Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

25 Eylül 2023

10. Sarıyer Kitap Günleri

Geçen Cumartesi günü Sarıyer Belediyesi'nin düzenlediği 10. Sarıyer Kitap Günleri'nin konuğu olarak Başkan Şükrü Genç'in moderatorlüğünde, Zülâl Kalkandelen ile birlikte "DEVRİM VE KARŞI DEVRİMİN YÜZ YILI" konulu bir söyleşi yaptık ve kitabımızı imzaladık.

Benim çok özel gençlik anılarımla dolu olan Kireçburnu'nda, Haydar Aliyev Parkı'nda kurulan fuara Cumhuriyet Kitapları da bir stand ile katılmıştı.

Biz de çok başarılı geçen söyleşimizden sonra, kitaplarımızı Cumhuriyet Kitapları'nın standında imzaladık.

Bütün katılanlara, kitap imzalatan okurlarımıza, bu festivalin düzenlenmesinde emeği geçin Sarıyer Belediyesi çalışanlarına çok teşekkür ederiz.

* * *

Eski Kültür Bakanı, birlikte çalıştığımızErcan Karakaş'ın da baştan sona kadar izlediği söyleşiye Kadıköy ve Beşiktaş'tan gelen hemşerilerimizle birlikte Sarıyerliler büyük bir ilgi göstermişlerdi.

Başkan Şükrü Genç çok iyi hazırlanmış güzel sorularla söyleşimize renk kattı ve onu yönlendirdi.

Kendisini hem kutluyorum hem de kendisine ve bütün personeline çok teşekkür ediyorum.

* * *

Bu konuda https://www.iyigunler.net/kultur-sanat/bogaz-kiyisinda-cosku-devam-ediyor-h351631.html adresindeki ayrıntılı haber şöyle idi:

Boğaz kıyısında coşku devam ediyor

Etkinliğin dördüncü gününde gazeteciler; Emre Kongar, Zülal Kalkandelen, Celal Binzet, yazarlar; Ahmet Ümit, İnci Aral, Işık Öğütçü Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı'nda sevenleriyle buluştu.

Uluslararası 10. Sarıyer Edebiyat Günleri söyleşiler, imza günleri ve masal çadırıyla devam ediyor. Etkinliğin dördüncü günü gazeteciler; Emre Kongar, Zülal Kalkandelen ve Abidin Celal Binzet Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç'in moderatörlüğü üstlendiği " Cumhuriyet'in 100'ünde tarih, sanat, edebiyat" söyleşisiyle, konuklarla buluştu. Ardından yazar Ahmet Ümit, " Bir Aşk Masalı" söyleşisiyle Edebiyat Günleri sahnesine konuk oldu. Masal anlatıcıları; Leyla Takak, Handan Belivermiş ve Gülşah Özdemir Koryürek'in konuk olduğu Masal Çadırı'nda çocuklar masalların dünyasında büyülü bir yolculuğa çıktı. Usta yazarlar ise imza günlerinde okurlarıyla buluştu. Programa; Hollanda Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi David Naves ve eşi ile mikrokredi stantlarını gezerek Başlayan Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Naves'e SAGEM öğrencilerinin yaptığı bir resmi hediye etti.

ATATÜRK, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KÜLTÜR BOYUNTUNU İNŞA ETTİ

İlk olarak söz alan Abidin Celal Binzet, "Atatürk'ün kültür sanata çok bağlı olması en büyük farkıdır. Bu konudaki tabuları yıkmıştır. Atatürk'ün 22 Ocak 1923'de, ' Bir millettir ki resim yapmaz, bir millettir ki heykel yapmaz ise o milletin uygarlık yolunda ilerlemeye hakkı yoktur' anlamında yaptığı konuşma bu işin ateşleyicisi olmuştur. Atatürk, iç ve dış düşmanların çok yoğun saldırıları karşısında düşüncelerinden ödün vermeden Türkiye Cumhuriyeti'nin kültür boyutunu inşa ediyor. Özellikle okuma- yazmanın az olduğu bir toplumda görsel sanatlar aracılığıyla cumhuriyetin çağdaşlaşma, demokratikleşme hareketinin temel öğeleri kitlelerle buluşturmaya çalışılıyor. Devlet sanatı ve sanatçıyı koruyan bir anlayışla cumhuriyetin kültürel yönünü kökleştirmeye çalışıyor. Atatürk'ün yurt gezileri adlı bir projesi vardı. Kendisi göremedi ama devlet her ile on sanatçı gönderdi. Anadolu insanı o güne kadar sanat adına hiçbir şeyle karşılaşmamış. Ne iyi ki yurt gezileri olmuş da Türk sanatı belli bir aşamaya gelmiş. Sanat her dönemde zorluklar yaşamıştır. Çünkü sanatçı daima kendisine verilen kalıpların dışında başka çözüm yolu arar. Sanatın temeli budur. Sanat yerleşik yargılar yerine başka çözüm yolları önerir. Toplumun daha iyi yaşaması yolunda, daha iyi, daha özgür yaşaması, daha çağdaş olması yönünde çözüm yolları arar. Sanatın en büyük özelliği budur. Bu nedenle özellikle yerleşik toplumlarda, dogmatik düşüncenin egemen olduğu toplumlarda sanatçının işi daima zordur" diye konuştu.

CUMHURİYET 15 YILDA KURULDU, 21 YILDIR YIKAMIYORLAR

Yazar Emre Kongar, "İki genel gözlem anlatayım. Birincisi 100. yılda bu korku, bu ilgisizlik, bu çekingenlik nedir? Toplumda müthiş bir korku ve çekingenlik var. Bu nedir biliyor musunuz, iktidar artı emperyalizm. 21 yıllık iktidarın yaptığı, bütün gücüyle yasama ve yürütmeyle birlikte yargıyı da ele alarak, emperyalizmin kültürel ve ekonomik etkileriyle birlikte cumhuriyetin altını oymak, Atatürk'ün altını oymak. Demokrasiyle taçlandırılmış cumhuriyetin altını oyma çabaları. Atatürk bu cumhuriyeti 15 yılda kurdu, 21 yıldır yıkamıyorlar. Ama uğraşıyorlar. İkinci olarak Atatürk'ün yaptığı devrimin teşhisini iyi koymak lazım. Neydi bu devrim. Aynen insan gibi toplumlar da baktığımız zaman görülen gelişme aşamalarına sahiptir. Toplayıcı-avcı, tarım, endüstri ve bilişim. Atatürk'ün yaptığı devrim, tarımda kaldığı için yıkılıp işgal edilen topraklarda endüstri devriminin getirdiği ulus devleri, çağdaş devleti, demokratik, laik hukuk devletini korumaktır. Burada Atatürk, din-tarım toplumu üstüne endüstri toplumunun ulus devletini, çağdaş devletini, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini kurmak istediği için insanlık gelişmesine uygun ama Osmanlı'nın kalıntılarına uygun olmayan bir devrim yapıyor. Büyüklüğü ve dehası orada" dedi.

CUMHURİYETİN VE DEVRİMLERİNİN SAHİBİ OLMALIYIZ

Gazeteci Zülâl Kalkandelen ise, "Mustafa Kemal Atatürk o devrimi yaparken öylesine yalnız ki onu derinden hissediyorsunuz. Kurtuluş Savaşı'nı mücadele arkadaşlarıyla yapıyorlar ama daha ilk mecliste birinci grup, ikinci grup ortaya çıkıyor. İkinci grup Atatürk'ün önderliğine, saltanatın ve halifeliğin kaldırılmasına karşılar. Ama Atatürk tüm kararlarını aynı kararlılıkla alıyor. O devrimi yapıp bırakmıyor. Korumaya devam ediyor. Atatürk'ün vefatından sonra devrimlerine sahip çıkıldığını düşünmüyorum. Sürekli ödün veriliyor. Bence çok endişe duymalıyız. Çünkü 21 yıllık Siyasal İslam'ın yükselişinden sonra ne yazık ki muhalefetin de yeterince cumhuriyetin ilkelerine sahip çıkmaması neticesinde biz bugün bu noktadayız. Atatürk'ün ilkelerinin sahipsiz kalması cumhuriyetimizin 100. yılında hepimizin utancı olmalı. Anayasa her gün ihlal ediliyor. Anayasaya aykırı yasalar geçiyor meclisten ses yok. Bunları söylemek zorundayız. Hepimiz bu cumhuriyetin ve devrimlerinin sahibi olmalıyız. Çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakmak istiyoruz diye kendimize sormalıyız" diye konuştu.

* * *

OKURLARIYLA BULUŞTULAR

Etkinlikte; İnci Aral, Ahmet ümit, Atilla Dorsay, Emre Kongar, Zülal Kalkandelen, A. Celal Binzet, Işık Öğütçü, Erol Mültercimler, Kemal Varol, Pelin Batu, Akın Birdal, Nazım Alpman, Beyza Aksoy, Faruk Duman, Halil Genç, Zeynep Uras, İhsan Eliaçık, Sevtap Çapan, Rıza Zelyut, Murat Menteş, Cemil Kılıç, Leman Dorsay, Esra Kahya ve pek çok Sarıyerli yazar imza stantlarında okurlarıyla buluştu.

* * *

Ağabeyimi 1956 yılı yaz sonunda kaybettikten sonra Çengelköy'deki Vahdettin'in köşküne bir daha gitmemiş ve İstanbulluların yazlığa gitme adetine koşut olarak, okullar tatil olduktan sonra, Büyükdere'ye, cadde üzerinde İspanyol Konsolosluğundan Sarıyer'e doğru birkaç ev sonraki bir evin giriş katına kiracı olarak gitmeye başlamıştık.

Can İren ile birlikte Beyaz Park'tan denize girdiğimiz, Sarıyer'de sinemaya gittiğimiz, yeni kız arkadaşlarla tanıştığımız iki güzel yaz geçirdik orada.

Can İren, Demir Özlü'nün "Bir Uzun Sonbahar" adlı kitabında "Tan" adıyla sözünü, ettiği Şişli Terakki Lisesi'nde benden bir sınıf büyük, olağanüstü zeki ve duyarlı bir arkadaşımdı.

Sonradan Almanya'da yaşama veda ettiğini duymuş ve çok üzülmüştüm.

İşte Kireçburnu, onunla birlikte Sarıyer'den bisiklet kiralayarak gittiğimiz ve Boğaz'ın girişini seyrederek felsefe sohbetleri yaptığımız bir yerdi.

Babamın ölümünü de böyle bir günün sonunda öğrenmiştim.

Bir söyleşi ve kitap imza gününü böyle anıların etkisi altında, karmaşık hatta karmakarışık duygularla geçirdim.

Ne yazık ki, seksen yaşımı iki yıl aştığım şu günlerde bile iç huzurunu yakalamak olanaklı olmuyor...

Ama yaşamın bütün cilvelerine karşın, ben mutluluğu, Atatürk yolunda Cumhuriyet değerlerini, Özgürlüğü, Adaleti, Eşitliği savunmakta ve onlar uğruna mücadele etmekte arıyor ve buluyorum!

* * *

Benim yaşamım hep karmaşık olaylar, duygular ve dalgalanmalar içinde geçiyor.

Bu söyleşi ve imza gününde beni pençesine alan olumlu ve olumsuz olaylar ve duygular arasında, özellikle bir tanesini mutlaka belirtmek istiyorum:

Bir özel teşekkürü de SMA annesi bir takipçime, Arzu Uz Şahin'e borçluyum.

SMA'lılar jçin mücadele eden ve gerekli ilacın ithalatını sağlayan bir annenin, ona verdiğim desteklerden dolayı teşekkür armağanı, sahip olduklarımla yetinme mutluluğumu anımsattı bana.

Kuzu Melo!

Ve SMA annesi Arzu Uz Şahin:

Ona destek olmayı ihmal etmeyin!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 13 Mayıs 2024

Valid HTML 4.01 Transitional