Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

SPİKER, MUHABİR VE "ANCHOR PERSON"

 

Spiker, "haberi okuyan" kişidir.

Muhabir, adı üstünde, "haberi veren"dir.

"Haberi veren" kişi, yazılı basında haberi yazan, elektronik medyada ise, genellikle yerinden yapılan yayın ile haberi izleyiciye sözlü ve görüntülü aktaran insandır. Bu kimliği ile her televizyon muhabiri, biraz da spikerlik yapar.

Medyada, bir de, okurun ya da izleyicinin pek görmediği ve tanımadığı bazı insanlar vardır: Bunlara "haber müdürü", "yazı işleri müdürü" ya da "editör" gibi isimler verilir.

Bunların ana işlevi de, hangi haberlerin hangi açıdan nasıl işleneceğine, ne ayrıntıda ele alınacağına ve okura ya da izleyiciye nasıl sunulacağına ilişkin kararları vermektir.

Pek doğal olarak bir de dördüncü bir iş, "yorum" vardır.

Yazılı basında "başyazarların" ya da "köşe yazarlarının", elektronik medyada ise doğrudan "yorumcuların" yaptığı iş, haberleri yorumlamak ve kamuoyuna kendi görüşlerini aktarmaktır.

Haber okuma, haber üretme, haberlerin değerlendirmesini yaparak "haber akışını" düzenleme ve yorum yapma, genellikle farklı nitelikler ve yetenekler isteyen dört ayrı iştir.

Kimi zaman bu farklı işler, durum gereği birleştirilir. Örneğin, seçim zamanlarında gazeteler, köşe yazarlarını, seçmenin nabzını tutmak için "muhabir" olarak görevlendirirler. Ya da görevi haber akışını düzenlemek olan bir "müdür", Başbakan ya da Cumhurbaşkanı gibi bir önemli politikacı ile güncel bir mülakatı doğrudan yapar.

Ayrıca gazetelerin ya da televizyonların, "genel yayın yönetmenleri", kimi zaman, haberleri verirken bile, kullandıkları terimler ve yaklaşımlarla, kendi "yorumlarını", objektif olması gereken haberlerin üzerine monte ediverir.

Eskiden bazı gazetelerin sahipleri aynı zamanda "başyazıyı" da yazar, böylece kendi görüşlerini dürüstçe, okurlara aktarırdı.

Tabii bir haberin gazetede ya da ekranda bize ulaşması, bu denli basit de değil.

Arada, kameramanlardan, montajcılardan, sayfa düzenleyicilerden, redaktörlerden tutun da, stüdyo amirlerine, yönetmenlere, matbaa müdürlerine, yapımcılara dek, düzinelerle çok önemli insan vardır. Üstelik de bunların bir bölümü, bazen çok derin bir sanat yeteneği, bazen de çok ciddi bir teknik bilgi gerektiren yaratıcı işler yapar.

Şimdi diyeceksiniz ki, "Biz bunları zaten biliyoruz, sen neden bir kez daha anlatıyorsun?"

Çünkü geçen hafta yazdığım yazıdaki, "Serap Ezgü gibi değerli ve başarılı bir spikeri, lütfen kötü bir muhabir yapmayın" mealindeki eleştirime, değerli dostlarım Haluk Şahin'den ve Uğur Dündar'dan tepki geldi ve ben onlara, bu haftaki yazımda, bana telefonda aktardıkları görüşleri okurlarımla paylaşacağıma söz verdim.

Türkiye'nin iletişim alanındaki en iyi yetişmiş ve en değerli insanlarından biri olan Haluk Şahin diyor ki: "Spiker-muhabir ayrımı artık geride kaldı. Şimdi televizyonlar, haberle yaşayan, onu hem üreten hem de aktaran, 'anchor person' kavramını geliştirdiler. Biz de yetenekli gençlerimizi, spikerlikten, 'anchor person' modeline doğru eğitiyoruz. Gerek Serap'a, gerekse Yasemin'e bu açıdan destek veriyoruz."

Televizyon haberciliğinde bir çığır açan Uğur Dündar ise, benim Serap Ezgü'ye yönelttiğim eleştirilerin, hem Kanal D olarak gençlerin önünü açma ve onları eğitme programını aksatacağını, hem de adı geçen gençleri demoralize ederek, şevklerini kırma bakımından olumsuz bir işlev yaptığını söyledi.

Hemen belirteyim ki, Kanal D'in "gençlerin önünü açma" ilkesi ve onları "eğitme" iddiası son derece olumlu.

Keşke her kurum elemanlarını eğitse.

Keşke her kurum, elemanlarının önünü açsa.

Üstelik yine Kanal D'nin, Uğur Dündar ve Haluk Şahin öncülüğünde yürüttüğü "haberleri şiddetten arındırma" kampanyasını bütünüyle desteklediğimi belirtmeye bilmem gerek var mı?

Keşke bütün kanallar buna uysa.

"Anchor person" (ya da daha geleneksel deyimi ile "anchor man") nedir, ne değildir, Türkiye'de bu işi kimler yapabilir, ya da kimler yapıyor; o da ayrı bir yazı konusu.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional