Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

"OKUYUCU"DAN "OKUR"A, TEKNOLOJİNİN DİLDE ZORLADIĞI DEĞİŞMELER

 

Faks ve e-posta ile gelen okur uyarıları gerçekten çok ilginç noktaları vurguluyor.

E-posta adreslerimi bir kez daha yazıyorum: [email protected] veya [email protected]

Gazetenin faks numaraları ise 0212-5138595 ve 0212-5139098.

Faks çekildiği ya da remzi.com. tr'ye e-posta atıldığı zaman mutlaka "Emre Kongar'ın dikkatine" diye başlık koymanız gerek.

Önce doğrudan bana yönelik bir eleştiriyi belirtmek istiyorum (aslında birden çok var ama, bugünlük çok önemli bir tanesini seçtim):

"Okur" ve "okuyucu" ayrımı yapan okur'uma teşekkür ederim.

Gürsel Öztürk, "okuyucu" ile "okur" terimlerini birbirine karıştırarak, "okurlarıma" yanlış olarak "okuyucularım" dediğimi belirtiyor.

Öztürk'e göre "okuyucu" sadece çeşitli görsel ve işitsel kayıtları (lazer disk, plak, video gibi) duymamızı veya görmemizi sağlayan gereçler için kullanılmalı. Eski dildeki "kari" ("a" uzun okunur) anlamına gelen terim ise, "okuyucu" değil "okur"dur.

"Okur"um, bir reklam ajansında çalışıyor.

Dolayısıyla, bilgisayar, tarayıcı, yazıcı gibi sayısal (dijital) teknolojiye dayalı araç ve gereçleri kullandığı anlaşılıyor.

Üstelik de bunları, büyük bir olasılıkla, grafik gibi, resim gibi, film gibi yaratıcı sanat alanlarında kullanmakta.

Kendi kullandığı teknolojinin ürettiği araç ve gereçler ile geleneksel dildeki kavram ve terimler arasında bir ayrıştırma çabasına girmesini son derece olumlu bir davranış olarak gördüğü belirtmeliyim.

Bu nedenle de bu konuya, başlı başına tek bir makale ayırmayı uygun buldum.

Hemen eklemeliyim ki, teknolojik değişme ve gelişmenin dile yansıması son derece önemli bir toplumbilimsel olaydır ve Türkçe uzmanları açısından yeterince derinliğine irdelenmemiştir.

(Bir "Yaşar Kemal Sözlüğü" yapacak kadar, Türkçe ve edebiyat aşığı ve uzmanı olan Ali Püsküllüoğlu bilmem bu konuda çalışmaya ne der?)

Değerli okurumun faksını alınca düşündüm, ben neden "okur" değil de "okuyucu" terimini kullanıyordum?

Biliyorsunuz, her dil, "yaşayan bir organizmadır". Ayrıca "her dilin kendi mantığı vardır".

Peki bu "yaşayan organizmanın mantığı nerededir?"

Hiç kuşkusuz , önce belli kavramları (ister somut olsun, ister soyut) tanımlamalı ve "aralarındaki farkları" belirlemelidir.

Örneğin, ele almış olduğum örnekte, "okuyan" bir gereç ile, "okuyan" bir insan arasında bir farklılık vurgulanıyor.

Bu örnekte, aralarındaki ayrım vurgulanan şeyler sadece insan ile gereç değil, aynı zamanda "okuma" eyleminin niteliğindeki farktır da.

Yani bir gerecin, basılı bir ürünü "okuması" başkadır, bir insanın bir kitabı ya da bir makaleyi "okuması" başka.

Peki ben neden "okuyucu"yu kullanıyordum da "okur"u değil?

Üstelik neden "okur" terimi ilk anda bana "itici" gelmişti?

Çünkü "dilin mantığı" dediğimiz o ele avuca sığmaz "toplumsal akışkanlık taşıyan öge" bana, "okumak" eylemi ile benzer eylemler olan "dinlemek" ve "seyretmek" eylemleri arasındaki ilişkilerin çağrıştırdığı sözcüğü empoze etmişti de ondan.

Tam bu noktada "dilin mantığı" dediğimiz ögenin çok önemli bir bölümünün "ahenk" kavramından oluştuğuna işaret etmem gerek.

"Sevgili dinleyicilerim" ya da "değerli izleyiciler" veya artık argoya mal olmuş, "vay anasını sayın seyirciler" deyişlerindeki "dinleyici" "izleyici" ve "seyirci" terimleri, beni "okur" yerine "okuyucu" sözcüğünü kullanmaya yöneltmişti.

Yoksa, "okur" teriminin genelleyici etkisinde kalsaydık, "izleyici" yerine "izler", "dinleyici" yerine "dinler" "seyirci" yerine de "seyreder" demek gerekirdi.

Yine de teknolojik bir değişme ve gelişmeyi yansıtarak, bir insan ile bir gereç arasındaki farkı vurguladığı için, "okur" terimini sevdim, benimsedim ve gördüğünüz gibi "okuyucu" yerine kullanmaya da başladım.

Yağma kültürüne ram olmuş bir siyasal oligarşinin pençesinde kıvranan günümüz Türkiyesi'nde dilin bu inceliklerini tartışmak, hem de bir günlük gazetede bunu yapmak bir lüks mü?

Cumhuriyet okurları için değil.

Nitekim bu yazı da, Cumhuriyet okurlarından birinin bana yönelttiği bir "ince" eleştiriden kaynaklanmadı mı?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional