Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

 

 

 

 

 

DEVLETİN SANAT İÇİN YAPABİLECEĞİ NEDİR?

Prof. Dr. Emre KONGAR

 

Bütün dünyada yaşanan bir olgu var: Çok sesli müzik ve sahne sanatları kamu desteğine gereksinme duyuyor.

Bu destek verilmediği, ya da azaldığı zaman, üretimde hem miktar hem de kalite olarak düşüklük tehlikesi başgösteriyor.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, Rusya Federasyonu'ndaki sanat etkinlikleri doğrudan doğruya bu tehlike ile karşı karşıya.

Birleşik Amerika'da, senfoni ve filarmoni orkestraları için fon bulmak her gün daha da zorlaşıyor. Orkestraları desteklemek için kurulmuş olan vakıflar her gün daha büyük sıkıntıları aşmak zoruda kalıyor.

Türkiye'nin Lüksü

Türkiye'nin sanatçısı, Mustafa Kemal Atatürk'e çok şey borçludur.

Sadece bir komutan ve bir siyasal devrimci olmayan, bu özelliklerini adeta bir filozof kimliği ile aşan Mustafa Kemal Atatürk, bugün Türkiye'nin çağdaş sanatlarda eriştiği aşamanın mimarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini çağdaş sanat ve sanatçılarla kurmak ve güçlendirmek isteyen Atatürk, devletin tüm desteğini madd>î ve manev>î olarak, sanatçının arkasına koymuştur.

Atatürk'ün ölümünden sonra, aynı geleneği İsmet İnönü de sürdürmüş, böylece, Türkiye'de sanatçı, devleti sürekli olarak arkasında bulmuştur. (Ne yazık ki aynı olguyu "edebiyatçılar" için söylemek olanağımız yok)

Devlet Desteğinin Yarattığı Sorunlar

Sanatçısına destek vermek isteyen Cumhuriyet, onu "memurluk" şemsiyesi altına almıştır.

"Memurluk şemsiyesi", bir yandan sanatçılara madd>î destek sağlarken, öte yandan onları "memuriyetin" bazı sorunları ile de karşı karşıya bırakmaktadır.

Siyasal iktidarların, "bürokrasi" üzerindeki olumsuz denetimi sanatçıları da, ister istemez etkilemektedir.

Ayrıca burada daha da önemli bir sorun, farklı siyasal görüşteki iktidarların, sanatı, kendi görüşlerine göre, en yumuşak tabirle, "yönlendirmek" istemeleridir.

Böylece, sanatçısını, korumak ve desteklemek için, "devlet memuru" yapan görüş, onu "memur gibi itip kakmak isteyen" bir zihniyete dönüşmektedir.

Çözüm Önerileri

Sanat kurumları, benim yıllardan beri savunduğum "üç Ö" formülü ile yeniden yapılandırılmalıdır.

Yaratıcılıktaki özgürlük için özerk yönetim ve bunun sonuda özgün sanat.

Bunun için de devletin sanat ve kültür politikası için "Destekle fakat karışma" sloganını ürettim.

Bu önerimin bir "ütopya" olmadığını sanatçılar biliyor.

Örneğin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, kendi yasasına göre, kendi yönetimini yıllardan beri kendisi oluşturmaktadır.

Örneğin Devlet Tiyatroları, yıllardan beri "özerk bir özyönetim" adına çalışmalar yapmakta, hatta yasa tasarıları hazırlamaktadır.

Politikacıların Rolü

Politikacılar ne yazık ki ünlü "çifte standartlarını" sanat ve kültür alanında tüm etkinliğiyle gerçekleştirmektedir.

Muhalefette iken, iktidarın izlediği kültür ve sanat politikasını eleştiren ve bu nedenle de devletin sanat kurumlarının "özerkliğini" savunan politikacılar, iktidara gelince, ele geçirdikleri denetim ve yönlendirme gücünü yitirmemek için, ya söylediklerini tümüyle unutmakta, ya da sadece, "adet yerini bulsun diye" bir iki göstermelik çalışma ve beyanat ile yetinmektedirler.

Sanatçılara Düşen Görev

Her sanatçı kendi sanat dalında en mükemmeli üretmeye çalışırken bir yandan da, hem sanat ve kültüre ayrılan fonların arttırılmasına hem de devletin sanat kurumlarının özerkleştirilmesine çalışmalıdır.

Bu görev, yani, fonların arttırılması ve özerkliğin sağlanması için çaba harcanması, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleriyle ilgili bir sorumluluk niteliği de taşımaktadır.

Fonların arttırılması, önce, bütçede bu kurumlara ayrılan ödeneklerin yüzdelerinin arttırılması anlamına gelir.

Fakat bununla da yetinilmemeli, Türkiye'nin milli gelirinden pay alan tüm sanayiciler, bankacılar, sigortacılar, ve benzeri faaliyet yapanlar, sanat ve kültüre katkıda bulunmaya yönlendirilmelidir.

Özerklik konusunda ise, artık, politikacıların sanatçıları aldatmasına izin verilmemeli, örgütlü olarak her türlü çaba, politikacıları yönlendirmek üzere kullanılmalıdır.

Ben, her sanatçının, kendi sanatında mükemmelleşme görevi kadar, bu iki konuda da çaba sarfetmesi gereğine inanıyorum.

Yoksa çok kısa bir süre sonra, gösteri yapacak sahne, konser verecek salon bulamaz ve hatta, yaşayamaz hale gelinebilir Türkiye'de.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional