanık olduğum için, bunu çok net olarak biliyorum.

İkinci yanılgı ise, Urgan’ın Amerikalılara yönelik eleştirisinin yanlışlığı üzerine: Urgan’ın sözünü ettiği eleştiri, sadece kendisine özgü bir yargı değil, O’nun kuşağının genellikle (doğruluğu yanlışlığı bir yana) paylaştığı bir kanı. Bu eleştiriyi de kendi kulaklarımla çok kez, o dönemin insanlarından duydum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional