Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

NERMİN ABADAN'IN ARMAĞAN ETTİĞİ KİTAP

 

Emre Kongar

 

 

(Nermin Abadan-Unat 80 Yaşında, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Yayın Vakfı, Ankara, Eylül, 2001, ss. 27-29)

Nermin Abadan-Unat ile "Mülkiye" adıyla bilinen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin ikinci sınıfında tanıştım.

O zaman adı sadece Nermin Abadan idi.

Birdenbire karşımda "tüm dünyadan haberi olan ve her an öğrendiği yeni bilgileri, sıcağı sıcağına öğrencileri ile paylaşan", genç, dinamik, "yürüyen kütüphane gibi" bir hoca buldum.

Aslında hocalarımız arasında Bahri Savcı gibi, Seha Meray gibi, Fikret Arık gibi, Tahsin Bekir Balta gibi, Sadun Aren gibi, Besim Üstünel gibi, uluslararası ünde ve önemde isimler vardı.

Onların hepsinden asla ve asla sadece bilgi değil, kendilerinin de üzerinde durdukları ve her derste özellikle vurguladıkları gibi, öğrettikleri disiplin alanıyla ilgili yöntem, yani düşünme metotları öğrendim.

İşte her biri ayrı bir değer olan ve alanlarında gerçekten önde gelen bilim insanları olan bu hocalar arasında Nermin Hoca, öğrenciye yakınlığı, okuduğu son makaleyi, büyük bir heyecanla sıcağı sıcağına öğrencileriyle paylaşmasıyla ayrı bir yere sahipti.

Doğrusu önce, beynindeki bütün bilgileri, son öğrendikleri de dahil, bizlerle sınırsız bir biçimde ve hemen paylaşmak istemesi, birçoğumuzun aklını karıştırmıştı.

Böyle bir "bilgi bombardımanı" altında bunalan arkadaşlarımızın bazıları, sınavlara nasıl hazırlanacaklarını bile tam kestiremiyorlardı.

Oysa Nermin Hoca'nın bize aktardıkları, sadece "Kamu Yönetimi" alanını kapsayan değil, aynı zamanda toplumsal etkileşimin ve bu arada, iletişimin temel ilkeleri üzerinde de odaklaşan bilgilerdi.

Arkadaşlarımızın aklını karıştıran esas ögeler, gerek toplumsal yaşamın ve iletişimin karmaşıklığı, gerekse, kamu yönetimi alanının sorunlarla dolu tarihi ve güncel durumu idi.

Nermin Hanım, bütün bu sorunları, aslında büyük bir vukufla, temel açmazlara işaret ederek, çözüm önerileriyle birlikte bize aktarıyordu.

Bu arada Türkiye'deki "Kamuoyu yoklamaları" konusunda da hem kuramsal olarak öncülük ediyor, hem de bu araştırmaların Türkiye'de yerleşmesine uygulamalı olarak katkılarda bulunuyordu.

Şimdi pek kimse anımsamıyor ama Türkiye'de siyasal alandaki ilk "bilimsel kamuoyu yoklamalarını" Nermin Abadan yapmış ve sonuçlarını gazetelerde yayımlayarak, konuya tüm toplumun dikkatini çekmişti.

Yirmi yıl sonra, 1980 darbesi ile yönetime el koyan askerlerin ve YÖK'ün uygulamalarını protesto etmek için üniversite hocalığından istifamı izleyen dönemde, bir süre bu alanda çalışarak hayatımı kazanacağımdan o zamanlar hiç haberim yoktu tabii.

Evet, Nermin Abadan, yalnız derin bilgi birikimini değil, toplumsal bilimler ve iletişim alanlarındaki en son bulguları ve haberleri de öğrencilerine heyecanla aktaran bir hoca idi.

Bir özelliği daha vardı Nermin Hanım'ın:

Her dersinde, mutlaka yaşamın ayrılmaz bir parçası saydığı sanat ve edebiyat konuları üzerinde durur, bu alanlardaki kuramsal bilgilerle birlikte son gelişmeleri ve eğilimleri de bizlere aktarırdı.

Gerçek bir "iyi hoca" olarak, anlattıklarını öğrencilerinin zihinlerine yerleştirebilmek için, tartışmalı ders yapar, tartışmalar sırasında, kimi zaman cahilce de olsa, yapılan tüm yorumları "Evet, aferin, ama işin bir de şu tarafı var..." diye yanıtayarak, bize hem yeni bilgiler aktarır, hem de cehaletimizi vurgulamadan, tartışmaya katıldığımız için bizi ödüllendirirdi.

Ders yılı sonunda, en yüksek not alan ve derse katılımda başarı gösteren öğrencilerine kitap armağan ederdi Nermin Abadan.

Bu sadece öğrencilerini "heveslendirmek" ve gelecekteki çalışmalara özendirmek için başvurduğu bir ödüllendirme yöntemi değildi:

Yüreğindeki engin insan sevgisini, öğrencilerine karşı duyduğu büyük aşkı dışa vurduğu bir eylemdi bu kitap armağanları.

Şu satırları yazarken, önümde Fernando Puma tarafından derlenmiş, "The Falcon's Wing Press" yayınevi tarafından yayımlanmış "7 Arts" adlı kitap duruyor.

Ben sınıfın en yüksek not alan öğrencilerinden olamamıştım ne yazık ki.

Ama Nermin Hanım, en yüksek not alan öğrencilere kitap armağanlarını verdikten sonra, "Tartışmalara katılma açısından en parlak öğrencim Emre'ye" diyerek bana da bu kitabı vermişti.

17 Mayıs 1961 tarihinde imzaladığı kitabı, "Kardeşim Emre Kongar'a, geniş dünya görüşünü biraz daha açsın diye, ikinci sınıf anısı olarak, iyi dileklerle" diye yazarak vermiş.

Kitap dans, müzik, tiyatro, resim, heykel, edebiyat ve mimarlık olarak, "sanatın yedi dalı" hakkındaki özgün makalelerden, araştırmalardan ve fotoğraflardan oluşuyor.

Kitabın ilk makalesi Max Brod'un "Notes on Kafka" (Kafka üzerine notlar) adını taşıyan incelemesi.

Yazıyı nasıl bir heyecanla okuduğumu bugün bile büyük bir canlılıkla anımsıyorum.

Tabii çok kısa bir zamanda bütün kitabı hatmettiğimi söylemeğe bile gerek yok.

Sanıyorum, bu kitap, benim ortaokul ve lise yıllarımda, biraz da ailemin etkisiyle ilgi duyduğum sanat ve kültür alanlarına bilinçli olarak yönelmemin dönüm noktası olmuştu.

Bugün gerek bilimsel konularda, gerekse edebiyat ve deneme alanlarında yazdıklarım, okurlarım için küçük de olsa bir anlam ifade edebiliyorsa, verdiğim dersler bazı öğrencilerimin kafalarında ve gönüllerinde çok küçük de olsa, yeni kıvılcımların oluşmasına yol açabiliyorsa, bunu aileme, bütün hocalarıma ve özellikle Nermin Abadan'a borçluyum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional